12 Nisan 2022 Salı

Biri Bana Bunu Anlatsın Lütfen

Uzun zamandır dikkatimi çeken bir şey var. Bu yakın zamanla alakalı da değil üstelik. Üzerinde de hiç durma gereği duymamıştım. İnsanların birbirlerine mektupla ulaştığı yıllarda küçük bir çocuk olarak, ilkokula başlayıp da okuma yazmayı öğrenir öğrenmez; babaannem, mektuplarını anneme yazdırırken, görevi ben devralmıştım. Hoşuma da giderdi, öğretmenimiz kime nasıl bir hitapla başlamamız gerektiğini de öğretmişti. Bu aslında bana bir kültürün kıymetini anlama şansını yaşatırken, keyif veren bir uğraş da olmuştu. Üstelik güvenilir bir sırdaş olma duygusu, çocukça bir mutluluk da yaşatıyordu. Konularımız genelde uzak memleketteki toprakların ekilip biçilme durumlarıyla ilgiliydi; tüm mektuplara uygun hitapla başlar, sonra hal hatır sorulur, üzerimize farz olan selamlar gönderilirdi. Elbette bu sıcaklık hayal dünyamla birlikte kalbime de değerdi.

Sevginin buram buram hissedildiği bir ailede doğmuş olmak, altını çizmekten hep gurur duyacağım bir kazanım olmanın yanı sıra, tekrar etmekten asla bıkmayacağım şanslarımdan biridir. Coşkuyla ve içtenlikle sevmek nedir? bilirim. Bu öğretilebilir bir şey değildir üstelik, hissetirilirse ve hissederseniz öğrenirsiniz. Bu öğreti hayatın her aşamasında, yaş nereye varırsa varsın; içgüdüsel bir ezber olarak, plansızca dilinize ve kaleminize hep vurur. "Seni seviyorum," demeden, bir oyuna çevirdiğiniz alakasız kelimeler kendilerini seni seviyorum'a evirip, bu duyguyu en afacan biçimleriyle hitap edilene geçirebilir. Üstelik sadece bir adı dilinizden sahibine yolladığınızda ona yüklenmiş tonlama, sevginizin sıcacık ışığını karşıya geçirebilir ki bunun geri dönüşü muhteşemdir.

Bu mevzuya nereden geldim ben?! Bir çok yazımın içinde olduğu gibi beni tanıyan herkes bilir ki ben insanları ayrık otları ile birlikte severim. Mesafelerimi ayarlamayı bilir ama kimseyi de sevgimden uzak tutmam. Yazıya konu ettiğim mevzuyu, insan algısının ve edebinin dışsal faktörler ve çekincelerle değişmeye başladığı milattan beri görür ama önemsemem. Üstelik yakın tarihli de değil bu milat: Diyeyim bundan bir kaç on yıl önce başlayan, kim bilir belki de daha eski... Bizim evde mesela ben bildim bileli, diyelim kahvaltıda bardak boşaldığında ya da yenilen tabak boşaldığında; "Çay koyim mi?" ya da "Bir çay daha alır mısın?" ya da "Alır mısınız?" ya da mesela "Bir börek daha alır mısın?" kullanılırken... başka evlerde alır mısın'ın yerini "Bırakim mi?" ya da "Bırakayım mı?" ya da "Çay dökeyim mi?" nin aldığını fark ettim. Çok sevdiğim bir ifade vardır, kime ait ya da ilk nerede gördüğümü hatırlamadığım: "Söz manasını dinleyenden alır."

Yazının sadedi ise şudur: Bir süredir dikkatimi çeker derecede gözlemlediğim bir kelime var: sevgili. Ben bunu tüm ifade edişlerimde büyük harf kullanarak yaparım. Sevgili Falanca, gibi. Bilenler bilir ki seversem bir insanı, coşkuyla severim, yaşanan aşksa da coşkulu bir aşkla... Her iki halde de içim akar ve dilime vurur... Kelimelere yansımış duygularımdaki samimiyetse mutlaka geçer karşıya. Ve sevgililik olarak tanımlanan ilişkilerimin tarafları da bilirler ki bir kez bile "Sevgilim," hitabı çıkmamıştır dilimden. Sadece yazılarımda, o da çok nadir olarak ve bir tanım anlamında kullanırım.

Bir süredir gittikçe yaygınlaşan bir kullanım olarak gördüğüm ve merak ettiğim şey şu: Bir imla hatası mı benim yaptığım ki böyleyse bile umrum olmaz, asla da kullanımdan kalkmaz. Yoksa, kastını aşan ve çekince yaratan bir tavır mı?


Açık sorum şu: Ben cümle içinde de olsa Sevgili Falanca demek istediğimde Sevgili'yi büyük harfle yazıyorum; bu gem vuramadığım coşkumun vurgusu ben için, samimiyetle, sevdiğim insan karşımdayamış gibi. Oysa çoğu kişinin bunu küçük harfle yazdığını görüyorum. Acaba diyorum, ki kanaatim de o; bu bir çekince. Tıpkı çayı koyma ifadesindeki kaygı gibi bir anlayışla ve aman kastı aşmasın endişesiyle edep dışı bulunma ihtimali. Bu yadırgadığım bir durum değil, ama neden bu hale geldik ve nereye kadar uzayacak kısmı merakım. Aydınlatılmak istediğim sorumsa şu: Bir hitap olan ve baktığıma göre ve edindiğim -eğer yanlış bir bilgi değilse- hitap büyük harfle olmalı bir kural iken, Sevgili'deki s'nin bazı anlayışlarca küçük harfle yazılıyor olması, tıpkı çay, börek meselesindeki gibi bir çekincenin sonucu mu?

23 yorum:

  1. Bende, yazılarımda bir blog arkadaşımın/ büyüğümün yazısına atıfta bulunacaksam yada ondan bahsedeceksem, mutlaka "Sevgili ... " diye büyük harfle başlayarak yazarım:) Ama bundan rahatsız olsam mı diye açıkçası hiç düşünmemiştim:) Bu bence tamamen içten gelen bir samimiyet, saygı ve sevginin ifadesi.

    YanıtlaSil
  2. Şimdi anlamadığım mektup yazarken başlangıç hitabı olarak mı, yoksa metnin içinde mi büyük yazıyorsunuz? Başlangıç hitabında elbette büyük olur ama ben metnin içinde geçirirken hep küçük yazarım, sevgili Ayşe gibi. Sanki bir betimleme olarak kullanılıyor burada "sevgili" ve imlaca küçük yazılması gerekiyor ama sizin coşkunuz ve samimiyetiniz ise sözkonusu elbette büyük yazabilirsiniz, kime nee, kime ne :))) Uzman değilim ama düşüncem bu yönde, diğer yorumlara da bakalım.
    Bu arada Antalya'da çay konulmaz "katılır". Tabii ki doğma büyüme Antalya'lılar için, ben hala çay koymaya devam ediyorum mesela. Yeni evliyken okuldan gelmiştim kayınvalidemin evine, sobada çaydanlık kaynıyordu, "Çay kat kendine" dedi. "Galiba çay yetersiz kaldı üstüne kuru çay ilave etmemi söylüyor" diye düşünürken elime bardağı tutuşturunca çözdüm meseleyi :)))) Ama beni en çok şaşırtan nişanlıyken ilk kez eşimin kasabasına geldiğimizde herkesin birbirine "Endeeni ver", "Endirdeekini oraya koy", "Endireye basma" gibi sözler söylediğiydi. Soramadım da bu "endee, endire, endeeki" nedir diye, sonuçta onu da öğrendik, hatta bazen gırgır olsun diye kendimde söylüyorum. Kısacık "O" demek varken upuzun "Endee" ne alaka acaba? Haliyle diğerleri de oraya, ordaki gibi anlamlar taşımakta. Ay nerden nereye geldim. İyi akşamlar dileklerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben metin içinde de büyük yazıyorum, çünkü benim sevgilerim büyük:))

      Benim dikkatimi çeken herkes çay, ya da başka ikramlar konusunda aynı ifadeleri kullanırken, dilin sonradan biber sürülmüşçesine usul usul değişip, etkileşim yoluyla terbiye edilerek ve argo kategorisine taşınarak, ezelden masumiyetlerine inandığımız kelimelerin edebsiz hale gelip de alanı terk etmeleri:)

      Sil
  3. Sevgili kelimesi bana da mektup zamanlarından kalmadır. Mektuplara hep öyle başlardım/dık. Onun için büyük harfle yazılması normal geliyor ,cümle içinde ya da başında. Çay ise samimi ortamda ''çay koyim mi'' biraz misafircilik varsa ' bir çay daha alır mısınız'' oluyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimiz için öyle, ilkokul öğretmenimi hep sevgiyle anarım bu nedenle; nasıl mektup yazılır ve sevginin dışavurumunu örneklediği için bize ve tabii ki aile:)

      Sil
  4. Bence üşengeçlikten. Cep telefonunda yazarken bazen hızlı yazılıyor büyük küçük ayırılmıyor olabilir, yeni nesil özellikle noktadan sonra bile cümleye de küçük harfle başladığı için, öyle yazıyor olabilirler.. Memleketimizde bir çok meselenin medeni “üşengeçlik” malûm :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni nesil eyvallah, zaten onlar eskiyi bilmiyorlar, ayrıca kendilerini özgürce, sere serpe ifade etme konusunda bir sıkıntıları da, kaygıları da yok:))

      Sil
  5. Söz manasını dinleyenden alır ne güzel laf. Bir yerde okumuştum, sevgili diye yazılır sevdiğim diye okunur. Sihirli bir kelimedir "sevgi", başına sonuna bakmadan, içine kattıklarındır aslında. Sen sevgili yazarsın dolu dolu SEVDİĞİM gelir kulağına, sen Sevgili yazarsın, kalp gözüyle okumayı bilmeyene, kırıntısı bile geçmez sendeki sevginin.
    Demem o ki Sevgili Buraneros, manası bakımından sevgili Bureneros ile bir farkı yoktur bence.
    Kuralına gelirsek büyük yazılmalı der TDK, hitap olduğundan mütevellit. Bu durumda sen bir yazana bak bir de bağlamına. SEVGILI BURANEROS bile olabilir kast edilen çoğu zaman 😉 Ayrıca sen sevgini büyük tut öylesi yakışır sana. 🧿

    YanıtlaSil
  6. Şu ikonları neden benim blogum yapamıyor acaba?:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birinin bunu da sana anlatması lazım :))

      Sil
  7. Yanıtlar
    1. Benim tema google ürünü değil yorum kısmında işaretler çıkmıyor, zaten klasikçiyim ben, süs istemem:)

      Sil
  8. Eskiden büyüklerin yazdırdığı mektupları hatırlattı yazınız. Her mektubun sonuna "Kestane kebap, acele cevap" sözünü eklemeden olmazdı. Sevgili sözcüğünü bu kadar derinlemesine düşünmemiştim. Hitap dışında ilk harfi büyük yazılırsa özel bir kişiye, küçük yazılırsa değer verdiğimiz bir dostumuza, arkadaşımıza seslendiğimiz gibi bir anlayışım var sanırım. Yine de sevginin kuralı olmaz, s harfinin büyük yazılması sevgiyi ne kadar büyütebilir bilemedim. Çok mu ruhsuzum?:)))

    YanıtlaSil
  9. Ben söz manasını dinleyenden alır kısmındayım hayatın:) Sadece acaba ahlaki açıdan mı, yanlış anlamaya sebep olacak bir çekince mi diye öylesine merak ettiğim bir durum. Bir tek kere ağızdan çıkmadan bile ifade edilebilecek bir şey sevgi, ya da sevgilim, bir bakış bile yeter ve çok şey anlatır. İçiniz rahat olsun, ruhsuz değilsiniz:))

    YanıtlaSil
  10. Sevgili Buraneros, ben de cümle başı ya da ortası fark etmeksizin hep büyük "S" ile yazılması taraftarıyım. :) Arada oldu da küçük "s" ile yazdıysam otomatik düzeltme falan olmuştur ya da acele ile yazıp fark etmemişimdir :) Son yıllarda yerli yersiz değişen imla kuralları sonrası kendi bildiğimi okuyorum zaman zaman yani demem o ki bazı şeyler içimizden geldiği gibi olmalı :)

    YanıtlaSil
  11. Çok şükür ki kelimelerine bakıp sevgisini okuyabilen insanlarınız karşımızdakinin, Sevgili KuyruksuzKedi. Biraz da çekincesi olanların dikkatini çekmek istedim; yoksa sevmek, türü ne olursa olsun ve şekli de, samimiyse sıcaklığını karşıya mutlak geçirir biliriz evelallah:) Aslında camiamız şükür ki güzel insanlar barındırmaktadır içinde. Biraz daha coşun insanlar, freni bırakın, sevginizi haykırmaktan çekinmeyin mesajı vermek istedim.:)

    YanıtlaSil
  12. Çok teşekkür ederim, senin yorumun da pek lezzetli; zaten çok keyifle takip ettiğim gençlerden birisin ki varlıklarınız ülkeye dair umutları diri tutuyor. Açıklaman da o kadar sıcak ki, bu şu anlamda da sevindirici, ülkenin gelecekteki öğrencileri emin ellerde:)

    YanıtlaSil
  13. Doğrusu üzerinde daha önce hiç mi hiç düşünmediğim bir konu. Hatta bi düşününce; cümle başında büyük, içinde küçük yazarım sanıyorum ama öyle bilinçli bir tercihle de değil. Senin bakış açısıyla bakmamışım hiç, bak o da mantıklı geldi. Bilemedim ama sonuç itibariyle bu konuda özgürlükçü olduğuma karar verdim. Sevelim, sevilelim, isteyen istediği gibi kullansın babında. :)))

    YanıtlaSil
  14. Söz manasını dinleyenden alır demişiz zaten:) Ayrıca mesele özgürlük de değil, elbette kim neyı isterse öyle kullansın, bunlar sadece bir gözlemin artık dikkat çeker bir hale gelmesi ve etki yoluyla yaygınlaşması üzerine kişisel tespitler... Belki ileride birilerine lazım olur noktasında sosyoloji bilimine bir katkı:))

    YanıtlaSil
  15. Ne güzel bir yazı, 2-3 kere okudum :) Ben de size katılıyorum ancak bu yazı bana asıl olarak bu durumu düşünmeme gerek dahi kalmayacak şekilde bu hitabı hiç kullanmadığımı fark ettirdi. İnternet çağında yetişmenin bir sonucu olsa gerek, hitaplar ve isimler çok farklı artık. Biri bana sadece ismimle mesaj gönderse bir sorun mu var diye gerilirken buna hiç sıra gelmemiş, üzücü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O halde ruhundan geleni dışa vurmayı ondan esirgemeden başlamalısın kaygısızca, sen kim olduğunu bilecek birisin ki yazıların anlattı bunu bana; içinden geleni sakınma derim. Emin ol karşındaki odun bile olsa hayatın sana geri dönüşü muhteşem oluyor. Başlangıçtaki çekincelerin özgüvenine yavaş yavaş yeniliyor, hayatın yönünü bile sen tayin edecek kadar gücün artıyor, ve yaş aldıkça ve biriktirdiklerinle her şey çok daha güzel oluyor:)

      Sil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP