8 Mayıs 2009 Cuma

Öğlen İşte!..


Yakaladığım bir boşlukta, camdan güllere, papatyalara, bahar dallarının pembesine, otların arasında kalmış çiçeklerin morlarına, yağan yağmura bakarken, ve gecikmiş nisan yağmuru tadındaki sicim sicim hale eşlik ederken Manga'nın son ve şahane albümü Şehr-i Hüzün. Düşündüğüm, istediğim bir hafta sonu seyahatinin ertelenmesi mecburiyeti hasıl olunca bir de, yağmur ve çalan şarkılar lambayı yaktı, içimdeki serseri ona eşlik etti ve duacıyım şimdi, o hafta sonu Tırtıl'ın isteyeceği bir animasyon olmasın diye. Çünkü fikrim geldi ve uzun zamandır yapmadığım bir şeye karar verdim .

Yanıma bir fotoğraf makinesi, sevdiğim pastanenin sevdiğim pastalarından bir çeşit yapıp, sıcak suyu da trende kendilerine çay demleyen makinistlerden tedarik ederek, elimde kahve kokusu, trenle eski kente gideceğim bir hafta sonu. Mayısın başı en şahanesi bu güzergahın. Hazır toprak renklenip, yağan yağmurlar dağlardan kopup gelen suları ırmaklara, usul derelere karıştırırken; çiçeklenmiş ağaçların şenlendirdiği istasyon binalarını izlemek, kadınların ter döktüğü tarlaların öğlen sıcağını seyretmek, tren yolcuları öğrenciler, amcalar, teyzeler, çocuklarla konuşmak, tren yolu kara yoluna yaklaştığında arabalarla yarışmak keyifli. Ve elbette eski kentte, ve en tepesindeki yerde, kuş bakışı manzaralar sunan lokantada yenilecek germeç de.

Evet, verilen bu kararın keyfi bu öğlen usuldan karnımı acıktırınca; ve aslında, daha önce verilmiş karşılıklı sözlerin bu yolculukla ilgili düşünü hatırlayınca; ve aslında, aslı gibi anlaşılmamış sözlerin yok ettiği düşleri de göz ardı etmeksizin ama onlara da takılı kalmaksızın; canım hem atıştırıp, hem de bunu zamana tebessüm eden bir öğlen keyfine döndürebileceğim bir şey önerdi bana. Tost yapmaya karar verdim.

Ama bu kez yapılacak tost bir uyarlama olacak.

Elde tost ekmeği olmadığından ve aslında patıl denen ve yöresel bir ekmek olandan da mevcut da olmadığından; aslında yakın bir kasabaya özgü, hatta tren güzergahında olan bu yerde Atatürk Sivas ve Erzurum'a giderken konakladığında, onun için yapılmış ünlü Ata ekmeğiyle çok daha mükemmel olacağı kesin La Paragas usulü bu melez-i tostu: Mecburen, mevcuttaki normal ekmekle yapmak durumunda kaldım.

Durum şudur: Bir yarım ekmek yan ortasından yarılır. O arada enlemesine ve ince ince doğranmış mantarlar tereyağında az miktarda kavrulmaya bırakılır. İnce ince dilimlenmiş yeteri kadar sucuk ekmeğin arasına yerleştirilir. Onların üzerine incecik doğranmış çarliston biber halkaları dizilir. Onların üzerine dilim salamlardan fıstıklı olan yerleştirilir. O arada tavada hallolan ve tam kavrulmadan hafif sularında kalmış mantarlar salamın üzerine dağıtılır. Bir siyah zeytinin çekirdeği çıkarılır ve ince daireleri halinde doğranıp mantarların üzerine koyulur. Çok ince dilimlenmiş iki adet domates en üste koyulup, tüm karışımın üzerine bir çay kaşığı zeytinyağının içine bir miktar (tazesi olmadığından) kuru kekik ilave edilerek dağıtılır. En üste de kalınca bir kaşar dilimi koyulup, ekmek ısınmış olan tost makinesine yerleştirilir. Domateslerin varlığı gözetilerek bastırılır; tost makinesinin üst tarafından. Ekmeğin iki tarafına biraz tereyağı sürüp cızırdattıktan ve arzulanan kızarıklığa getirdikten sonra alınıp bir tabağa tost; kahve, bir fincan çay ya da bir bardak kola eşliğinde keyfi çıkarılır.



Kişiye özel not: Fırında makarnanın malzemeleri hazır. Hatta bir menü de! İçecek tercihiniz var mı? Yoksa menüyü hazır edene mi bırakırsınız?:))

12 yorum:

  1. Neeeee biri acıktım mı dedi??

    YanıtlaSil
  2. yazıyı okumaya başladığım anda duyacağım heyecanın daha önceden tahmin edilmesi midir tercihin sorulması ve vesile ile bir parmak bal çalınması merak etmedim değil :)
    tercihim şefin tavsiyesidir...

    yanlış anlaşılma yok değil mi bu bizzat benim fırında makarna tarifi :) hani nicedir beklenen :)))

    YanıtlaSil
  3. Cevap ikinci soru içindi:))Birinci soru için düşünülen ama yazılmayan cevapta şu:Sizin fırın makarnayı unutmadım ,hatta bir kısmı hazır.. menüyü tam şekillendirememiştim; ki, o da tamam, karar verildi...Yazı tamamlanacak sadece:))

    YanıtlaSil
  4. yazıları özellikle seni gözeterek yemek saatleri sonrasına yayınlıyorum efsacığım...sen değilsin sanırım o acıktım diyen:))

    YanıtlaSil
  5. evet farkındayım :)) saatleri bende kontrol ediyorum da. yinede insanın iştahı kabarıyor. :)))))

    mercimeği de unutmadım, soslu yemeği de. :)

    birde bugun cumartesi parti varmı? varsa ben katılamıyorum çünkü bizim laptop sonunda hastaneye yattı. 5 gundur ayrıyız. bensiz olsun bu cumartesi.
    haftaya inşallah :))

    YanıtlaSil
  6. çok geçmiş olsun çok üzüldüm bak laptopa ,bu durumda parti yapamayız senin laptopun bizim laptopumuz sayılır...Bu acı çok gelir bize...İnşallah iyileşir kısa zamanda ayağa kalkar da onun sağlığı şerefine sen yaparsın artık bir parti:))tekrar geçmiş olsun vah vah gençti de di mi?:))

    YanıtlaSil
  7. evet gençti, daha 10, taksitteydik :)

    YanıtlaSil
  8. pekde gençmiş naparsın geliyor başa işte üzülme sen dua ediyoruz kısa zamanda ayağa kalkar inşallah inşallah arkasından ağlayan bir başka bilgisayar yoktur:))

    YanıtlaSil
  9. laptop üzdü beni, parti olmayışı daha da çok... ama dert değil kederden içeriz bu gece de :)

    makarnaya olan hasretimden ne pilavlar eskittim demek geldi içimden :)

    YanıtlaSil
  10. Hasret sona erecek ,biraz daha pilav sabrı...:))

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP