7 Nisan 2010 Çarşamba

SINIFÇA ATATÜRK’ÜN VEDA FİLMİ

Öğretmenimiz bir hafta önceden sınıfça Atatürk’ün Veda filmine gideceğimizi söylediğinde hepimiz çok heyecanlandık. Ben öğretmenime hangi sinema dediğimde Konak Sineması cevabını aldım.

Sinemaya gideceğimiz gün geldi. Öğretmenimiz bize montlarınızı alın dediğinde hemen montlarımızı aldık. Montlarımız üstümüzde öğretmenimizin bize okulun bahçesine inip sıra olun demesini bekliyoruz. Öğretmenimiz bize bahçeye çıkıp sıra olun dediğinde hemen bahçeye indik. 1-2 dakika sonra öğretmenimiz geldi. Çıktık yola ellerimizde sularımız gidiyoruz. Sinemaya geldik. Oradaki görevli bize filmin olduğu salonu gösterdi. Oturduk yerlerimize benim yanımda sıra arkadaşım ve aynı zamanda en iyi arkadaşım olan Miraç vardı. Sonra görevliler bize patlamış mısır dağıttı.

Film başladı. Atatürk ölüm döşeğindeydi. Atatürk’ün yatağının başında çocukluk arkadaşı Salih Bey vardı.

Salih bey bir mektubun başına oturmuş Atatürk’le geçirdiği zamanı bir mektuba yazıyordu. Salih bey mektupta oğluna Atatürk ölürse bende kendimi öldüreceğim diyordu. Mektupta Atatürk ile geçirdiği günleri, ayları hatta yılları anlatıyordu.

Çocukluktan, gençliğe, gençlikten, büyüklüğe kadar hepsini anlatıyordu. Film çok uzun sürmüştü. Film bittiğinde hepimiz öğlenciler gelmiştir. Sınıftalardır korkusuyla hızlı bir şekilde okula koştuk. Neyse ki öğlenciler gelmemişti sınıfımıza. Bazı arkadaşlarım servisim kaçtı diye korktular. Ama benim evim yakın olduğu için benim korkmama gerek yoktu. Hemen çantalarımızı alıp evlerimize gittik.


Yazan: Alptekin Özçelik

7 yorum:

  1. Ah çocuk, ah! Ne güzel anlatmışsın...

    Demek ki ne yapmak gerekiyormuş:

    Öğrencileri topluca bu tür etkinliklere götürmek gerekiyormuş.

    Gereksiz ayrıntılarla uzatılan filmler çocukları sıkıyor, işin özünü kaçırmalarına neden oluyormuş.

    Çocuklarımızın "Dersimiz Atatürk"ü de izlemelerinde yarar varmış.

    Kültür sanat etkinlikleri öğrencilere ücretsiz olmalıymış. (Bu konuda Zong.Ereğli Belediğe Başk.kutluyorum.)

    Sadece öğrenciler değil, öğrencilik yıllarını çoook geride bırakanlar da o yıllardaki arkadaşlarıyla aynı mekanlarda yeniden bir araya gelme davetini alınca çok seviniyormuş...

    Sevgili Dost, Samsun'u özlediğimi yazmıştım sanırım. Ve otuz altı yıl sonra sınıf arkadaşlarımla Samsun'da buluşacağız. "Konak" sinemasını duyunca yazmadan geçemedim.

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  2. bizim zamanimiz da yoktu boyle toplu sinemaya gitmek, çok sansli simdi ki nesil. Ve simdi ki çocuklarlardaki yazma yetenegi kiskandiriyor beni.

    Ama anlamadigim sey aksama kadar okulda çocuklara ogrettiklerini sinemada da devam ettirmeleri...!? benim nesil zamaninda kalma rituelin hala yasiyor olamsi ise degisimin paradoksu!.

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Nalan; Kendileri beğenmiş filmi.:)

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Aysema,

    Dersimiz Atatürk'e de götürmüş öğretmenleri... Ancak bizim ki tercih etmemiş.

    Arkadaşlarla buluşmak ne güzeldir bilirim.

    Evet Konak -ki ilk adı Emek- bir çoğumuzun kişisel tarihinde çok önemli bir yer tutar. ne anılar vardır ki tümünden bir kitap çıkar.

    Yazmıştınız... Ben de gelmişken, tarihiniz denk düşerse Kontes Mariza'yı da izleyin diye tekrar edeyim.

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Jupiter,

    Sen bizim zamanımız deyince şimdi, ben durdum:)) Bizim zamanımızda da gidilirdi. Öğretmenlerimiz götürürdü. Belki öğretmenden öğretmene fark vardı, kimbilir?

    İkinci kısımda haklısın belki ama sonuçta hebirimiz kendi tarih bilincimizi oluşturma şansına da sahibiz. Önemli olan sorularımızın olması ve sunulanla yetinmek yerine öğrenmek için kişisel çaba ortaya koymamız. Asıl sorun tembel olmamız sanırım.

    YanıtlaSil
  6. E çocuklar böyle efsa kardeş:))

    Film üzerine konuştuğumuzda bana neler neler anlatmıştı. Ama yazarken gününü yazmış ve kendi arkadaşından söz ederken filmdeki arkadaşlığı öne çıkarmış. Ve kişisel tarihine kendi notlarını düşmüş:))

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP