2 Ekim 2008 Perşembe

İtalyan Usulü Soygun... İtalyan İşi' nin Atası


Sinemanın, televizyonun etkisinde bir duraklama dönemine girmediği, insanların şık giyimlerle, kadınların özenle taranmış ya da kuaförden çıkmış saçlarla geldiği, sezonluk kombinelerin alındığı 70 li yılların ortalarında; filmlerin ilk gösterimlerine (bir anlamda galasına) sahne olan cumartesi 18 seanslarından birinde, aileye o gün eksik birinin yerine eklenmiş bir ufaklık olarak izle (yeme) miştim filmi...

Bu ambiyans her ne kadar egolarıma gaz verse de, ailenin sınıfsal bir sıçrama yapması arzusuyla yanıp tutuşan ''en amcamın'' tutkunu olduğu, az uzağımızdaki kalabalıkta duran; siyah saçlı, siyah elbiseli sevgili hayaline de abone olunduğunu hissedebiliyordum...

Önümdeki uzun boyları aşamadığımdan bir şey anlayamayıp uyumayı tercih ettiğim o geceden sonraki bayram sabahının güneşli parıltısında, el öpmelerin harçlıklarını cebe koymuş; çetemin diğer elemanlarıyla buluşmuş; bayram sabahının iki film birdenli 10.30 matinesine koşturup biletleri karaborsada satanlardan alırken, bir an öncenin kaynayan kurtlarının heyecanında ikinci kez izlemeye başlamıştım...

Bazen geçmişten eksilen bir binanın önünden geçmeyi sevmem, anılarımda yer etmiş eskinin bir lokantası yıkıldığında veya yer değiştirdiğinde yeni yerine gitmem, yaşadığım tadı severim, bozulsun istemem...

İtalyan İşi çevrildiğinde ne elim DVD raflarına, ne de ayaklarım sinemaya gitti... İzlemedim ve izlemiyeceğim (belki)... Çünkü italyan Usulü Soygun'dan aldığım tadı, yine bir bayram keyfiyle seyrettiğim Son Ultümatom'dan alabildim onca yıl sonra...

Mini Cooper'ların neredeyse başrol oyuncusu gibi akıllara kazındığı, olağanüstü takip ve kaçış sahneleriyle unutulmaz; ucu açık finalini herkesin hayallerinde ve yüreğinde farklı anlamlandırdığı; ince ve şık mizahıyla keyifli, zeki, heyecanlı, stili olan bir soygun filmiydi...

İzleri ve anıları derin bu film, sinema yolculuğumun önemlilerinden biridir. Her ne kadar yenisini bilmesem de, bu filmin aristokrat duruşunu aşabileceğini sanmıyorum.

Kaç film kısa pantolonlu çocuklara sokak aralarında tel direksiyonlu Mini Cooper'larla -üstelik hırsız olma tercihiyle- soygunlar yaptırıp su birkintili çamurlar içinde polislerden kaçırır ki ?

Bir yerlerde rastlarsanız kesin izleyin! Sanırım hak vereceksiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP