22 Temmuz 2021 Perşembe

Bize Operasyon Çektirenin Karizmasını Çizeriz

R. epeyi ünlü, İstanbul Jet Sosyetesi'nin gözde bekârlarından, tanıdıktan sonra fark ettiğim üzere magazin basınının cemiyet haberleri köşesinde her daim yer bulan, ailesi o zamanlar bir elektronik devinin sahibi olan, ne yazık ki bazı çevrelerce "azınlıklar" diye tanımlanan kesimden bir asteğmen olarak Orduevi'ne transfer olmuştu... Ama nasıl?

R. ile tanışmış olduğumuz dönemde biz de henüz usta askerlikte yeniyiz: Acemi birlikleri Amasya olan daha sonra arkadaş olacağımız yeni şoförler ve muhafız, benden önce olsa da Tugay içi dağıtım olarak yeni atanmışlardı. Ben de Ankara'dan gelince ve bin türlü numara çevirip de bölükte kalmayı başarınca; bizim henüz efsane olmayan efsane ekip tamamlanmıştı. Gün saymakta olan, teskereye gidecek eski ekipten görevleri devralmıştık. Artık yeni konaklama yerlerimiz Tugay'da bağlı olduğumuz birliklerimiz değil de dış görev emriyle Orduevi'nin koğuşlarıydı. Serbest çalışıyor gibi gözüksek de resmiyette kendi birliğimizin, dolayısıyla askerliğin kuralları geçerliydi.

Ama, bizim umurumuzda mıydı?!

Gündüzleri çoğunlukla Tugay'daki garajda hazır bekliyor, şoförü olduğumuz komutan bir yere gitmeyecekse tüm mesai süresini orada geçiriyorduk. Mesai bitiminde de herkes evine... Yani Orduevi'ndeki lojmanlarına. Bizim lojmanımız tabii ki koğuş.

Şu ana kadar yazılan kısmın aslında bir değeri yok ancak geri dönüşle ortaya saçılacak olayların varacağı noktalar için önemli. Çünkü biz hayatın neresi olursa olsun işlerini iyi yaparken, kendi kuralları ile de yaşayan çocuklarız!





Günlerden bir gün

Garajda ve Ford'un içinde müzik dinleyip laflarken biz, santraldeki arkadaşımız Karargâh'tan çıkıp "Telefon var," diye işaret ediyor. Burayı kısaca anlatıp olaya bağlanmak istiyorum. Arayan Komutan'ın eski ekibinden Komutanlık'taki postası; Amasya'ya bir arkadaşının geldiğini, asteğmen olduğunu, Turban'da kaldığını, onunla tanışmamızı ve onu Orduevi'ne aldırmamızı istiyor. Biz Komutan'ı analiz etme sürecini aşmış durumdayız, o da bize güveniyor ve artık biliyoruz ki bizi seviyor. Geldiğimiz noktada bizle ilgili ispiyonlara kulak asmayacağını biliyoruz, hatta somut iki olayda kızları ve eşi tarafından savunulacağımızı da... Bu konunun detaylarından bir başka olayın yazısında mutlaka bahsedilecek... Bu arada yüzümüze gülen ama arkamızı kazan iki başçavuş var Orduevi'nde, istihbaratı aldık.

Karar verdik; onların ayağını kaydırıp R.yi Orduevi'ne getireceğiz.

Sıkıyönetim Halkla İlişkiler'de tanıştığım Samsun'lu bir çavuş var. Bir akşam ona uğradığımda kendi başçavuşları ile bizim Orduevi'nin iki başçavuşunun Turban'a kumar oynamaya gittiklerini söylüyor. Cemal'le Apo da komutanı Emniyet'e getirecekler. Önce Cengiz'i arıyorum ve anlıyorum ki Apo'lar henüz konutun önündeler, Komutan hâlâ evde. Araç koduna anons yapıyorum ve birisinin hemen evin köşesindeki kantine gitmesini, telefonla konuşacağımı söylüyorum. Santraldan kantini bağlatıyorum ve Operasyon Turban'ın anlık bilgilerini veriyorum. Onlar evden alıp yola çıktıklarında konuyu açıyorlar. Emniyete uğramadan doğru Turban'a yöneliyorlar ki Halkla İlişkilerin önünden geçerken Cemal işlem tamamdır, gidiyoruz kornasına basıyor.

Ve suçüstü.

Hemen ertesi sabah eski görev yerlerine geri gönderiliyorlar.

Onların boşalttığı göreve de R.'nin gelmesinin yolu açılıyor ve bizim referansımızla da geliyor. Aradan epey bir zaman geçiyor, R. bir düzen kurmak istiyor ama biz yüzünden istediği -bizce de gereksiz- otoriteyi bir türlü kuramıyor, çünkü biz askerler lehine korumacıyız.

Biletleri haftalar öncesinden tükenmiş bir konser akşamı var Orduevi'nde... Aziz muhteşem bir fix menü hazırlamış. O genel servisi organize edecek ama sadece Komutan'ın, Vali'nin ve eşlerinin olduğu masayla ilgilenecek. Biz de hemen sahne arkasında, sahneye çıkış kapısı da olan çay ocağındayız. Gecenin kadrosu o günden bakınca şahane. Ama detayların bir önemi yok; ana konumuz o günkü tavrımıza neden olan -bize- operasyon.

Geceninse o günden bakınca iki yıldızı var. Biri Bedia Akartürk. Diğeri ise Sibel Egemen. Sibel Egemen önemli çünkü R. ile tanışıyorlar ve yakınlar. R. için kıymetli! Önce alt kadro sanatçıları gelip çay ocağından geçerek sahneye çıkıyorlar. Onların ardından da biz yaşlarda, Orduevi Orkestrası eşliğinde biri solist diğeri yan flüt çalan konservaturda öğrenci iki genç kadın sahne alıyorlar ki biri tıpkı Itır Esen; aklımı alıyor ama bir kız arkadaşım var; hayatımın en zor döneminde bana yoldaş olan.

Birazdan sahneye Sibel Egemen çıkacak... R. çay ocağına geliyor önden, boşaltılmasını istiyor. Diğer çocuklar çıkıyorlar. Biz kımıldamıyoruz. R. gözleriyle yalvarıyor ama burnundan da kıl aldırmıyor sanıyor. Sonra rica ediyor, sonra çekilmezsek Sibel Egemen'in sahneye çıkmayacağını söylüyor ama bizi komutanla tehdit edemiyor, çünkü ondaki kıymetlerimizi ve neler yaptığımızı ve yaptırabildiğimizi artık biliyor. Çaresiz. Askerliğin genel kuralları itibariyle rütbe gücü bizden büyük, emir verebilir ve biz açısından da emre itaatsizlik ceza gerektirir, ama!

Biraz tehditkâr konuşmaya meylediyor. Apo Colt'unu çıkarıyor, mermiyi sürüyor ve silahını R'nin eline tutuşturuyor... Biz de silahlarımızı çıkarıp masanın üzerine koyuyoruz. R. bu kez ricacı gözlerle bana bakıyor. Bu duruma müdahil olacağımı düşünüyor ki haklı, normal koşullarda boşaltırdım... boşaltırdık orayı.

Kımıldamıyorum.

Hiçbir davranışımız sebepsiz değil. Çaresizce dışarı çıkıyor. Yan binaya geçip kuaförde beklemekte olan Sibel Egemen'i alıyor, zaten dar bir koridor gibi olan mekânda milim kımıldamayan dört kişilik ekibin arasından geçiriyor. Sibel Egemen'le göz göze geliyoruz. Biz öyle çocuklar değiliz, sebebi de siz değilsinizcesine gülümsüyorum.

O sahnedeyken biz de Akartürk'ün Samsun doğumlu kızı ve diğer sahnesi bitenlerle birlikte kuaföre geçip Aziz'den gelenlerle donattığımız genç, taptaze masada, silah muhabbetli pek neşeli bir keyif yapıyoruz.

Elbette ki bira şişelerinin kapaklarını tabancalarımızla açma ritüelini eksik bırakmıyoruz.

Korkmayın, ateş falan etmiyoruz, mekanizma üzerinde bir iki hareket yaparak namlu ucunu alt desteğiyle birlikte açacak haline getiriyoruz: Önce şarjörü bir tık aşağı alıyor, sonra namluda bir çekme hareketi ile kundaktaki mermiyi sıçratıp havada kapıyor, tüm emniyet tedbirlerinin ardından da ucu alttan destekli bir açacak şeklini almış kısma kapağı sıkıştırıp açıyoruz. E alkışı da alıyoruz.

Elbette bu genç kadınlarla askerlik hatırası tek tek, toplu fotoğraflar da çektiriyoruz ama hiçbirini bu yazıda kullanmıyoruz...



Devam yazısı Operasyonun yoluna ilmek ilmek döşenen mayınlar

4 yorum:

  1. Askerlik anılarını dinlemeyi çok severim. Şafak sayarken günleriniz birbirinden maceralı geçiyor. Sizinki de öyleymiş ama farklı bir boyutta:)) Gel de şimdi R.'nin kim olduğunu merak etme. Sibel Egemen'e bir bakayım dedim. Oyy:( Estetikten tanınmayacak hale girmiş. Keşke bıraksaymış da normal yaşlansaymış. Itır Esen hâla çok güzel ama. Ben de bayılırım kendisine.
    Sevgili buraneros, askerdeyken de sükseniz yerindeymiş. Komutanlar kimseyi sebepsiz sevmez, gözdesi yapmaz sanırım. O kumarcıları oradan deh'lediğiniz iyi olmuş:) Silahlarınızla da hemhal olmuşsunuz, maşallah size:)

    Bir dahaki bölümde en çok da somut iki olayda komutanın kızları ve eşi tarafından nasıl savunulacağınız merak konusu. Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  2. Bizim bir teğmen vardı, o da komutandan düzenli fırça yerdi ve karagahtan her çıktığında bizim garajın önünden geçerken, bir bana bakıyorum bir de size, 20 ay yapacaksınız ve ömür boyu anlatacaksınız, ömür boyu yapacağım ve anlatacak hiçbir şeyim olmayacak, derdi:) Çok iyi bir ekiptik, çok iyi arkadaştık ve çok da gözükaraydık, o kadar çok anı ve aksiyon var ki düzenli yazsam kaç cilt kitap olur:) Elbette bu zenginliğe imkan sağlayan pozisyonumuzdu ve sürekli hareket halinde olmamız, hep Tugay'ın içinde ve bölüğün askeri olarak kalsaydık yine rahat durmazdık ama bu kadar tanıklık ve aksiyon içinde olamazdık. Şöyle diyeyim sonuç olarak, hayata antenleri açık olan doğru adamlar doğru bir görevdeydi:) Sonraki yazıda bizi savunmanın birinden söz edeceğim, çünkü bize operasyonlarla ilişkisi var:)

    YanıtlaSil
  3. Aksiyon ve heyecan, her şey bir arada. Bekliyoruz devamını. :)
    Fırça yiyen garip teğmenin sözüne uygun bir askerlik hayatınız olmuş Sevgili Okul Arkadaşım.
    Acaba o teğmen şimdi ne yapıyordur? :)

    YanıtlaSil
  4. Muhtemelen bugün akşamüstü gelecek devamı, kesinlikle unutulmazdı Sevgili Okul Arkadaşım:) O teğmen bırakmış ya da ordudan atılmış olabilir diye düşünüyorum, bildiğim kadarıyla geldikleri yerden memnun olmayan bir eşle hzursuz bir evlikleri de vardı, konuşmalarından öyle hissetmiştim ki kendisi de biraz arızalı gibiydi... Bu o günlerden bir tahmin elbette, belki de yukarılara tırmanmıştır:)

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP