27 Ağustos 2022 Cumartesi

Cip Spor Oldu

Kademeden sorumlu Gürcan'la Ahmet şehire iniyorlar.

Gün cuma.

12 Eylül darbesinden sonraki ilk 23 Nisan Bayramı'ysa pazar günü.

Kademede hummalı bir çalışma var.

Son bir aydır öncelikle törene gidecek araçlar elden geçirildi ve boyandı. Diğer araçlar da sırayla boyanıyorlar. Çocuk bayramından ziyade bir gövde gösterisi sanki bu. Öncesinde asker kıyafeti giydirilmiş çocuklar ve öğretmenleri komutanı ziyarete geldiler ve çiçek verdiler.

Yer gök militarizm kokuyor.



Dönersek bize ve Gürcan'dan kısaca bahsedersek: Tam anlamıyla bir İstanbul uyanığı, yeme içmeyi bilen, şahane akordiyon çalan, ağzı iyi laf yapan, özellikle gayrimüslim olarak nitelenen vatandaşları çok iyi tanıyan, herkesle kolay ilişki kurabilen bir keyif adamı.

Ve bizi ilk keşfeden şahıs, çünkü bir söğüşleme uzmanı aynı zamanda ve tanıdığım en ilginç karakterlerden biri.

Biz: Yani Cemal, Buraneros, Apo ve erkenden yatmaya giden, masaya katılmayan, içimizdeki tek evli ve de çocuklu Cengiz.

Komutanın yeni adamları, usta birliğinin taze askerleri..


Gürcan bir kaç kez bizi yokluyor, biz safı oynamaktayız. Sonra anlıyor ki bizden ekmek yok kendisine... Bana uyar, sonuçta kafa dengi çocuklar, diye düşünüyor olmalı ki aramızdaki samimiyet, sınırları çizilmiş ve aşılmayacak şekilde hızla gelişiyor.

İçelim o halde bu akşam!

Ahmet'le ki o da yaşça bizden büyük, çarşıdan iki koca torba nevale ile geliyorlar, çünkü gayrimüslim diye nitelenen vatandaşlarımız askerlerini teslim etmek üzere şehrimize gelmişler. Gürcan'ı biliyorlar ve büyük rakı, bir büyük şişe sıkılmış taze limon suyu, kalın dilimlenmiş harika pastırmalar, diğer şarküteri ürünleri, lakerda ve peynir çeşitleri olmak üzere 5 yıldızlı bir masa için yok yok hediyelerini de Gürcan'a vermişler.

Gürcan daha sonra öğreneceğimiz üzere aslında bir efsane. Kısaca anlatırsam bizden epey evvel zaman önce, o zamanki Tugay komutanının postası. Ona hafta sonları havuz başında sofralar kuruyor, rakısını hazır ediyor, o demlenirken de akordiyonla şarkılar çalıyor. Ve elbette aldığı güçle de kimseyi takmıyor. Rütbesi onbaşı. Derken günlerden bir gün komutan izindeyken, kendisi bir kadın arkadaşını tugaya getiriyor, onunla komutanın makam koltuğunda -biraz uygunsuz- bir fotoğraf çektiriyor ve bu fotoğraf da komutanın izinde olduğu bir dönemde ve bir denetim esnasında bölük komutanının eline geçiyor. Sonuçta askeri mahkemeye çıkarılıyor ardından ceza, askerlik uzuyor, üzerine rütbeleri de sökülüyor ve artık kademede görev alıyor.

Vaktinin çoğunu acemi birliklerinde geçiriyor, oradaki gayrimüslim askerlere yardımcı oluyor! Bize de epey zarf atıyor elbette, benim şehirde park ettiğim arabanın yerinin uygunsuz olduğu, başına bir şey gelebileceği gibi şeyler söylüyor, fakat anahtarları benden bir türlü alamıyor. Ve karar veriyor ki biz de en az onun kadar uyanığız, o zaman orta yolu buluyor.

Şimdi yeni gelen ganimetlerle akşam sofra kurulacak. Öncesinde Gürcan yemekhanenin fırınına etleri sıyrılmış göğüs kafeslerini attıracak ve onlar uzun süre orada kalacaklar.

Sohbet şahane, nöbetçi subayı olan, emekliliği yakın, bizim 7 kazık olarak tabir ettiğimiz baş çavuşlukta en üst rütbeye sahip ve o gece nöbeti olan ordonatçı ve gerçekten güzel bir adam da masada. O sorumluluğun gereği olarak erken terk ediyor sofrayı. Bir başka misafir de yine bir İstanbul uyanığı, acemi birliklerinin komutanı olan, tugayın en korkulan, en sert yüzbaşısının postası, kafa dengi, Gürcan vasıtasıyla yeni tanıştığımız bir asker.

Bir büyük bitti.

Muhabbet kıvamında.

O halde devam...

Devam da artık gecenin bir vakti ve rakı almak için tugay dışına çıkılması gerek. Plakasının sonu 10 olan ve o nedenle 10 numara diye andığımız, bölüğün en en hızlı cipi ne güne duruyor. Gürcan'la misafir asker atlıyorlar cipe. Bir kaç nöbet noktası geçecekler ve nizamiye dışına çıkacaklar ki o nöbet noktalarının olduğu birliğin sorumlusu bizim yeni tanıştığımız askerin biraz önce tariflediğim komutanı, dolayısı ile nöbetçiler onu tanıyorlar. Yine de gelsin kırmızı nöbetçi subayı kollukları. Hızlı bir çıkış, gecenin geç vakti ve tugay dışına çıkmakla kalmayacak, oradan dağın tepesindeki köye gidecek ve boğma rakı alacaklar.

Normalde tugay dışına çıkacak her aracın görev kağıdı olmalı!


Aradan makul bir zaman geçiyor. 10'numaranın performansını hepimiz test etmiş durumdayız; eğitim ve askeri ehliyet için sınav parkurunun tozunu dumana katmışlığımız çok ki her seferinde rally manzaraları sunuyoruz. Zaman akıyor ve normalde gelmeleri gerekir diye düşünürken kademenin telefonu çalıyor. Gürcan. Çok rahat, bir cip istiyor alt nizamiyeye. Hayırdır diyoruz, cip spor oldu da, diyor. Kaç takla diye soruyoruz, perende atmış olabiliriz diyor. Anlıyoruz ki demiryolu raylarını bir an hesap dışı bırakarak ve spinle dalarken viraja cip rayların da etkisiyle havalanmış, sonuçlara bakarsak taklayı tamamlayamamış ve askerlerin yardımıyla düzeltilmiş ya da perendeyi başarıyla sonuçlandırırken bazı noktalar önemli hasarlar almış.

Biz yeni cip hazırlarken, 10 numarayı çekmek için; Gürcan kademeye tam gaz giriş yapıyor. Acemi askerler ve nöbetçilerden yardım alarak düzeltmişler cipi, o da iyiyim bir şey yok giderim demiş olmalı ki şimdi garajdalar.

Üst branda parçalanmış. Artık daha havalı, üstü açık, safari tadında spor bir cip 10 numara. Ön cam kırılmış, iki çamurlukta ezik var, bir de motor kaputu bayağı gitmiş.

Kademedeki çocuklar uyandırılıyor. 10 numara boya aşamasındaki Reo'ların önüne çekilip saklanıyor. Ustalar kaputu, ön cam çerçevesini, iki çamurluğu söküyorlar, şimdi yatabilirler. Rakı sağlam ama! İçelim o halde.

Cuma günü büyük avantaj. Sökülen parçalar farklı birliklerin kademelerine gece dağıtılıyor ve cumartesi sabah için hazır olmaları isteniyor.

Cengiz komutanın halkı selamlayacağı tören aracını kullanacak, o halde ön cam çerçevesi komutanın üzerine çıkacağı platformun altına saklanabilir. Tören ve selamlama bitince komutanı normal makam aracına alacağız ve Cengiz doğrudan camcıya gidecek.

Tugaydaki işlerin koordinasyonu Gürcan'da. Diğer parçalar hazır biçimde kademeye geliyor. Çocuklar montajlarını yapıyorlar ve Ahmet jipi komple boyuyor. Pazartesi 10 numara garajda ve her zamanki yerinde. Bütün emeği geçenler tıp. Ufacık bir sızma yok. Test edildi.

Bu olayı terhis olduktan epeyi sonra ziyaretime gelen bölük başçavuşumuzu yemeğe götürdüğümde anlatıyorum. Biliyordum, diyor. Komutanım sen bilsen yakardın bizi diyorum ama biz terhis olduktan sonra sana anlatıldıysa buna bir şey diyemem. Gülüyor. Peki diyorum, ama samimi cevabını istiyorum: Bizim kadar kızdığın ama bir yandan işbitiriciliğimiz dolayısıyla sevdiğin askerlerin oldu mu daha önce diyorum. Yine gülüyor, kadehini kaldırıyor, tokuşan kadehlerin sesi hoş kelimelerle birlikte eşlik ediyorlar, deniz esintisinde yankılanan şarkılara...

10 yorum:

  1. Tam da askerlikle ilgili olaylardan ve askerlik anılarından anlayamıyorum demişken, üstüne bu yazı! :))
    Ama, bu defa anladım Sevgili Okul Arkadaşım, net. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Askerlik asker için özel ve anlat anlat bitmez bir durumdur, ama kalıcı askerler için değil. Daha önce yazdım mı bilmiyorum, tekrardan da zarar gelmez. Bir kurmay yüzbaşı bir sohbette demişti ki işimiz askerlik ama savaş falan olmazsa anlatacak bir şeyimiz yok. 20 ay askerlik yapıyor ömür boyu anlatıyorsunuz. Gerçekten öyle özel bir yaşanmışlık ki pozisyonları biz gibi olanlar için de hiç bitmez, ilişkilerimiz aynı sıcaklıkla hâlâ devam etmekte Sevgili Okul Arkadaşım:)

      Sil
  2. Rakının üstune ne dümenler dönmüş. Pes diyorum :)) Başlığa anlam vermemiştim, cip sporu nasıl bir şeymiş merakiyla okudum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cipe taklayı attıranın rahatlığı işte, üst branda gidince komik bir tarifleme. Suçun karşılığı -yakalanılsa- çok fena ki içinde kaç suç barındırıyor üstelik. Gençlik de böyle bir şey sanırım:)

      Sil
  3. Uff, hikayeye bak:)) Siz askerliği eğlenceye çevirmişsiniz. Belki darbe döneminde yapılacak şeyler bunlar. Bugün aynı birliğe düşseniz, cuma hutbelerini anlatırdınız bize. Fakat o güzel üslûbunuzla onlar bile hoş gelirdi kulağa:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bitmezdi yoksa o askerlik:)) Bugün de aynı yerde ve aynı pozisyonda olsak durum pek değişmezdi sanırım. Orduya üst kademe noktalarında müdahale edebilseler de aşağıda pek bir şey yapabileceklerini sanmıyorum. O zaman da cuma hutbeleri vardı, isteyen gidiyordu.:) Çok teşekkür ederim:)

      Sil
  4. :) Dinleyip de hiçbişey anlamadığımız askerlik anılarından sonra iyi geldi. Böyle anlattılar da biz dinlemedik sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatımın bir yanıyla en zor, ama bir yanıyla da sanki sen bunları hak ediyorsun denilen en güzel dönemiydi. Bir yanda özel yaşamda sırtlanmış sorumluklar bir yanda tazecik yaşın ele avuca sığmazlığı... Şanslı bir kuldum, der başka bir şey demem:)

      Sil
  5. Of! Büyük cesaret!:) Vallahi sonlara doğru kalp çarpıntısıyla okudum. Bir güzel halletmişsiniz ama:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gençlik başımda duman halleri bunlar. Yani başa gelince çözmek gerek, başka çare yok. İyi bir ekiptik, soğukkanlıydık ve başardık:)

      Sil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP