27 Ocak 2009 Salı

Babil...(Babel)


Bütün anlatmak istediğinin altını filmin sonundaki ''anlamak için dinlemelisin'' cümlesiyle kalın kalın çizen... Zannetmeler ve algılamalar: Farklı coğrafyalarda ve ona bağlı olarak o coğrafyaların yarattığı kültürlerde davranışlara nitelikleri anlamında ve iletişimsizlik noktasında farklı özelliklerle bakıyor da olsa, insan olmanın bedellerini her yerde benzer şekillerde ödettiğini ortaya koyarak; paralel hayatların farklı gibi gözüken hikayelerinin aslında birbirleriyle nasıl ilişkilenebileceğini aynı film içinde çok anlamlı ve güzel biçimde anlatmayı becerebilen usta bir yönetmenin: Diğer filmlerindeki gibi duygu odaklı, izleyiciyi bu anlamda tatlı tatlı besleyen bir anlatımla, başlangıçta biraz sıkıyor gibi gözüken bir ritmle ama yine de beklentiler yaratan bir heyecanı ayakta tutarak, gittikçe artan temposuyla sonuna kadar sürükleyen bir film Babil...

Oyuncuları, büyük bir ustalıkla ve eşit sorumluluklarla filmin içine yerleştirmeye başarmış... Belki de İnarritu'nun izlediğiniz her filmi gibi oyunculardan önce, evet bu yönetmenin filmi dediğiniz... Japon kızın, filmin genelinde daha derinden duyumsadığımız yalnızlık duygusunun eğlenmek için gittiği mekanların tüm gürültüsünden nasıl uzakta olduğuna vurgu yapan ve filmin o anlarını kızın dünyasından hissetmemizi, filmin sessizleştiği anlarla kafalarımıza çakan... Son yazdığı andan itibaren müthiş bir keyif ve duygu yoğunluğu ile kendinizi filmin içindeki her karakteri çok insani ve herbiri için farklı duygularla düşünüyor olurken bulacağınız; aynı filmin bütünlüğü içinde bir çok farklı öyküden oluşmuş kısa filmler izlediğiniz, çok güzel bir sinema şölenidir. İzlenmelidir.

3 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Bence Crash filmine çok benziyor yani ilerleyişi bakımından. güzeldi ama Crash tercihimdir yine de.

    YanıtlaSil
  3. Oldukça zamansız bir yorum olacak ama yeni bir blogcuyum ve yeni keşfettim La Paragas'ı..

    İnnaritu en sevdiğim yönetmenlerden biri.Amores Perros, 21 gram gibi Babel'de hayranlıkla izlediğim bir film oldu.Filmlerinin kurgusu ve kesisen hayatlar etkileyici.La Loba arkadaşa katılmıyorum.Crash ,belki bu kesişmeler anlamında benzerlik gösterebilir ki (bu innaritu tarzı ve paul Haggis esinlernmiş olabilir :) )bence tam bir amerikan propogandasıydı.innaritu babel'de tekvin den esinlendiğini söyler.Efsaneye göre:Kendisini, her yönden gelişmiş ve ilerlemiş gören insanoğlu, göğün en yükseklerine ulaşma, Tanrı'yı görme, Cennete varma arzusu ile birleşerek, 'babil kulesi, olarak adlandırılan. göğe doğru yükselen bir yapı inşa etmeye başlarlar. Bu kibirlerinden dolayı öfkelenen Tanrı, bu insanları cezalandırmak için, aynı dili konuşabilme özelliklerini yok eder ve her birine ayrı bir lisan verir. Artık birbirleriyle iletişim sağlayamayan insanlar kule yapımını bırakmak zorunda kalırlar. Anlaşamamazlık zamanla sevgisizlik ve huzursuzluğu da bereberinde getirince dünyanın dört bir tarafına dağılırlar.
    bence filmde sevgisizlik ve iletişimsizliğin yanı sıra globalleşmenin sadece gelişmiş ülke insanına yaradığıda vurgulanıyor.

    Bu arada blogunuz çok güzel.

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP