8 Mayıs 2021 Cumartesi

Karanlık Dükkânlar Sokağı'nda Kaybolmadan

"Yazarımız biraz kasıntı biraz arıza, cama buğu bırakmayı seviyor kabul, ben öbürlerine benzemem havası da atıyor. Onu ilk okurken başlarda kapılmış, sonra arkadaş olur muyum? diye düşünmüş, sonra olurdum ama enn arkadaş olmaz, enn arkadaşlarımla onu bir araya getirmez ama ıssız mahalle kahvelerinde onunla kahve içip donuk ruhundan çıkacak sözcüklerini dinleyip sohbet etmek isterdim. Bir Gençlik'le tanıdım onu ve yukarıdaki izlenimlerle birlikte bir başka tat olarak sevdim, bu kitabı da hakeza öyle... ve genel düşünceden bağımsız olarak gri alanda da olsa, her şey iyi giderken bu ne şimdi halinde de bıraksa...  finalde insanı auta da çıkarsa elinden tutup, dünyasını anlayıp, kalabalıklar içinde yalnız bırakmak istemedim.  Kabul etmeliyiz ki O da öyle biri işte!. Muhtemelen ben onu yalnız bırakmayacağım... Ve grisinin tadını farklı buluyor ve şefkat duyuyorum sanki. Vicdanımı off yapıp bir eleştirmen kimliği takınsam başka tabii ki... O nedenle üzerine yazıp da kamuya sunmadım."



Üst paragrafımı yakın zamanda iki ayrı yerde kullandım; ilki Sevgili Okul Arkadaşım'ın kitap üzerine yazdığı enfes yazıya yorum olarak ki Sevgili Leylak Dalı'nın katılımıyla yorumlar hanesinde çok hoş ve keyifli bir sohbet olmuştu ben için...

Aslında kimse olumsuzlamamıştı ama içimde bir ben var ki çocukluktan beri ötelendiğini ve yalnızlar dünyasında kaldığını düşündüğü kim varsa inadına arkadaş olur, onun tekliğinden iki kişilik bir kalabalık yaratır, aramızda oluşan güven mutlaka o zor  kilitleri açar ve ondan sonrası dibine varılmış  denizdeki istiridyenin içinden çıkan inci taneleri gibidir. Tüm bu deneyimlerime ve inançlarıma rağmen bu farklı haller genelde pek kabul görmeyeceği için tavsiye konusunda hep birkaç adım geride dururum.

Sevgili Ekmekçi Kız bu kitabı fısıldamamış olsa o keyifli yorumlaşma olmayacak, ben de bu kitabı almayacaktım, alsam da yazmayacaktım.

Şimdi düşünüyorum da... ve elbette şu satırları yazarken kitaptan anlar geçiyor aklımdan. Mesela daha önceden tanışıklığım olan ve üzerine çok tanıyan insan edasıyla cümleler kurabildiğim yazarın bu karanlık kitabı kapaktan itibaren 173 sayfa olmasına rağmen, sıklıkla geri dönüş yapma ihtiyacımdan kaynaklı olarak neredeyse 300 sayfalık bir kitap okumuşum hissi yarattı.

Bir labirent okuma diyebiliriz buna...

Bu bir sorun gibi gözükse de kitabı okuma ve daha doğrusu kurguya dahil olup ana karakterle birlikte izleri takip etme ve çözme arzusu, ben için çok da keyifli bir durum aslında! Kanımca bu zorlayıcı kurgu bir ustalık, bilinçli bir tavır.

Karanlık!


Çok isimli ve çok karakterli kitaplar başka ülkelerdense aklımdaki kalıcılıkları açısından okuma esnasında zorlar beni, bazen kim kimdi için geri döner, bakarım. Bu kitabın olay örgüsü ana karakterin yapısıyla o kadar ilişkili ki ve yazar bunu okuyucuya o kadar iyi geçiriyor ki mesela ben, bu gizemli karakterin yanında bir görünmez olarak aynı anlara kendimce sonuçlar üretebiliyordum.

Buna bir kanıt istersiniz elbette!.

Şöyle yanıtlasam bunu, desem ki bir dedektiflik bürosu var ve onun bir de çalışanı... Hımmmm... aklıma gelmişken ve unutmadan iki güzel şehriyle, kafe ve restoranları, cadde ve sokaklarıyla  Fransa var kitabın içinde. Ve ayrıca hem geçmiş hem de içinde bulunulan zaman dilimi... Giz var, gizem var ve bolca da karakter. Kafa karıştıran, beni zorlayan  dönüp arama ihtiyacı duyuran, karmaşık gözüken ipuçları... Elçilikler, belgeler...

Çok mu kafa karıştırıyorum?

Okumaya başladığımda uzun bir süre ben de kafa karışıklığı içinde kaldım. Yukarılarda da belirttiğim gibi sıklıkla geri döndüm. Ama bu hiçbir zaman kitaptan uzaklaştırmadığı gibi ana karakterin yancısı olarak onunla birlikte tahmin edip yanılarak, farklı insanlar tanıyarak, hatırlayamayarak, Paris sokaklarını arşınlayarak zaman geçirmeme neden olduğu gibi bir dönem hakkındaki meraklarıma da katkı verdi.

Tabii ki Paris'e gitmek, kitabın izlerinde dolaşmak arzusu da yarattı betimlemeler. Sonra heyecanın iyice yükseldiği satırların ardındansa final geldi. Yalan yok, bir görkem bekliyordum! Gerçi Sevgili Okul Arkadaşım'ın yazısındaki "İşte o bilmecenin ne olduğu, nasıl hatırlanacağı kitabın yarısından sonra biraz anlaşılır gibiydi, gel gelelim sonunda her şey çözümsüz kaldı bence ve tam bir huzursuzluk hissiyle, "eee, ne oldu şimdi" duygusuyla kapattım kitabı,"* cümlelerinden kaynaklı olarak bilgiliydim ve yüksek bir beklentim yoktu lâkin yine de boşlukta kaldım!

Sonra, "Eyy Sevgili Patrick Modiano, yoksa sıkıldın, daha uğraşmak istemedin ve bir an önce bitsin de kurtulayım tembelliğinin özensiz aceleciliği ile  gaz mı kestin?" diye sormak istedim.

Fakat sonra gerideki bazı izleri düşününce... bir sonuca bağladım, anladım ve askıdan indirdim zihnimi.

Çünkü bizi çözüme götüren karakterin kafasında da sorun var!




Ekmekçi Kız ile tanışmak için buradan lütfen

*Sevgili Okul Arkadaşım'ın yazısının tamamı da burada.


Kitaba fon olan tablo Ailemizin Ressamı'ının ilk tablolarındandır!

10 yorum:

  1. Sevgili Okul Arkadaşım,

    Yazınızı okurken ilk düşüncem "aynı yazarın aynı kitabını farklı isimlerle yayınlamışlar galiba" oldu. Baktım, yayınevi aynı "yok yok, öyle değil galiba" fikrine geçtim.
    Şimdi anlıyorum ki, yazarımızın tek bir romanda değil tümüyle yazdıklarında kullandığı temel izlek, kaybolan geçmişin peşine düşmek, yeniden yeniden defalarca aramamaya bulmaya çalışmak. ( Bu tamamen şu anda ürettiğim bir çıkarım, bilen biri hiç de böyle değil derse, kabulüm. )

    Aynı, net sona ulaşamama sorunsalı, bu kitapta da olduğuna göre, yine yukarıdaki çıkarımıma dayanarak diyorum ki, yazarımız aramaya ve bulamamaya devam edecek. Öyleyse Patrick Modiano okumayı bir kitaplık tanışmada bitirmem yerinde olmuş. :)

    Belirtmeliyim ki, kendinize yakın bularak bir çeşit korumaya aldığınız yazarı okuma özeninizi, azminizi, sabrınızı takdir ediyorum. Çok iyi bir okuyucusunuz. :)

    Bu arada, kitaba eşlik eden ailenizin ressamının eserini çok beğendim.
    Onu anlattığınız yazıdan çoğunluğu erkek olan kuzenler içindeki prenseslik mertebesini hakkıyla taşıdığını anlıyorum.
    Prensesinizin şansının açık olmasını, yaptığı işlerle mutlu olmasını diler, kendisine sevgiler iletirim. :)

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Okul Arkadaşım,


    İki yıl önce okuduğum Mahallede Kaybolma Diye ve ondan bir kaç yıl önce okuduğum Bir Gençlik'in tanıtımlarından sizi onaylayan cümleler yazıyorum: "... Modiano bu nostaljik, duyarlı ve şiirsel romanında, büyüleyici kurgusu ve benzersiz atmosferiyle unutuşun derinlerine iniyor."

    Bir Gençlik'in karakterleri için kısa bir tanım: "... hatta onlardan öğüt isteme ihtiyacı duydu. Hiçbir zaman hiç kimse kendilerine öğüt vermemişti ki!.. Şu dünyada yapayalnızdılar."

    Bu arada bahsettiğimiz kitabın sonu belli, ön cümlelerde kapıyı aralıyor. Ben sanırım yazarın şifrelerini çözüyorum. Şöyle bir tavrı var, bitiriyor ve sonu okuyucunun dünyasına bırakıyor, eğer oraya kadar severse kitabı onu da istediği gibi bağlasın diye. Çünkü bir ipucu bırakıyor:) Spoiler olur diye bu kitaptakini söylemiyorum, bir son var, bir olay, sınırda... ekilme...

    Boşluklar, ne olabilir noktasında doldurulabilir... mevsim!:) Ben doldurdum.

    İtalyan Usulü Soygun'un biz belki de ortaokuldayken ki ilk çevrimini izlediyseniz, o filmin finalinde otobüs yoldan çıkar, yarısı uçurumda olmak üzere askıda kalır ve film biter. İzleyicler gönüllerine göre bir son yaratırlar... Bu kitapta son belli, karakterin halinden ve bulamadıklarından anlayabiliyoruz, son sayfaları okuyunca ve dünyanın o anki haline bakınca:)

    Yazarı ilginç buluyorum ben, en yazarlarımdan kesinlikle değil ama iki yılda bir okumak farklı geliyor bana:) Sonuçta adam uzun da yazmıyor, henüz 200 sayfalık bir kitabına rastlamadım:) Korumaya almıyorum kesinlikle, hiçbir yazar için yapmam bunu çünkü sevmek bana ait bir durum, kimsenin sevgisine karışmam:) iyi bir okuyucu kısmı tartışılır ama farklı insanları okumak hoşuma gidiyor, herhangi bir tat almadıklarımla da vedalaşıyorum zaten:)

    Kendine ileteceğim, onun adına teşekkür ederim:)

    YanıtlaSil
  3. Kitap tanıtım ve incelemeniz ne kadar hoşuma gidiyor bir bilseniz. Bu arada verdiğiniz bütün bağlantıları ta yorumlarına kadar okuduğum için epey misafiriniz oluyorum, aile ressamınıza başarılar, elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim, teşekkür ederim:) Ressamımız ne yazık ki artık bu sanatını devam ettirmiyor, ama iyi ki o günleri yazmışım dedirtiyor bana... belki ileriki yaşlarında bir gün okur ve bu kez emeklilik resimleri yapar diye umuyorum:)

      Sil
  4. Aile ressamınız pek yetenkliymiş. Maşallah :) Kitabı bir kez daha görmüş olmam gerekiyor acaba sizin blogunuz da mı gördüm pek hatırlamıyorum ama hatırladığım bir şey varsa o da kitabı almayı unuttuğum olacaktır :)) Kaystros Tyrha'ya katılıyorum kitap tanıtım ve incelemeniz konusunda çok başarılısınız. Yine zevkle okudum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı Sevgili Okul Arkadaşımın Ekmekçi Kız adlı blogunda görmüşsündür:) Almayı unuttuğun da muhtemelen başka bir kitap:) Ressamımız pek çok yetenekli insan gibi bir süre sonra işten el çekti ne yazık ki:)

      Sil
  5. Resim dikkatimi çektiği için ilgili yazıya da tıklayıp Naz'a ulaşmış oldum. Daha dokuz yaşındayken ne kadar temiz çalışmış. Bravo. Yazının tarihi 2008'di. Şimdi kocaman bir genç kız olmalı:) Hangi alana yöneldi merak ettim doğrusu.
    Benim yeğenim Nisan'ın ilk ismi de Naz. Ah bu tatlı yeğenler! Eskiden ben de çok bahsederdim ama 16 yaşının getirisi olarak ortalara pek çıkmak istemiyor artık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzmir 9 Eylül'de İngilizce İşletme okuyor, bitirmek üzere:) Bizimki avantajlı, o kuşakta bir futbol takımı kadar erkek içinde iki kızlar:)

      Sil
  6. yazıyı korkarak okudum, göz ucuyla. kitaba dair bir önbilgim olsun istemem hiç, not aldım. okuyup tekrar geleceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de göz göze geldiğmizdeki hisle alırım çoğu kitabı, ama okuduğum -bazı- yazıların etkisini de inkar edemem, çok azı yanıltmıştır. Merak ediyorum, sonucu:)

      Sil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP