Disco Burger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Disco Burger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2026 Cumartesi

Yılınbaşında

Yeni yılın ilk günü ya da eski yılın son günü, şu an pek hatırlamıyorum.

Bende her zaman olduğu gibi heyecan tavan.

Enn sevdiğim kadınla buluşacağım.

Ben başka bir yer düşünürken O Discoburger diyor; bizim evin dibi, aslı ev ve yeni hali güzel detaylarla oluşturulmuş pek sevimli bir bar, çocukluğumun bir kaç adım önü, aşkla sevilesi bir mekân, sakin.

Başka yerlerde kıyametler kopuyor. Bizse dalgaların sesindeyiz. Sohbet çok keyifli, kelimeler pırıl pırıl akıyor.

Ahh çokk sevgili kar!

Sizin için yağıyorum, diyor. Bir koşu eve gidiyorum. Onun için aldığım hediyem evde,

şimdi sırt çantamda,

çocuk sevinçlerimle dönüyorum.

Mekânın kedisi onca hengâmeye rağmen uykuda ve hemen arkamızdaki masanın koltuğunda. Dünya umurunda değil, sanırım o da mekânın boşluğundan ve huzur veren ortamından mutlu.

Karşımdaki çıtırın gözlerinden, sözlerinden ve kelimelerinin şırıltısından kendimi alamıyorum.

Kelimeleri sakin bir dere gibi, yürekten cümleler şırıl şırıl akıyor. Onca yıla rağmen onu hâlâ taptaze duygularla seviyor olmama bayılıyorum; ilk buluşmasındaki çocuk heyecanım muhteşem.

Coşkuluyum, onunla bir gelecek dilimin ucunda, hayallerim derya deniz, bir çevre temizliği için biraz zamana ihtiyacım var.

Mutluyum, bir koşu ve pek heyecanla eve geçiyorum, onun için aldığım ve içimi mutlu eden hediyem şimdi sırt çantamda.

Bu anlara, koşuşturmalarıma bayılıyorum, heyecanım yeni yetme bir delikanlı kıvamında. Hediyem benim sırt çantamdan onun sırt çantasına transfer oluyor.

Gelsin ikinci biralar... Aksın cümleler ve ben onun konuşurken yüzünde oluşan mimikleri ile kelimelerinin oluşturduğu senfonide yok olayım.

Kar muhteşem, mekân sıcacık. Kedi uykusundan uyandı ve şöyle bir tur atıp aynı yerine döndü ve uykuya daldı. Bir iki masaya yine çok tatlı bir iki genç çift geldi. Ortam çok keyifli, gümbürtüsüz ama doya doya yaşanası bir an.

Kar dozunu biraz daha artırdı, bir yılbaşı ancak bu kadar romantik ve keyifli olabilirdi.

Hani bazı akşamlar ya da anlar vardır, elinden tutarsınız ve salmak istemezsiniz, o ruh hali muhteşemdir.

Tam da bu andayız.

Sıcak, sımsıcak, çok sevimli, enfes müzikler çalan, sakin, huzurlu bir mekân ve dışarıda enfes bir kar.

Elbette müzik seçimleri, sesin dozu muhteşem. Bizim mahalle, bizim sokağın kenarı, denizin dibi ve muhteşem dakikalar...

Daha ne olsun diyor insan...

Sohbet keyiften ölmeye devam ediyor. Ben bu tatlı, çokkkk tatlı, gözlerimi alamadığım kadını dinlerken bir yandan, hiç eksilmeyen ama hiç eksilmeyen gülümsememle şansıma şükranlarımı yolluyorum.

Tam da bu an işi arabeske vurmanın zamanı diyor iç sesim; ona uyuyorum.

Gelsin fıçıdan buzz gibi biralar, kedi enn sevdiğim kadının kucağında, aralarındaki ilişki muhteşem.

Masa pek hoş, enfes bir burger tabağına üç enfes çeşit turşu eşlikçi, patates dilimleri sürreal, minicik kayıklar gibi incecik, denizin sesi çalan şarkılara vokal, karşımda sanat eseri bir kadın ve dilimde olup da şu an kuramadığım ama zamanını bekleyen sessiz ama coşkulu cümlelerim...

Otobüs durağına yürüyoruz,

ayak seslerimizde kar.

Bir minübüs yanaşıyor,

Gidince ara beni diyorum,

arıyor.

Kafamda pırıl pırıl planlarla eve doğru yürüyorum.

12 Ekim 2024 Cumartesi

Bizim Mahallede Bir Akşam Ve...

Geçen hafta,

günlerden pazar...


Enn sevdiğim kadınla bir mekânda takılalım bu hafta sonu düşüncemiz var. Neresi olsun konusunda ân itibariyle seçim yapmış değiliz.

Tercihi ona bırakmış durumdayım.

Sonra, bir vakitte telefonum çalmış mı yoksa ben onu aramışım da ulaşamamışım mıyı hatırlamıyorken, cevapsız arama mesajını görüyorum sabit telefonda ve geri arıyorum.

Onun önerisiyle eş zamanlı olarak bir vaoww sesi çıkıyor içimden, ama sessizce. Karar çok şaşırtıcı, ve gülümsetici,

çünkü!



Bu sabah uyanıyorum. Gün erken, biraz sonra kahvaltıyı aradan çıkarmayı düşünüyorum ve iki dilim kızartılmış tam buğdayın arasına haşlanmış ve dilimlenmiş yumurtayı yerleştirip, üzerine de dilim kaşar ve dilim salam ekliyorum.

O halde çay.

Çalışma odama geçiyor, bilgisayarı biraz geri iteliyor, onun boşluğuna da tabağımı ve çay fincanımı yerleştiriyorum. Ufak ufak atıştırırken de blog yazılarına göz atıyor, yeni yazılara yorumlar yazıyorum ve tam o sırada Fransız'ın cam korkuluğu ile cam kapı arasındaki, bulunduğu yerden kurtulmaya çalışan, çoookkkkk tatlı bu minik kuşu fark ediyorum. Benzer durum çok yaşandığından ve bizim çatı her çeşit kuşa ev sahipliği yaptığından, gülümseyerek yerimden kalkıyor, Fransızın tek kanadını açıyor ve etrafı seyretmekteyken artık çırpınmaya başlayan ve korkuluktan bir çıkış yolu bulamayan ve varlığımla da ekstra telaşlanan miniği yakalıyor ve uçuruyorum.


Geçen Hafta Pazar

Enn sevdiğim kadın arıyor, günün en güzel, ruhları dürtükleyen saatleri. Yer seçimi için benim tercihimi soruyor. Bir iki yer söylüyorum ama son karar onun. Cehennemin dibi dese kabulümdür. Ve bombayı patlatıyor.

"Disco Burger'e ne dersin?"


Hımmmm...

ne derim acaba?



Mekân komşu evlerden biri, çocukluğumuzun ve komşuluğumuzun, bağ bahçeli yıllarımızın, uçsuz bucaksız yeşilin, burnumuzun dibindeki ve sanki sadece bize aitmiş gibi duran denizin dibi. Yıllar yıllar sonra, imar uygulamalarının ardından parsellere bölünen, parsel aralarından yollar geçen, kaçınılmaz bir yapılaşmaya sebep olan, toprak sahiplerine önemli rantlar sağlayan coğrafyamızın, mirasçıları tarafından, anne babanın ölümünün ardından ev halinden çıkarılıp bir mekâna kiralanan ve açıldığı günden beri adım atmadığım, atmadığımız, daha çok gençlerin takıldığı bir nokta. Ve her gün burnumun dibinde olan, elemanları ile her gün selamlaştığım, adı Disco olan köpekleri ile kankalık ilişkim olan ama tekrar edeceğim üzere içine adımımı atmadığım yer.

Ân itibariyle Meteoroloji'nin duvar dibine park ettiği arabasında midye dolması satan abiyle sohbetteyim ve ne giysem kararsızlığım yüzünden de geç kaldığım için bana doğru yürümekte olan enn sevdiğim kadın konusundaki endişem, artık yerini terk etmiş durumda ve bir yandan abiyle sohbet ederken de gözlerim onun geliş yönünde... Derken ben, yüzümde enfes bir gülümseme; mekânın bahçe kapısına doğru, gözlerimi ondan alamadan, yavaş adımlarla yürüyorum.

Elbette sarılmaca ve elbette öpüşmece ve elbette coşmaca...

Mekânın tavanı açılan iç kısımdaki, eski evin dokusu bozulmadan dekore edilmiş hali sevimli geliyor bana... Bu gece bira gecesi, veriyoruz siparişi ve kendi burgerleri Disco Burger'den istiyoruz, elbette patates de; burger tabağında olacaklara ek olarak. Ama Angaralı Yarim'in gözlerini parlatacak olaysa az sonra masamıza donatılan turşular oluyor. Bu aslında benim için de şaşırtıcı lakin Angaralı Yarim'in gözlerinin parlamasına sebep oluyor çünkü Angara'nın şanıdır biranın yanında turşu.

Keyifliyiz, sohbet güzel... Derken bir baskına uğruyoruz; enfes bir müzik, enfes bir grup, nefesliler nefes kesici, seçilen şarkılar tavan, coşku Ukrayna'ya varıp geri dönüyor sanki. Gençlerin eller havada...  ve İzmir'in Dağlarında Çiçekler Açar'la muhteşem final. Alkışlarla uğurluyoruz mekân gezmesinde olan bu şahane grubu.


Ve D.J. iş, gençler pist başında, vakit gece yarısına yaklaşıyor, kafalar sanki biraz daha güzelleşiyor, final birasını istiyor ve bölüşüyoruz. Yine keyifli bir akşam. Bizim durağa doğru biraz sarmaş, biraz dolaş yürüyoruz. Otobüs'ün geliş saatine kadar epeyi zaman var. Bizim ön bloğun arka blok tamamlanmadan önce kullandığımız 6. kattaki dairesini ve O'nunla geçirdiğimiz enfes günleri...

düşünüyorum.

O'nu otobüse bindirip geri, eve döneceğim. O, geldim evdeyim, diyene kadar bekleyeceğim. Sonra biraz bilgisayarda takılıp, belki televizyonu açıp, O'nun da içinde olacağı, biraz daha zamana ihtiyacı olan bir gelecek için aldığım -bazı- kararlarıma gülümseyip, uykuya koşacağım.

İLETİŞİM İÇİN

mucanberk@hotmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP