16 Şubat 2009 Pazartesi

Hâlâ ARIYORUM!..

Geçenlerde; geçenlerde derken cumartesi günü, birden aklıma gelen hayatımdaki bir ilk için, geçmişin izlerini koyduğum yerde onu aramaya başladım. Her şey vardı ama o yoktu. Bir an, bir yere verdim de geri mi gelmedi diye düşünsem de çok uzun zamandır insanların yaşamından çıkmış olduğu için bunlar, verildiyse kime verildiğinin hatırlanması da olası değildi... Üzüldüm ve bu kafama takılmışlıkla her tarafı kurcalamaya başladım. Onun üzerinden bir yazı yazmak ve onun fotoğrafını koymaktı tüm arzum.

Buna benzer bir ızdırabı daha önce yaşamıştım. Aslında, oldukça savruk biri olmama rağmen; kitaplar, plaklar, kasetler, dergiler, mektuplar, hediyeler gibi iz bırakanlar konusunda oldukça korumacıyımdır.

Tüm tıfıl çağlarım boyunca doldurtuğum, aldığım kasetlerle birlikte, o dönemlerin o anlamda tek yayını olan hey dergilerini de biriktirip saklarken; ilerde zamanlarda, geçmişin şarkılarını evdeki kasetler ve plaklardan dinleyen birileri, o dergilerden de o anın popüler kültürünü, sanatçılarıyla yapılmış röportajları okuyup, dönemin mizah dergileri ve diğer yayınlarıyla birlikte durumun tadını, o zamanları tümüyle hissederek çıkarsınlar istemiştim.


Bu eve taşındığımızda tavan arasına çuvallara koyup kaldırılan tüm bu yayınların bir temizlik gününde, çöpe gidenlere katılıp gönderildiğini öğrendiğimde çok üzülmüştüm. Elbette annem daha çok üzülmüştü.

Onları, daha tımtıfıl bir çocukken, zamanları eskisin diye tıpkı yıllanmaya bırakılmış şaraplar gibi, yıllar sonra, daha gelişmiş ve biriktirilmiş bir ruhla tadlarını yeniden duyumsamak amaçlı; ve her birinin izlerinden giderek geçmişte kalanlara yetişkin bir gözle bakabilmek için, kendi el altımdan ve gözümden uzağa bırakmıştım oysa...

Kapaklarıyla kurduğum iletişimle satın aldığım kitapları, plakları, filmleri, onların bıraktığı tadı, ön bilgim olarak aldıklarımdan daha çok severim. Bu; hiç bilmediğinin sesini, her kelimesini, bilinmeyen tadını keşfetmenin heyecanıdır. Bu heyecan, bu yol alışlar, yaşamdaki en büyük keyiftir benim için.

Bu keyiflerimden, bilmeden keşiflerimden birini arıyorum şimdi. Önemli!.. Çünkü; hayatımdaki bir devrimin başlama sebebidir henüz bulamadığım. Bulduğumda devam edecek yazı.

Yakaladığım her boşlukta aramaktayım.

Netten bulabileceğim, hatta farklısını bulduğum bir resimle yazmak istemiyorum onu... Dokunmak istiyorum, bloguma her girdiğimde o tazeliğini hissetmek için... Tıpkı yaşamıma dokunarak kattığı tat gibi.

Arıyorum...


Fotoğraf: Videlec org

2 yorum:

  1. benzer birşey yaşamıştım geçenlerde, sonraa dostum aniden ve aradığımı hiç bilmeden çıkageldi elinde daha önce yazdığım ve yıllardır aradığım ve sonunda aramaktan vazgeçtiğim yazımla... nasıl bir mutluluktur bulmak... dilerim bulursun tozlu raflarda...

    YanıtlaSil
  2. Geçenlerde çekmecelerimi karıştırırken eski eşimle olan yazışmaları ve o askere gittiğinde benim 18 ay boyunca gün, saat ve dakika olarak tuttuğum konuşma kayıtlarını buldum. hiçbir ifadesi kalmamış olsa da belki bir gün kızım görmek isteyebilir diye düşündüm. saklıyorum ama çok gönülsüzce yoksa gözüm görmek bile istemiyor şimdilerde.

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP