24 Temmuz 2021 Cumartesi

Operasyonun Yoluna İlmek İlmek Döşenen Mayınlar

Öncesi


Epeyi önce

Apo ve Cemal, sosyal hayatın sınırlı olduğu bu küçük şehirde bir akşam Amasyaspor'dan  iki futbolcu, onların bir arkadaşı, Vali'nin koruma polisi ve yine futbolcuların tanıdıkları ama bizim yeni tanıdığımız, biz yaşlarda bir gençle bir akşam bir mekânda takılıyorlar. Ben yokum, Samsun'a görevli gönderilmiş de olabilirim, kendime kafa izni verip izinsiz de gitmiş olabilirim... Hatırlamıyorum. Fakat bu geceden epeyi zaman önce, biz daha tazeyken, çevreyi, sınırlarımızı ve yaptığımız işi ve karakterleri öğrenmeye çalışırken; bir yandan da özgürlük alanlarımızı genişletiyor, usul usul da göze batmaya başladığımızı fark ediyoruz. Özellikle ileriki günlerde adı geçecek Yarbay'ın başında olduğu Merkez Komutanlığı'nda iki numara olan, takdir etmeliyim ki işini şahane yapan, kurallara son derece riayet eden, disiplinli bir başçavuşun radarında oluğumuzu da seziyoruz. Kulağımıza bizle ilgili tavrını, düşüncelerini hissettiren duyumlar geliyor. Bu arada Komutan'la ilişkilerimiz de gelişiyor. Sözel temasımız şimdilik az: Sabahları alırken "Günaydın," akşam bırakırken "İyi akşamlar." O bir şey not ettirmemişse sessiz bir süreç. Karşılıklı bir tartma ve sınırlarımızı nereye kadar uzatabilirizi test ettiğimiz bir strateji izliyoruz ama öte yandan pozisyonlarımızın sağlam olduğunu da biliyoruz; çünkü bizden önceki tırsıklardan çok farklı olduğumuzun bilincindeyiz.

İhtiyacen Bir Paragraf

Bizden öncekilerden de önceden kalmış, onbaşı rütbesi sökülmüş, Tugay Komutanı postasıyken ve doğal olarak tanımadığımız eski komutan izindeyken yaptığı akıl almaz bir şeyden kaynaklı olarak fotoğraf yakalatmış, Bölük Komutanı tarafından disipline verilmiş, ceza almış, dolayısıyla askerliği uzamış, yeme içme ve yaşamın tadını çıkarma  adabını bilir ama kısmen güvenilir İstanbullu bir Gürcan var ki başlıbaşına bir hikâye konusu. O Tugay'da ve Bölük kademesinden (tamirhane) ve yedek parça deposundan sorumlu...  Şafak Sayarken etiketli yazıların Tugay'da geçen bölümlerinde sıklıkla yer bulacak. Diğer hayatımızdaysa yeri yok!

Örnek verirsem, hemen evin arkasındaki ormana yürüyüş için gittiğinde Komutan; Apo biraz da tetikteyim havasını atmak için  duyura duyura mermiyi  hazneye sürüyor, tabancayı atışa hazır hale getiriyor. Hakeza şehir içinde dolaşmak istediğinde de... O zaman bir ekstra daha yapıyor. Komutanın arkasından ve geniş açı görebilmek için de gerisinden, yoldan ve solundan yürüyor, mermi yine haznede ve bu kez otomatik tüfek de omuzda asılı, bel hizasında ve el onun tetiğinde... Bununla kalmıyor, kaldırımdan ve karşıdan gelenleri işaret ederek aşağı indiriyor. Hızlı adımlarla arkadan gelenlere de hem fazla yaklaşmak  hem de öne geçmek adına izin vermiyor. Komutan bunu görmüyor ama hissediyor. Kızları henüz okul tatil olmadığı için yoklar. Fakat Anne evde... Bizden öncekiler hep Anne demişler, içimizden bir tek, evde de görevli olan Aziz, ve Cengiz "Anne," diyor, bizim hitap şeklimiz First Lady tadında ama anne sıcaklığında bir "Hanımefendi." Tatlı tatlı gülümsemesinden hoşuna gittiğini anlıyoruz. O bizimle Komutan'dan daha çok konuşuyor.

Bahsettiğim inzibat başçavuşunun artık bizi fark etmemesi mümkün değil çünkü sıklıkla gittiğimiz, bolca lak lak yaptığımız arkadaşımızın olduğu  Sıkıyönetim Halkla İlişkiler'le Askeri inzibat aynı binada... Halk Eğitim de komşu ve orada da biçki dikiş ve benzeri konularda eğitim alan kızlar var. Üniforma sever bir kadın kitlesi olduğu vaka, nüfus yoğunluğuna göre az ama topluluk içinde azımsanmayacak sayıdalar; yaşı daha genç olanlarının rütbe gözettiklerini de düşünmüyorum. Biraz havalı olmak yeterli ki bizde ondan da var!

Yazlık ve kışlık olarak giydiğimiz resmi kıyafetler diğer askerlerinkinden değil, subaylarınkiyle aynı, farkımız sadece kollarımızdaki rütbeler... Rütbe bilgisi olmayanlar kolaylıkla daimi askerlerden sayabilirler ki sıklıkla bizle aynı statüde olan ama bizi tanımayanların selam vermelerine ve komutanım dediklerine tanık oluyoruz.

Bu arada söz ettiğim başçavuşun adı Şevket. Biz aslında askerliğin adabına, disiplinine, gelenek ve şanına uymaz, Komutan dışında kimseyi umursamayan davranışlarımızla bu Askeri Polis'in radarındayız. Punduna getirdiğinde kesinlikle bizi alacak! Disiplin kuralları çerçevesinde  bir gece görev sahamız dışında bir yerde, üstelik alkollü yakalarsa sıyıramayız, diye düşünüyoruz ama bu biz için daha da pervasız olmak anlamında fazlasıyla kışkırtıcı. An itibariyle rahatlığımıza ve yerinde duramaz ruhumuza uzun ölçekli geniş alanlar açmanın önündeki en büyük engel ne yazık ki O. Kaliteli hasmımızın varlığından zevk almıyor da değiliz. Onu çözersek ve bizi tanırsa başkalarının sınırlarını da kalınca çizmiş oluruz, diye düşünüyoruz. Bunu sağlamak için önce ona bir tezgâh kurmalıyız!

Yine bir hafta sonu, Komutan ormanda; orman dediysem koca bir orman tasavvur edilmesin; bir koru, o spor kıyafetleriyle yürüyüşte, Apo da yakın korumada... Bizse korunun sınırlarındayız ve şüpheli gördüklerimiz olursa alacağız. Apo başçavuştan söz açıyor, ama bize karşı tutumundan değil. Hepsi kurmaca olmak üzere, konutun ve koru yönündeki inzibatların çoğu zaman yerlerinde olmadıklarını, gece ara ara çıkıp kontrol ettiğimizi, bazılarının ağaç diplerinde uyuduklarını, korumanın yetersiz, disiplinsiz ve bu nedenle de büyük bir koruma zaafı olduğunu söylüyor. Bu bölgenin şöyle de bir önemi var: Komutanın konutu ile Vali Konağı bizimki askeri alanın içinde olmak koşuluyla caddenin iki yanında, karşı karşıya.

Diğer hafta sonu başçavuşun jipini konutun önünde, onu da konutun süs havuzunun kenarında komutanla konuşurken görüyoruz. Rutin bir haftalık rapor alma, daha neler yapılmalı üzerinde de genel güvenlik sohbeti, diye düşünüyoruz. Ama gerçek bilgiyi Hanımefendi'den alacağımızı o an bilmiyoruz..

Ford'un yanısıra eve tahsisli ve arazide kullandığımız bir de Jeep Wagoner var. Genelde kızlar ve Anne geldiğinde ev halkına hizmet veriyor; onun şoförü de Cengiz. Yolda giderlerken Hanımefendi Cengiz'e hafta sonundaki görüşmenin bir kısmının altını çizerek "Dikkatli olun çocuklar," diyor, "Sizin kuyunuzu kazmak isteyenler var."  Ayrıca, komutanın bizim -planlı- uyarılarımızdan ön alarak eksiklikleri söylediğini, ve başçavuşa "Görev yapıyorum diye de benim adamlarımı bana getirme," uyarısı yaptığını söylüyor.

Daha sonraki zamanlar, Şevket Başçavuş'la birbirlerimizi daha doğru anlamamıza sebep oluyor. O bizim yerinde duramaz, ne olursa olsun duramayacak çocuklar olduğumuzu, işlerimizi iyi yaparken de gençlik ateşlerimizden geri durmadığımızı ve yapıp ettiklerimizin pespayelik değil de yakıştıra yakıştıra olduğunu anlıyor. Seviyoruz birbirimizi.

Ama yine de bundan epey sonra yakın aralıklarla O'nun dahli olmayan iki operasyon çekiliyor bize ki öncesinde Tugay'a ve Orduevi'ne uyuşturucu soktuğumuz ve bunların ticaretini yaptığımız söylentisini yaratıp kulağımıza ulaştırarak hem intikamlarını alacaklarını ve de bu kozla frene basacağımızı düşünüyor, bazıları... ama çok toylar! Çünkü bize gözdağı için -sözde- bilgi sızdırdıkları kişi seçimi fazlasıyla çocukça ve acemi işi!


Bize Ha!

6 yorum:

  1. 'Şafak Sayerken' askerlik anılarının içinde; Bölük ve Tugay Komutanı, Şevket başçavuş, görevli aziz ve şoför Cengiz; Sıkıyönetim Halkla İlişkiler binası, Askeri inzibat, koruluk...bir film izler gibi yol aldım, 'öncesi ve sonrasını' bir solukta okudum! merakla devamını bekliyorum değerli Buraneros!. Kısa bir yaz tatilinin ardından sayfanda soluklanmak iyi geldi. Kalemine, emeklerine sağlık. Mutlu bayramlar diliyorum. :) Sevgiyle, esenlikle kal...

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim, ekip olarak ilişkilerimiz aynı tonda devam ediyor, ilk yazıyı yazdıktan sonra ısrarla yazmamı istediler arkadaşlarım; düzenli yazamadım, ara ara derken şimdilerde zaman beklemez dedim ve biraz daha sık yazmaya karar verdim. Erkek milletinin askerlik anılarını anlatmaları bitmez sonuçta, yazarsam anlatmaktan da kurtulurum diye düşündüm biraz. Çok teşekkür ederim güzel sözlerin için, geçmiş bayramını da kutlayayım bu vesileyle:) Sevgiler ve esenlikler ve elbette tez zamanda virüs tehditsiz gezmeler:)

    YanıtlaSil
  3. Askerlik anılarını keyifle okutmak nedir yahu?:) Resmen oturdum merakla okuyorum hepsini:) Uyuşturucu ile ilgili söylenti tüylerimi diken diken etti. Biraz abartmamışlar mı? Çok ağır. Ya kötü sonuçları olsaydı o haksız operasyonun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açık söylemek gerekirse yaşayanlar için de çok keyifliydi:) Sonuçlarını da henüz bilmiyoruz, muhtemelen iki yazı sonra bu konu bir yere varır diye düşünüyorum, sonra seriye biraz ara:)

      Sil
  4. klio'nun şarkısına katılıyorum: askerlik anısını keyifle okuttunuz vallahi :) devamını bekliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devamı pek yakında Sevgili Şule, bir iki düzeltmesi kaldı sadece:)

      Sil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP