13 Mart 2009 Cuma

Mutlu Mutlu Mutluluk Yazdım...

Mimleri seviyorum. Çünkü bunları değerli kılan, mimlerin kendisinden öte o mimlerin geldiği yerler... Onların satır aralarında yakaladığım, gördüğüm derin kimlikler... ki o kimliklerin dünyalarında varolmak bana değer katıyor. Dün sabah sevgili Ateş Böceği sence mutluluk ne diye sorarak, bana bir mutluluk yaşattı. Ben de oturup mutlu mutlu bu yazıyı yazdım. Bakalım birlikte; ne imiş bence mutluluk...

Mutluluğun insanın bakış açısında saklı olduğuna inanırım. O bakış açısı ve hissediş, doğduğunuz aile ve o ailenin ilişki içinde olduğu çevreyle doğru orantılı olarak gelişir. Mutluluk da diğer olumlu, olumsuz bir çok duygu gibi öğrenilen bir şeydir, ben öyle düşünürüm.

Birileri size oturup anlatmaz bunları, siz tanık olursunuz, zamanın kumbarasında biriktirirsiniz, öğrendikçe çoğaltırsınız. Sormazsınız kendinize ben mutlu muyum diye, doğal bir akışkanlık halinde yaşarsınız... Soru, mutsuz anlarınızda gelir, neden ya da niye diye.

Aslında boş dolu bardak klasik cümlesinin yorumunda bulur kendini mutlu olma hali... Ben o cümleye kabul gördüğü, bir çok insanın değerlendirdiği, seslendirdiği anlamda bakmam. Genel kullanımında boş tarafı görmezden gel telkininin yattığını düşünürüm. Kendine bir rüya hali yaratmaktır bu... Eğer bakış; daha doğrusu yorum bu olursa, doluluk da gerçek değerini ve mutluluk halini barındırmaz içinde... Boş taraf da bizim gerçekliğimizdir. Onla baş etmeyi, kabullenmeyi, direnmeyi ve dik durmayı bildiğimiz, öğrendiğimiz gün bir anlamı vardır dolu tarafın da.

Evet mutluyum. Hayatımın her evresinde mutluydum. Yaşadığım ve yaşamakta olduğum hayatı şöyle nitelerim: İçinde acılar, kederler, yenilgiler, üzüntüler, bazen ufak da olsa kaygılar olan mutlu bir hayat; içinde düşlerin,hayallerin olduğu bir gerçeklik hali...

Mutsuzluğunu anlat dendiğinde yaşadığım ve anlatabileceğim hiçbir şey yoktur. Bu, hayatımda acılar yoktur anlamına gelmesin. Fazlasıyla vardır. En sevdiklerimden bir çok kişi mezarlardadır. Ayrılıklar vardır. Doğalının, olması gerekenin olmadığı ve bu olmamazlık hali yüzünden yaşam anılarında eksiklikler kalmış insanlar vardır. Ve bu hal onların suçu değildir. Evet bazen oturup düşündüğümde, bu durum fazlasıyla da acı verir. Ama tüm bunlar, genel anlamda kendimi; mutluluk kavramından baktığımda, mutsuz diye niteleyebileceğim olgular değildir. Her biri, kendi hissettirdikleri ile tanım bulan anlardır bende...

Otursam, bu yazı yerine acılarım deyip bir yazı yazsam ve hayata yalnızca oradan baksam. Bir de damardan bir arabesk koyup yanına da bir şişe açsam. Öyle hissetsem. Hayatla oyunumuzda ortaya çıkan bazı sonuçların nedenlerini ona yüklesem. Hayatın bir yalancı, bir dolandırıcı olduğunu düşünsem: Ya kafama sıkıp giderim ya da captaiin'in dünkü yazısındaki gibi, bir urgan yeter. Oysa biz hayatla  her gününde bir sürü bonus olan, çok keyifli bir oyun oynuyoruz.

Mutluluk hem çok kolay hem de çok zor elde edilebilir bir olgudur. Tıpkı tek gerçeğin, algıdaki gerçek olduğu kuramsal doğrusu gibi... Tıpkı aynı somut halin farklı algılarda farklı anlamlar bulan gerçeklikler olarak dile dökülmesi gibi... Mutluluk her günün içinde saklanmış ve gün boyu öncül ve artcılarıyla devam eden bir devrim halidir, hem de sürekli bir devrim...

Bir kahve fincanındadır, demli bir bardak çaydadır, bir merhabada, bir şarkının en güzel sözcüğünde, bir e-postada, bir kadının en sıkıntılı halinde yüzüne oturtabildiğiniz tebessümde, bir bakışta, taşrada bir sokak arasında o gün keşfettiğiniz bir dondurmacıdaki bir tabak dondurmada, bir ağacın üzerindeki kuşta, yüzünüzü okşayan rüzgarda, önünüzde yürüyen iki sevgilide, söylediğiniz kışkırtıcı bir cümleye bir kadın tarafından söylenmiş tek bir sözcükte ''deli'' dedir.

Bir doğum gününüzde, hiç ummadığınız bir sürprizle tüm yasakları delip riskler alarak, arkadaşlarınızın, 12 eylül paşalarına ayrılmış yemek odasında, onların masalarına donattıkları sofradadır. Bir cezaevi karanlığında, hiç unutamadığınız, adı aklınıza yazılı bir genç kıza, bir öğretmene yazılmış bir küçük kardeş mektubundaki, ''buralarda kayısı ağaçları çiçeklendi'' cümlesindedir. Çağrıldığınız ziyaret bahçesinde, bin yıl düşünseniz aklınıza hiç gelmeyecek, izinizin kaldığı okul arkadaşınızın elinde bir kutu kuru pastayla sizi görmeye geldiği andadır.

Bir ayna üzerine yazdığınız bir cümleye, baş ucuna bıraktığınız bir tek güle bakıp, ona izler bırakarak yönlendirdiğiniz yerdeki hediyeye gitmeden, yan odada oturmuş kucağınıza en pijamalarıyla gelen kadının dolanmış kollarının dudağınıza kondurduğu tutkulu öpücüktedir. Bir tren penceresinden baktığınız akıp giden zamandadır. Bir vapur güvertesinde yanınıza oturacak düştedir. Binlerce mekanda binlercesini içtiğiniz biralardan birini hepsinden farklı yapandadır.

Her sorusuna yanıtlar verdiğiniz minicik bir çocuğun bir gün bir sorusuna bilmiyorum dediğinizde; onun kocaman yüreğinin ses tonundaki, koca koca anlamlarla yüklenmiş ''Sen harika bir babasın'' cümlesindeki teselli ediştedir.

Bunların her biri birileri için hiç bir anlam ifade etmezken birileri için çok şey ifade edebilir, eder...Mutluluk elimizin altındadır. Bulamadığını iddia edenlerin aradıkları yerler yanlıştır ...Suçlu bizizdir...Suçlu ne yaşam, ne öteki, ne de kaderdir...

Andre Gide'ın muhteşem bir sözü vardır : Yasam çok zalim bir ögretmendir. Önce sınav yapar, sonra dersi verir. Ben o sınavları hep sevdim; ve hayatla eğersiz ve hiç küsmeyen bir arkadaşlığımız var. Ben onu olduğu gibi seviyorum, o da beni...


O an hissettiklerimi bir blog yazısı yapmayı düşünerek not aldığım çok taze bir mutluluk örneğimin giriş kısmını, o an ki kelimelerim ve başlığımla buraya taşıyım ki benim için mutluluğun ne kadar emek verilerek elde edilmiş bir kolaylık olduğuna örnek olsun. Aşağıdaki yazımda her bir cümle, her ifade ettiğim tek başına da bir mutluluk anıdır ve bunların toplamı da sadece o gün yaşanmış kocaman bir mutluluktur. O an'ı yaşamak, ondan tad almak sadece o günlük birşey değildir de aynı zamanda... Zamanın kumbarasındaki kocaman bir anlar birikmişliğidir .



Bir Fotoğrafla Ayaküstü Bir Gönül İlişkisi...

Bir fotoğraf gördüm... Kalabalık;gülüp eğlenen kadınlı erkekli bir kalabalık... O Fotoğrafın içinde bir fotoğraf gördüm,gözüm önce takıldı,sonra baktı,sonra gördü...Görünce, daha çok baktı...Kalabalığın içinden kadını ayırıp tek kişilik bir fotoğraf yaptım ...Gözlerimin içine bakıyordu. Gözlerinin içine baktım. Tanıyordum... Tanıdım... Tanıdı... Kalabalıktı, mutluydu... Ona seslendim: ''Bir insan onca kalabalığın içinde ancak bu kadar farklı ve tek durabilir, ruhun bambaşka; bu çok hoş!..''
''Aşırı sıcak ve dumandan ötürü bir parça bayılmış olmanın da etkisi var o ruh üzerinde desem'' dedi. ''Ben gördüğünü okuyabilecek biriyim desem'' dedim.


O fotoğraf şimdi masa üstümde, gözümün ucunda, düşümde... Mutluyum.

12 yorum:

  1. şimdi ben varya mutluluk 3 ü bir arada neskafedir diyecektim. Biri fincan, diğeri kahvesi, bir diğeri kreması falan diye konuşmuştuk zamanında, mayam,nily,sen ve beni katarak. Şimdi ben nedense buna Arzu yu da eklemek istedim. onu sıcak su yapmak istiyorum. :) mutluluk resmimde o da var.

    Onun dışında ben bu resmi merak ettim desem. :D birde bu resim yeni mi?

    YanıtlaSil
  2. ben sana bir biskrem versem:))

    YanıtlaSil
  3. (:
    antep fıstıklı çikolata deseydin olurdu, ama artık çok geç :)))

    La paragas magazin servisi lütfen....

    YanıtlaSil
  4. oraya ben karışamıyorum,gerkli görürlerse bir açıklama yaparlar:))

    YanıtlaSil
  5. yaaa meraklandım ama napıyım :))

    ne biliyim mutluyum sadece o kadını ayırdım falan deyince :D ben buradan sevindim.

    YanıtlaSil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. Oysa biz hayatla, her gününde bir sürü bonus olan çok keyifli bir oyun oynuyoruz..
    Bumudur evet Budur ...

    Tam tahmin ettiğim gibi bir yazı olmuş çok teşekkür ederim hep mutlu ol evgiler Ateşböcüğü :)

    YanıtlaSil
  8. İyi hafta sonları.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  9. Sıcak su olmayı kabul ediyorum... Kaç derece olsun siz söyleyin yeter.
    Mutluluğunuz mutluluğumdur
    sevgiler!

    YanıtlaSil
  10. içinde bunca mutluluk sözcüğü ve mutlu olma hali geçen yorumlar üzerine mutluluklar çarpılarak çoğaldı.teşekkür ederiz efendim herkese, toptan ve ayrı ayrı...

    YanıtlaSil
  11. Aslında, yaşadığım her şeyle yüzleşmiş, ve dahası, hiçbirinden pişmanlık duymamayı öğrenebilmiş biriyim. Ama şimdi, öyle bir ruh halindeyim ki, hayat çok anlamsız geliyor. Bu sızlanan halimden nefret ediyorum ama, yazmaktan başka bir çıkar yol da bulamıyorum. Anlatmazsan delireceğimden korkuyorum. Belki de korkmamalıyım bilmiyorum...
    Bahsettiğiniz küçük mutlulukları bile, bir ağlama bahanesi sayan biri olarak, teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  12. Sevgili parpali ,bütün onların farkındalığında olduğunuzu farkettiğim için zaten linki vermiştim. Hayat öğretiyor zaman içinde her şeyi... Ve yazmak gerçekten rahatlatıyor. Bunu biliyorum. Korkacak bir durum da gözükmüyor açıkcası, şimdinin sonrası ve önceside var olduğuna göre, normalleşir hayat ve gelir geçer her şey dimi ama:)

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP