1 Ocak 2022 Cumartesi

Eh İşte Yılbaşı

Güne erken başlıyorum. Yılbaşı pastası ve çocukların talebi tatlı için erkenden yola çıkıyorum çünkü henüz seçilmeden ve kalabalık oluşmadan aradan çıkarmak istiyorum. Niyeyse bu kez pastayı Türkân'dan almayı değil de geçenlerde yazdığım profiterollü pasta arzum nedeniyle, yine lezzetli pastalar yapan ama asla bir Türkân olamayan pastaneden almak istiyorum. Düşüyorum pırıl pırıl, bahar tadında günün sokaklarına. Tırtıl covid-19 nedeniyle giremediği vizelerinin telafi sınavlarının sonuncusuna girecek ve uçağı da akşam 22:00 civarı havaalanına inecek. Bu yıllar önceki bir yılbaşı anımızı hatırlatıyor bana. O kez kızkardeşim, üniversiteyi okuduğu Ankara'dan gelecekti ki en komik, aynı zamanda en aksiyonlu yılbaşı akşamlarımızdan biriydi; tüm kuzenler birlikte bekliyorduk şehrin girişinde, gelecek otobüsü. Kimbilir bir gün o unutulmaz geceyi daha detaylı yazarım belki.

Önce peynircime uğruyor, eksikleri alıp sırt çantama atıyorum. Şimdi pastanedeyim, o da sakinlik içinde. Reyona yanaşıyor, üzeri profiterollü, etrafı ince çikolata kasalı pasta için tamamdır diye düşünüyor, daha önce yediğim tek kişilik pastadan hareketle içinde de profiterol var mı diye soruyorum. Benimle ilgilenen hanımefendi bunu bir başka kişiye soruyor. O da var deyince onayımı tamamlıyorum. Sonra büyük oğlanın talebi doğrultusunda tatlılara geçiyor, tadımlık olsun diye toplamda yarım kilo olmak üzere "Sarma ve şöbiyet, lütfen," diyorum. Torbalar elimde çantam sırtımda eve dönüyorum. Benim için görev tamamlanmış durumda. Buradan ötesi küçük kardeş şefin görevi.

Gün içi işle meşgulüm, televizyon açık ve Arte'nin peşi sıra konserleri, eşlik ediyorlar bana.

Akşam üzeri telefon uyarıyor ve bana "Enn Sevdiğin Kadın arıyor," diyor. Heyecanlanıyorum. Onu bu pandemi sürecinde kendimden bile esirgiyorum. "İki dakika sonra aşağı iner misin? diyor. Bekliyorum ve mavi kuşu köşeyi dönüyor. O kadar güzel ki. "Çok tatlısın," diyorum. O gülümsüyor. Yıl sonu yorgunu. Ona Can Yayınları'nın iki kitabı yüzünden siparişimdeki diğer kitapların da yetişemeyeceğine dair kitapçımın mesaj attığından söz ediyorum. Bu çocuk benim aslında üzüntüsüne, çocukça bir eksiklik hissine bir mazeretin ardına saklanarak uyguladığı teselli eylemi. Bir torba uzatıyor bana. Bense bu yıl, hayatımın en keyifli heyecanlarından olan hediye paketleme zevkimden yoksun kalışımın hüznünü yaşıyorum ve bunu yine masum bir çocuk tadıyla, dolaylı da olsa seslendiriyorum. Bir ihmal değil bu, ama o keyif yoksunluğunu, hediye şeyler alma telaşlarımı, sonra onları tek tek ve heyecanla seçtiğim parlak kağıtlarla paketlemenin ve O'na ve diğer insanlarıma ulaştırmanın tat eksikliğini tamir edecek bir şey de değil ben için. Çünkü ilk kez bu yıl, yeni yıldan bağımsız olarak özellikle seçimleri onun yapmasını istediğim bir yıldı ben için. Ama o kadar yoğun bir iş temposu içindeydi ki, şu ana kadar çok kere sormama rağmen bir geri dönüş almamıştım. Kitaplar bir nebze de olsa tesellim olacaktı. Tabii ki iki lafın belini kırıyoruz. Amasya konuşuyoruz. Ben onu dinliyor ama daha çok da hayranlıkla onu izliyorum; bir şey anlatırken ki gülüşüne, coşkusuna bayılıyorum. O gidiyor, ben yukarı çıkıyorum. Alıyorum şirin çantanın içinden çok şirin torbayı. Enfes çikolatalar. Türkân yapmış! Muhteşemler. Hem bütün ve fındıklılar var hem minik minik meyvelerin daha doğrusu ince dilimlenmiş portakal kabuklarının üzerine kaplı çikolatalar. Hepsi birbirinden güzel. Sütle açılmış, tadından yenilemeyecek karamel latte lezzetinde ve içi iri fıstıklı olup ilk anda bunlar pestil mi diye düşündürtenler ise muhteşem ötesi. Dayanamıyorum. Oysa akşama hiç şaşmaz gelenekselimiz Hindi var.


Mesaim bitiyor. Televizyona takılıyım. Küçük kardeşi arıyorum, oğlan geç geleceği için hindiyi yarın mı yapsa diye soracağım ama aslında bu bir önerme olacak. O ise fırına attığını ve üç saati kaldığını söylüyor. Babaanne-Anne geleneği devam ediyor, iç pilavlı hindi ağır ağır pişiyor.


Bir süre sonra uçağın yolun yarısını geçtiğini fark ediyorum; biraz daha yaklaşınca kardeş onu almak üzere yola koyuluyor ve bir süre sonra da fırın görevini tamamlıyor. Hindi şimdi demleniyor.

Ondan bir süre sonra da araba bahçe duvarına yanaşıyor. Biraz soluklanma. Şimdi hindi dağıtılmak üzere masanın üzerinde. Görüntü muhteşem. Şef el aldığı şeflerin muhtemelen bu kez de yüzlerini kara çıkartmıyor.


Servisler tamam ki o süreç ne kadar kaliteli pişirildiğini gözler önüne seriyor. Dış yüzeyine ve doldurmadan önce içine başta zeytinyağı ve salça olmak üzere şef tarafından gereken tüm işlemler yapılmış. Sıcakla birlikte gelen koku mesajı sevinçle veriyor. Pilav kararında üzümleri ile birlikte etten gelenleri son derece iyi bir araya getirmiş ki pirinçler kararında bir canlılıkta ve bünyelerine aldıkları ile birlikte müthiş bi senfoninin ortağı durumundalar. Hindinin kendisi baklava gibi; ne parça alınırken sorun çıkarıyor ne de damakla paydaşlık halindeyken. Diri ve parlak görünmesine rağmen beyaz etleri dahil bir sertlik hissettirmediği gibi kıvamında bir dengede duruyor. O halde şefe kocaman bir alkış.


Ne kadar keyifli olursak olalım. Yine de eski, çok daha kalabalık, tombalalı uzun yılbaşı akşamlarının tadı yok. Pandemi etkisi mutlak ama bugün o günlerin kalabalığında değiliz. Oysa eskiden amca ve yenge, dört kuzenle birlikte 6 kişi gelir. Bizim aileye bayılan arkadaşlarımız nerede kutlamış olurlarsa olsunlar mutlaka gecenin bir vaktinde bize katılır. Çoğu zaman büyüklerimizin memleketlisi ve burada görev yapan ahbaplar o akşamda olur. Yenir, içilir, sohbetler edilir, espriler yapılır, anılar peşi sıra dizilirdi. Kocaman bahçenin içinde bir evdik ve zevkten sadece yılbaşı, bayramlar gibi özel günlerde değil, her hafta sonu kalabalıklarımız sayesinde ölürdük. O kadar güzel insanlarla o kadar güzel bir birliktelikti ki anmadan ve hep bir eksiklik hissetmeden yılbaşı kutlamak artık mümkün değil. Ne kadar başarılı bir masa kurup, ne kadar keyifli dakikalar yaşasak da ve an itibariyle eski evin yerinde ama coğrafyası değişmiş bir bölgede yeni bir binanın katlarında oturuyor olsak da, o eski günlerin sıcacık ve çok kalabalık tadı artık mazi. Ama şu pandemi biterse bir gün, ve yaşam normale dönerse; umudum ve dileğim yakın zamandaki çok keyifle yazdığım nişan ve düğündeki gibi bir yılbaşı akşamı organize edip, özellikle o eski günleri yaşamamış kuşağa, kocaman aile olmanın ve birlikte coşmanın tadını hissettirecek ve kalıcı kılacak bir örneği göstermeyi üzerime farz kılıyor ve şimdilik hayal ediyorum.

O halde pastayı kesebiliriz.


Pasta beni hayal kırıklığına uğratıyor. Çünkü ilk dilimi kestiğimde görüyorum ki daha önce yediğim pasta gibi beyaz kremalı değil ve iç kısımda da profiteroller yok. Beklenti gerçek olmayınca kısmi bir çöküntü olsa da bünye toparlıyor kendisini, masadakiler diğerini bilmedikleri için de onlar çok beğeniyorlar ve memnunlar durumdan. O zaman tatlı yiyelim tatlı konuşalım. Yıllar sonra ilk kez bir yılbaşı masamızda benim içtiğim bir bira dışında alkollü hiç bir şey yok. Oysa özel bir içki ve tabii ki kuruyemiş alışverişi yapılır, tombala kesin oynanır, saat 12 olduğunda dışarı çıkılır, av tüfeği ile diğer seslere katkı yapılır, Albay Mustafa Amca, Eflatun Amca hariç, ve Komiser Mehmet Dayı, Amcam ve Baba silahları ile takır takır sayarlarken bundan çocukça bir zevk alınır ve masa her yıl, sadece hindi ve pilav değil diğer mezelerle birlikte tam tekmil hazır olur, hediyeleşilir ve gecedeki herkes herkesin yeni yılını tek tek kutlardı.

Baklavalar, diğer tatlılar ve pastaların hepsi de Annem, Nurhan yengem, Türkân Teyze, Yüksel ve İjlal Ablaların ellerinden çıkmış olurdu.

O zamanlar buralar karşı dağın tepesindeki köyün deniz kenarındaki "verimsiz," dolayısıyla para etmez topraklarıydı!

35 yorum:

  1. Afiyet olsun:)
    İyi bir yıl bekliyodur bizi umarım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim:)

      Kötü de olsa onu iyi yapmak bizim elimizde, yeter ki umutsuz olmayalım:)

      Sil
  2. Ne güzel, sanki biz de o pastayı heyecanla seçmişiz, o masanın etrafındayız, hindinin kokusunu duyuyoruz, ennn sevdiğim'iz kadın :)) bizi de mutlu ediyor o çikolatalarla, av tüfeğinden uzak duruyoruz ve biraz kaşlarımız çatılıyor ama neyse tombalada birinci çinkoyu yapınca yumuşuyoruz.. :) Nice mutlu yıllarınız olsun sevdiklerinizle!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O av tüfeği hiçbir canlıya doğrulmadı, rahat olunuz:) Bir hikâyesi var, bir de epey eski bir fotoğraf, bir gün yazarım diye ummaktayım şu an:)

      Sizin de tüm sevdiklerinizle birlik tatlı gülüşlerinizin hiç eksilmediği, sağlıklı, her günü bir diğerinden keyifli, mutlu ve upuzun yıllarınız olsun:)

      Sil
  3. Bizler küçükken, büyüklerin arada "nerde o eski günler?" cümlelerini merakla, içerik özetini verdikleri kısa kısa hayat pasajlarından anlamaya çalışır ve günümüz anlarının neden o günlerden eksik kaldığını çözmeye çalışırdık.

    Şimdi roller değişti sanki..
    Artık bizler söylüyoruz bu tür cümleleri. Eskiye özlem (daha afili nostalji), yaşlılık vs diyebiliriz ama tüm bunlarda bir gerçek payı var galiba.

    İstanbul Beyoğlu'ndaki İnci pastahanesini bilenler 1970' li yıllardaki profiterolünün tadı ile 1990'lardaki tadının farklılaştığını bilirler. Velhasıl kelâm, çikolatanın, sebzelerin, suyun, havanın her şeyin değiştiği bir dünyada, değişmeyen tek şey "özlem" galiba.

    Birlikte olunan günlerin, sofraların, sohbetlerin daim olması dileğiyle yeni yılınız kutlu olsun. Yedikleriniz, içtikleriniz ve seyreyledikleriniz şifa olsun. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özlem evet ama o özlenen günleri keyifle ve farkındalıkla yaşamak bugünleri de keyifli ve anlamlı kılıyor sanki Sevgili Momentos. Biz de oradan aldıklarımızla yaşamımızdaki insanlara bir aktarım yapıyoruz bir yanıyla, bu bir algı da oluşturuyor gibi çevremizde. Elbette ve kabul ettiğimiz üzere bir evrim geçiriyor olsa da insanlar yine de bir öz'ü yüreklerinde bir yere anı olarak yerleştirmek mümkün. Kötü olan herkesin bu şansa sahip olamaması. Ve en ağırı da ekonomik kopuşların insanlar arasındaki makası eskiyle kıyaslanmayacak kadar açıyor olması. Temel sorunumuz bu sanırım.

      Ahhh İnci Pastanesi işte. Gittiği yere hiç gitmemiş olduğumun altını çizmek isterim:)

      Bilmukabele efendim, cümlemiz için dileklerinize katıldığımı ayrıca beyan ederim, şifa olsunlar tabii ki:)

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. İyi yıllar arkadaşım, bol kitaplı, sağlıklı bir yıl olsun bir de:)

      Sil
  5. ne güzel bir yılbaşı olmuş.hindi muhteşem pişmiş gerçekten, görüntüden belli, afiyet olsun.
    Silah atılması olayı, en tedirgin olduğum şeylerden. Burada da atılyorlar ,bazı önemli günlerde, pencereye yaklaşmaktan çekiniyoruz.
    Ama havai fişekler bu yıl bizim sokakta da atıldı, çok güzeldi.
    Mutlu yıllar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Bizde atıldığı dönemlerde buralar köylüktü hatta köyün banliyösü, artık silah atan kimsemiz de yok zaten:)

      Size de mutlu yıllar:)

      Sil
  6. Tabi ki yine çok güzel anlatmışsın sevgili Buraneros :) Pasta konusunda hayal kırıklığı yaşayacağını en başta hissetmiştim. Her sene istisnasız doğum günü pastam hayal kırıklığı oluyor ve önüme en sevmediğim pasta geliyor. Artık alıştım hiç şaşırmıyorum :)) Tüm ailenizle ve Enn sevdiğin kadınla mutlu bir yıl diliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sevgili Kuyruksuzkedi:) Neyse ki bünyemde bukalemun ruhu olduğu için ilk hissi teğet geçirip sonrasında hımmmm şahane kategorisine çıkarabiliyorum:) Ben de sana ve çekirdek ailenize ve büyük ailelerinize ve tabii ki şanslı bisikletine, mutlu bir yıl diliyorum.:)

      Sil
  7. Çok teşekkür ederim İlkay, ne mutlu bana:) Pandemi kısmen baskılasa da bence de var; ben kuşağı biraz daha şanslı çünkü o zamanlar bugün ulaşmanın zor olduğu şeylere çok daha fazla insan ulaşabiliyordu ve komşuluk kültürü çok üst düzeydeydi, mahalleli olmaksa bambaşka bir tattı. Dilerim ülkemiz güzel günlere yol alır ve kitleler arasındaki ekonomik farklar aralığı hızla kapanır, topyekün mutluluklar yaşarız; yıllar yıllar öncesinde oluğu gibi:)

    Ben de sana, sevdiklerinle sevgilerinizin ve mutluluklarınızın sürekli çoğaldığı, artıp eksilmediği bir yıl dilerim:)

    YanıtlaSil
  8. Ah, ah, sonlara doğru çocukluktan lise yıllarıma uzanan yılbaşı akşamlarına, ortasında kocaman, kızarmış bir hindi bulunan kalabalık sofralarımıza ışınlandım ben de. İki katlı müstakil evimizin bahçesinde yılbaşına özel beslerdi rahmetli babam hindiyi. Lezzetine doyum olmazdı. Masada olmazsa olmazımız en başta bol cevizli enfes kabak ve incir tatlımız, incecik lahana sarmalarımız. Tıpkı sizin gibi o günlere gittim geldim hüzünle...
    Hindi dolmasını yapan şefe büyük alkış bu arada:) Maşallah ona ve tabii ki. Erkenden yola çıkıp geleneği en iyi şekilde devam ettirmek için sarfettiğiniz gayrete:) Enn sevdiğiniz kadınla da hasret gidermişsiniz, o da ayrı bir güzellik olmuş:)
    Bizler memleketten ayrıyız nicedir. Kader böyleymiş diyeyim:) Ne mutlu size ve kalabalık ailenize. Daha nice yıllarda sağlıkla ve keyifle hep bir arada olmanız dileğiyle:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. * Maşallah ona ve tabii ki size... olacaktı:)

      Sil
    2. O yılların kalabalığında olmasa da en azından hindinin varlığı ile gelenek bozulmadı yine de, biraz da pandemi freni. Aslında her ne kadar aşı olsa da, hafif geçirilse de sayesinde yine de bulaşıyor bir şekilde, yoksa buradaki kuzenleri falan toplardık yine. Artık önümüzdeki yıllara bakacağız. Çok teşekkür ederim, şefe de ileteceğim, tüm dilekler için de bilmukabele diyorum:)

      Sil
  9. pastada ayrı, hindide ayrı gözüm kaldı diyerek başlayayım yoruma :) şaka bir yana, hepsi çok leziz görünüyorlar :) eski kalabalık yılbaşı sofralarını ben de çok özlüyorum ama ne yapalım, şükür ki sevdiklerimiz yanımızda kutluyoruz yine yeni yılın gelişini :)
    sağlıklı mutlu yıllar diliyorum size. ennn sevdiğiniz kadınla nice anılar biriktirin, bolca gezin, yiyin için, bizi de bilgilendirin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pasta ben için biraz hayal kırıklığı olsa da diğerleri için şahaneydi, hindi muhteşemdi, şef el aldığı şefleri yine utandırmadı ve mutlu etti. Valla şu pandemi izinleri açarsa seve seve gezeriz seve seve yazarım da kendisi biraz inatçı çıktı, artık önümüzdeki günlere bakacağız:) Mutlu yıllar:)

      Sil
  10. Sevgili Okul Arkadaşım,
    "Eh işte Yılbaşı"ndan daha fazlası var burada. :)
    Geçen seneki yalıtılmış yılbaşı gerçek bir "eh işte!" idi. Bu defa sınırlı sayıda kişiyle de olsa, en azından çekirdek aileyle bir arada olabildik.
    Bu vesileyle özellikle belirtmeliyim, kız kardeşiniz tam bir şef bence, hindinin görüntüsünden besbelli, ellerine sağlık.:)
    Pasta sizi hayal kırıklığına uğratmış olsa da o versiyonu bilmeyenler beğendiyse, sonuç olarak iyi bir seçim olmuş demektir.
    Ağız tadı içinde, sevdiklerimizle birlikte güzel yıllar diliyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiyi anınca eski kalabalıklar olamayınca biraz şu pandemiye laf çakmak geldi içimden, umurunda mıdır bilmiyorum ama lafımı içimde bırakmadım ben de:)

      Çok teşekkürler Sevgili Okul Arkadaşım, yalnız bu şef en küçüğümüz erkek kardeşim. Benim fikrimdeki pasta olmasa ve o niyetle almamış olsaydım, mesele etmezdim ki sonuçta bu sabah kalanı da ben götürdüm:)

      Ben de şu iki yılın acısını çıkaracağımız güzel bir yıl olmasını, başta blog dostlarımız ve aileleri olmak üzere tüm insanlık için diliyorum.:)

      Sil
  11. Valla Buraneros kardeş sizinki pek "eh işte" olmamış, bizimki "eh" bile değildi. Köroğlu ile Ayvaz, siftindik durduk sofranın başında, bir an önce 12 olsa da yatsak diye bekledim ben, oysa yılbaşı yılın en sevdiğim zamanıdır, partiler hazırlamak, sürprizler yapmak insanıyımdır ama tat tuz kalmadı ki içimizde. Eş-dost, çoluk çocuk da olmayınca yanımızda iyice hüzün bastı. Ne diyelim her şeye rağmen sağlık olsun, dilerim gelen gideni aratmasın. Huzurl, mutlu yıllar diliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz de işte eskiyle kıyaslayınca, ki hepsini yazıya sığdırmam mümkün değildi, görüntüde ve dilde her şey yerli yerinde gözükse de o imecenin, gün boyu telaşların, muhabbetlerin esamaesi yoktu; ama bunun suçlusunun pandemi olması tesellim. İnşallah seneye hakkını tam anlamıyla veririz gecenin diye umuyor ve diliyoruz şimdilik Sevgili Leylak Dalı:) Mutlu yıllar.

      Sil
  12. Yazınızı okuyunca pastadaki hayal kırıklığı ve geçmişe göre kalabalık geçmeyen yılbaşı kutlamalarının dışında ben pek bir eksiklik göremedim. :)
    Sevdiklerinizle güzel, mutlu ve sağlıklı bir yıl diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eksiklik insan, pandemi yüzünden korku, hepimiz aşılı olsak da yine de sosyal mesafe endişesi gibi negatif yan etkiler işte... yoksa olayın pandemiden etkilenmeyecek cansız varlıkları noktasında bir eksiklik yok, bunda hemfikiriz:)

      Dileklerin için çok teşekkürler, aynılarından ben de senin için diliyorum:)

      Sil
  13. Bencede pek "Eh işte..."lik bir yılbaşı olmamış gibi. :))
    Afiyet olsun. Harika gözüküyor. :)
    Mutlu yıllar sevgili Buraneros.
    Her şey gönlünüzce olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Sevgili Pek Değerli Yazarımız. Görüntü keşke tek başına yetse; insan sıcaklığı, neşesi, eğlencesi olmayınca, bir tombala bile oynanmayınca insan geçmişle kıyaslıyor kaçınılmaz olarak, yine de iyi ki diyor şükrediyoruz elbette ama insan geçmişe şöyle bir bakmadan da geçemiyor işte.

      Mutlu yıllar sana ve ailene ve sevdiklerine... belki gelecek yıl sonunda blogundan kemanınla bir ses de verirsin kimbilir:)

      Sil
  14. İstanbul'dayız, bir gece öncesi için arkadaşlarla hindili kutlamaya karar veriyoruz ki, hindi özel olarak namı olan bir yere kestaneli falan usulüne uygun iç pilavlı olarak yaptırılacak. Hindi geliyor masanın orta yerine, gözü doymamış 6 kiloluk sipariş vermiş bizim arkadaş. Masaya hatrı sayılır farklı içki çeşidine uygun mezeler, peynir tabakları, tabakları koymaya yer yok. Ben dahil masada bir çok kişi ilk defa hindi yiyecek. Hindi'nin pilav şahane laf yok. Ama o beyaz kısmı öyle kuru ki, herkes daha sulu kalmış butlara saldırıyor. Zaten o iki but yetecekmiş de işte bizim gözü doymaz kalabalığız diye en büyük hindiyi seçmiş. Bir çoğumuz o yılbaşını görememişti, bir gece önce çokkkkkk içerek girdiğimiz yılbaşı akşamı ve hindi günlerce etkisini sürdürmüştü.
    Ailenle ve en sevdiğin kadınla nice yeni yıllarınız, yollarınız, mutluluklarınız, sofralarınız olsun. Aile geleneklerinin yaşatılmaya devam etmemesi zaten bu güzel aileden beklenemeyecek bir şey olurdu.
    Bu hikayede galiba bir tek tüfek - silah işini sevmedim. Oldum olası, kurusu, sıkısı, gerçeği, aslı, havaya sıkılanı ve uzayıp giden tüm ihtimaller ve diğer seçeneklere değinmiyorum bile hiç kabul edemeyeceğim bir "eğlence" anlayışı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman silah için coğrafyamız uygundu, vurmak için adam arasan bulamazdın ve farkındaysan silah atanlar profesyoneller. Üstelik aşırılık içermeyen ve aslı bu şehirli olmayan bir gelenek adabıyla:) Bu şehirde doğmuş olanlar mesela elde yadigar bir silah olsa bile hiç el vurmazlar:)

      Fakat eğer görürsek, bir dahaki yıl eskiyi dibine kadar hayata geçireceğim; bahçedeki ağaçlardan başlayarak, binadaki diğer insanların da katılacağı, daire kapılarının açık ve geçişli olacağı kocaman bir yılbaşı partisi hayalim var:)

      Mutlu yıllar:)

      Sil
  15. Mutlu yıllar!
    Bizim evde ki durum; eşim işte , kızım diğer oda da kendini her zaman ki gibi tecrit etmiş, ben de yalnız başıma salonda oturmuş bir halde yeni yıla girmiş :)
    tüm sene böyle mi olur ki?
    O gün işten eve dönerken çarşı çok hareketliydi. sevdiğim pastane de birbirinden güzel pastalar vardı. bu sefer hazır alayım, bu hafta sonu da hazır yiyelim diyerek en sevdiklerimden çikolatalı fıstıklı aldım.
    evde tek başıma bir kahve eşliğinde yedim. nedense her zamanki gibi güzel değildi. galiba o gün çok fazla pasta yapıldığından alelacele olmuş gibiydi.
    yakın olsaydık, gelirdim davetsiz misafir olarak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlu yıllar:)

      Kapı sana, ailene sonuna kadar açık, olur da bir gün yolunuz düşerse buralara kapıları vurmadan girebilirsiniz:)

      Bu yıl pandemiyi kabullenemedik sanırım, geçen yıl hadi dedik geldi başa tez zamanda gider umduk, ama inatçı çıkınca, bu yıl aslında hepimizin gardını düşürdü; dolayısı ile yılbaşı gecesi de biraz adet yerini bulsun tadında geçti, diye düşünüyorum ve o nedenle de eski tat tam hissedilemedi gibi:) Önümüzdeki yıla bakacağız- nasipse- artık:)

      Sil
  16. Madem öyle, 2022'yi uğurlarken geçmiş yılların kalabalık masasını kurmanızı ve her şeyin gönlünce olmasını diliyorum. Sevdiklerinle birlikte geçireceğin nice mutlu yılların olsun. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Bilmukabele. Sevgiler...

      Sil
  17. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  18. Ne zaman doksanlar bitti, her şey değişmeye başladı. Eskiden kartpostal atardık. Simli olanlar daha pahalı olurdu ama çok güzeldi. Hey gidi günler. Ailenin unutulmadığı güzel, mutlu ve sağlıklı bir yıl olsun inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, aynılarını siz ve aileniz için de dilerim.

      Sil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP