26 Aralık 2011 Pazartesi

Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk

Dışarı çıktığımda içimde derin izler bırakan, dakikalar geçtikçe lezzeti artan, bende hemen ve coşkuyla yazma isteği yaratan bir oyun olmamasına rağmen; tiyatro sanatı adına farklı ve son derece lezzetli bir dil kullanan, başarılı ve beğendiğim bir gösteri olduğunu da inkar edemem.

 Hiç bir kitabını okumadığımdan yazar ve dünyası üzerine bir fikrim yoktu. Cezmi Ersöz adı okumak konusunda içimde bir heves de oluşturmuyordu. Bu da tümüyle bana özgü bir durumdu.

Sahnedeki duruşu anlamında hiç bir sorunu olmayan oyun metinsel ve felsefi anlamda bana yeni şeyler sunmamakla birlikte, yazarın  sevenlerine, özellikle  kadınlara  ip uçları verip, "yuların" neresinden tutmaları gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunabilir!

 Gerilim, coşku ve sıkıntı anlarına önemli renkler katan ışık tasarımı, salona girdiğiniz anda beğenip benimsediğiniz başarılı dekoru, Vedat Sakman tarafından yapılmış müziği ile ritmini asla kaybetmeyen 70 dakikalık bu güzel gösteride, yönetmen Serap Eyüboğlu; farklı desibellerde ve farklı tonlardaki erkek hallerinin fırtınalarını, -endişeli- merakın telaşlarını, kadının hesapsızca verdikleri karşısındaki erkek şımarıklığını, erkeğin hevesleri ve egosuyla hesaplaşmasını modern dansın ögeleriyle yoğurarak  bir oyuncuya yükleyip iç ve dış seslerle beslerken, bedeni de konuşturmayı başarıyor.  Bu nedenle, bir kitaptan bir oyun yaratırken  kullandığı anlatım dili  ve nüanslar noktasında yönetmen Serap Eyüboğlu'nun başarısını fazlasıyla alkışlamak gerekiyor.

Sevgililer Günü'nde kız arkadaşını bekleyen, zaman aktıkça ve sevgili gelmedikçe tüm ilişkilerini sorgulamaya başlayan bir adam özelinde tüm erkek hallerinin renklerini sunmayı başaran oyunu, Kürşat Alnıaçık başarıyla taşıyor. Onu destekleyen dış sesler ve İsmail Kavrakoğlu'nun salondan yaptığı sataşmalar, ışık ve müzik oyunu diri tutuyor.

Kendi kendine Konuşmaktır Aşk: Başlangıçta da vurguladığım gibi kadın izleyicinin ilgisini fazlasıyla çekecek,  dersler çıkarmayı becerebilen erkek izleyiciyi de kendine ayar, ilişkilerine değer verme noktasında düşündürtüp biçimlendirebilecek  başarılı bir oyun. Üstelik klişe gibi duran ama sanırım salonun çoğunluğunun not aldığı “Hayat, kendi kendimize uydurduğumuz yalanlarla oyalanma sanatıdır.” ve “Çok kadın hiç kadındır.” cümlelerinden hareketle  keyifli bir sohbete zemin oluşturup şarapla* devam ettirilebilecek güzel bir akşam için -bence- son derece ideal bir oyun.

İzlenmeli!

Işık Tasarımı: Ayhan Güldağlar
Dekor- Giysi Tasarımı: Serpil Tezcan

* Fiyat kalite açısından son derece ucuz olan girdiği pek çok uluslararası yarışmada segmentinde altın ve gümüş madalyalar almış (Dün dahi -önceki fiyatı düşürülmüş olarak- Migros'ta 12,90 TL den satılan,) Pamukkale Anfora Trio blogun önerisidir. Beğenmezseniz bana küfredebilirsiniz:)

6 yorum:

  1. yok yok içimden geçeni buraya yazmayayım, ben seni bir ara arayıp içimden geçenler üzerine kızdırayım ;)
    konu yanlış anlaşılmasın diye de şuracığa ufacık bir not niyetine kelimelerin altını çizeyim:

    keyifli bir sohbete zemin oluşturup şarapla* devam ettirilebilecek güzel bir akşam için

    YanıtlaSil
  2. Neyse ki bu oyun burada var. Yani izleyebilirim. Ve yani kızmama gerek yok bu sefer :)

    YanıtlaSil
  3. bir cümlenin aklıma getirdiği bir başka cümle;

    hayat biraz da yalanlarla yetinme sanatıdır. aslı erdoğan

    ve hatta bu cümlenin geçtiği bir yazım ve senin o yazıya olan yorumun;

    http://beenmaya.blogspot.com/2008/09/aklimin-gitmeleri.html

    ha bir de parpali bu oyuna birlikte gidelim derim!

    YanıtlaSil
  4. Kızdıramazsın beni:)

    yalnız melodisi ile okuyalım lütfen , öyle yazıldı da:))

    YanıtlaSil
  5. Referanslarım daha az zaten bu oyuna, kefalet yok mesela Parpali:)

    YanıtlaSil
  6. Ne yorum yapmışım ama:)) Sanki yazı yaptım daha sonra, bi arim bakim:)

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP