10 Şubat 2023 Cuma

Görüşmek Üzere Kankalar!

Sokağa dalıyoruz. Öyle coşkuyla çağırdı ki, girmemek olanaksız. Karşılaştığımız insanlara bakarsak, ağırlıkla savaş topraklarından gelen aileler ve daha alt gelir gruplarından insanlarımız... ve de öğrenciler.  

İşte bir bakkal daha, mahallenin bakkalı, çıkmakta olduğumuz yokuşla kesişen sokakta. O ara iki çocuk gözümüze çarpıyor, 10-11 yaşlarında, bakkalın daha ilerisindeki ışık alan yerdeler. Sonra bir ilave daha oluyor. Mika bir top var ayaklarında. Küçük bir top. Birbirleri ile şakalaşıyor olsalar da bakışları bizden yana.



Sokak taze çamaşır kokulu. Pencerelerdense lezzet fışkırıyor. Aynı çantalar ve aynı montlara sahip üç minik kız, el ele, tepelerinde kurdelelerle okula uğurlanıyor. Pırıl pırıl  genç kız, muhtemeldir ki üniversiteli, yokuşu çıkıyor; gözlerinin ucu bizdeyken ve dudağının kenarındaki minik gülümseme çok şey anlatırken... Gülümsüyoruz. Hoş bulduk. Ne kadar çok hem de.

O ara top arkamızdan yuvarlanıyor, mesaj yüklü. Lacivert ve küçücük. Duygusu kocaman. En bayıldığım kadın ki kendisi bir Alkara'dır, yuvarlıyor bir plase ile topu sahibine... O top bir kez daha geliyor. Ve bir kez daha gidiyor.

Yan yana yürüyoruz, beş arkadaş. Dillerin anlaşamadığı bir an. Duygularımız anlaşıyor. Fotoğraflarını çekmemizi istiyorlar. Gurbetin üç atlısı: Şaban Ahmet ve Muhammed ikisinin adı. Üçüncüyü ne yazık ki hatırlamıyoruz. Bir not defterim olmalı benim!



Fotoğrafları ulaştırmamız lazım! İletişimin bir yolu yok. Bir mail adresleri olsa keşke... Birlikte iniyoruz yokuşu. Onlar Habibi Neccar'da kılacaklar namazlarını. Türkçeleri üç beş kelime. Bir yerden çıktı alsak... Çocuklardan yardım istiyoruz. Önerecekleri bir yer yok. Bir iki yere bakıyoruz birlikte. Sonuç sıfır.

"Biz çoğaltır, dönmeden bakkala bırakırız, siz de iki gün sonra oradan alırsınız. "

"İki gün sonra ama!"

Anlaştık.

Vedalaşıyoruz.

Müzeyi falan unutuyoruz. Fotoğraflar en önemli meselemiz. Bir dijital baskıcı görüyoruz, anlaşmak zor. Bir misafir esnaf daha... Bir çocuk katarak başka bir dükkâna gönderiyor bizi. Orası da tekrar buraya. Aslında ikisi de aynı insanlara ait, buna hep birlikte gülüyoruz. Ofiste, temiz yüzlü, hafif sarışın bir genç adam daha var. Telefonu ile görüntülü bir görüşme yapıyor, kendi diliyle. Bilgisayarın başındaki ile mutabığız. Gönderiyoruz resmi. Ebat konusunda anlaştık. Baskı başladı.

Bir küçük kız giriyor içeri, sarı saçlı. Sırtında okul çantası. Tatlı mı tatlı. Dükkânın sahibi olduğunu sandığımız kişi ile sarılıyorlar. Sarışın genç adamın kızı olduğunu öğreniyoruz, "Sizin mi?" diye sorunca ötekine... Fotoğraflar tamam. Sevinçliyiz. "Ne kadar?" "15 TL," diyor, dört foto için. 10 TL'ye anlaşıyoruz.

Sarışın genç adam, çaylarımızı içerken, "Dil sorunum olmasa," der gibi. "O kadar şey söylemek isterdim ki size," diyor bi de.. "Ehlen ve sehlen diyerek anlatabilirim belki her şeyi." Ehlen ve sehlen'i anlıyoruz sadece, yüzündeki ifadeden de diğerlerini. Ötelenmişlik yaşayan bir kalbin takdir cümleleri, bunu biliyoruz. Yurdundan olmak, yabancılık çekmek, kendi gettolarının dışında yalnız kalmak ve aşağılanmak kötü. Bunu görüyoruz.

Habibi Neccar'ın avlusundayız. Cemaatin çıkmasını bekliyoruz. Takunyalar ve tıkırtılar pek ahenkli. Çocukların bu kadar kalmayacaklarına kanaat getirip mahallenin yokuşunu çıkıyoruz yeniden.

Çok mutluyuz. Az önce bakkala teslim ettik fotoğrafları. Ödüllendirelim o halde kendimizi. Caddede bir gariban pastane. Mahalle gibi. Vitrindeki kabak tatlısı tahrik edici...*

Çoookkkkk teşekkür ederiz kankalar!

Görüşmek üzere...



*Ulak Top, Kireçte Kabak, Çocuk ve Müze


6 yorum:

  1. Ah Hatay... Ah Maraş... Ah benim ülkem, ah...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zor... Bir şehrin değil de bir evin insanlarıymış gibi oradaki ilişkiler, muhteşemdi yani. Sadece bi kaç gün içinde ne kadar insan kattık hayatımıza... Şehir geri gelir ama o ruh gelir mi emin değilim...

      Sil
  2. Gidip de bir türlü görmek kısmet olmayan yerleri artık eski fotoğraflar ve kartpostallarda görebilecek olmak çok acı. Bahsedilen otelleri, kiliseleri, lokantaları, kahveleri, dükkanlarıyla kocaman bir coğrafik bölge harap oldu. Çok üzgünüm...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdikiler değil de umut ettiklerimiz gelirse yeni seçimle... Ve onlar projelendirip yaparlarsa. Yeniden muhteşem bir coğrafya olacağını söyleyebilirim. Önceki yorumda bahsettiğim gibi ilişkileri güçlü ve ortaklaşabilen, kültürlü ve örgütlü bir halkı var çünkü.

      Sil
  3. Diyecek söz bulamıyor insan. Her şey eskide kaldı.

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP