15 Mart 2012 Perşembe

Ben Feuerbach

Salona son dakikada giren...

Cep telefonuyla ışıklar sönene kadar vedalaşamayan...

Gün boyu aksırıp tıksırmazken -ne hikmetse- sesizliğin hakim olduğu mekanlarda sürekli aksırıp tıksıran...

Boğazındaki balgamı dışarı çıkarma ayılığını göstermese de arada bir onu gırtlağından alıp ağızının içinde gezdiren...

Oyun değil de tür seçen...

İçinde mizah değil de elma şekeri türünden komiklikler olan oyunları seven, tiyatroyu onlardan ibaret sayan...

Dekora bakıp oyunun soyut olduğu yargısıyla kafadan kopan...

Uzun kitaplardan...

Uzun diyaloglardan...

İnsan ruhunun karmaşık yapısından....

Normallikle delilik arasındaki kan bağından hoşlanmayan..

Yaşamın bazen göğe, bazen yerin yedi kat altına uzayan farklı basamak aralıklarına sahip merdivenlerden oluştuğunu bilmeyen...

Öküzün altındaki buzağıya baktığında dahi orada olanı fark edip; bir tat, bir sonuç çıkaramayan...

İzlediğine, dinlediğine, okuduğuna emek vermeyen...

Hayatı kısa mesaj tadında yaşayan biriyseniz:

Sakın ola ki bu oyuna gitmeyin.

Hatta bu yazının devamını okumayın!

Çünkü:

Hikayenin ruhuyla doğrudan ilişkili, oyunun bütünlüğüne ciddi katkı veren, oyundan kopan izleyiciyi dahi meraklandırıp dirilten dekorları...

Dekor, kostüm, ışık, aksesuar bütünlüğünün sahnede hakim kıldığı rengi...*

 Salonu şaşırtan, geren, ne yapacağını bilemez hale getiren açılışı...

Ayşe Önder tarafından yapılmış etkili müziği...

Tankred Dorst'un müthiş gözlemler içeren, yer yer algılamakta sorunlar yaşatan, -insan ruhunun karmaşıklığı gibi- derin cümlelerle dolu metni...*

Çok ama çok başarılı oyunculuk* performansları yüzünden:

Ortaya koyulan emeğe koşulsuz saygı duyan, -sevmediği türden de olsa- bu oyunun başarısını fark eden, bunu finaldeki alkışlarıyla dile getiren  kalabalığın içinde her tıkırtınız, her olumsuz hareketiniz; garip bir büyüsü olan, "Tiyatro işte budur!" dedirten, Yurdaer Okur'un farklı bir lezzetle yönettiği Trabzon Devlet Tiyatrosu'nun oyunu Ben Feuerbach'ta; başka hiç bir oyunda farkedilmeyecek kadar açığa çıkıyor, ışığa yakalanmış tavşan halini alıyorsunuz.

Ve işin daha kötüsü, sahnedeki akışkanlık gerçek izleyiciyi öyle sessiz kılıyor ki ve bazen "siz" dahi elinizde olmaksızın oyuna teslim oluyorsunuz.

1 saat 40 dakika süren,  ara vermediği için ızdırabınızı erkenden sonlandıramıyacağınız bir oyun bu! Eğer okumayı kesmeyip de buraya kadar gelebildiyseniz; uyarmak isterim!

Sizi değil; "sizi".


*Çeviren: Sema Engin- Edinsel
*(Yalan Dünya'nın Çağatay'ı) Hakan Meriçliler,  Elif Şeker Saka ve Emre Ön
*dekor- kostüm-  Efter Tunç, ışık- Yüksel Aymaz, aksesuar- Ömer Karaoğlu

*"ben": Ben Feuerbach'da Işığa Yakalanmış Bir Tavşanım

12 yorum:

  1. Siz! Siz kimsiziniz? Ne güzelde yazmışsınız böyle:“Tankred Dorst'un müthiş gözlemler içeren“derin cümlelerle dolu metni...”

    Devam ediyorum, oyunun “Dirilten Dekoru’ndan, Dekor-Kostüm-Aksesuar Bütünlüğü’nden, Etkili Müziği’nden çok etkilenmişsiniz ama, sanırım Türkçe metin SİZİ etkilemediği için “Ben, Feuerbach” adlı oyunun çevirmenin ismini yazmaya gerek duymamışsınız….. Yoksa siz Trabzon Devlet Tiyatrosunun sahneye koyduğu oyunu Almanca olarak mı izlediniz?

    YanıtlaSil
  2. Haklısınız, yazmalıydım. Uyarınızla aslında yapmam gereken bir şeyi fark ettirdiğiniz için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  3. Her nedense bu ülkede çoğu insan çevirmenlerin değerini hiç mi hiç anlayamamış, o yüzden es geçiliyor herhalde….
    Evet daha dikkatli olup yazmanız gerekirdi. Bu arada ben oyunun çevirmeniyim ve Samsunda yaşıyorum. Ne tesadüf değil mi?

    YanıtlaSil
  4. Tahmin etmiştim, oyunun çevirmeni olduğunuzu:))

    Ve (farketmediğimiz) çevirmenlerin değeri üzerine bir yazı yazmayı planlamıştım.))

    YanıtlaSil
  5. İyi güzel, aferin SİZE

    YanıtlaSil
  6. Merhabalar, internetten araştırmama rağmen oyunun devam edip etmediğini bir türlü öğrenemedim. Devlet tiyatrolarının sayfasında oyunun en son 7 Ocak tarihinde oynadığı gözüküyor. Oyunun metnini okudum ve çok beğendim, youtube'daki videosunu da izleyen biri olarak oyunu izlemeyi çok isterim. Yardımcı olabilir misiniz acaba? Siz ne zaman izlediniz oyunu? Yakın tarihte mi?

    YanıtlaSil
  7. Oyun bu hafta Samsundaydı. Ben 3 gün önce izledim. Sanırım turnede oyun. Takip edin ve kesinlikle izleyin.

    YanıtlaSil
  8. oyuna bu haftasonu gideceğim, araştırma yaparken direk sizin yazınıza rastgeldim, umarım aynı keyfi bende alırım..

    çevirmenin bu kadar çok tepki vermesinede şaşırdım doğrusu, komik buldum bu tepkiyi açıkcası..

    YanıtlaSil
  9. Umarım alırısınız aynı keyfi:)) O tepki bana bu yaşıma kadar fark etmediğim bir şeyi fark ettirdi ama:)) Onu da yazının altında linki olan yazı da anlattım:))

    YanıtlaSil
  10. 8 Kasım günü hasret bitiyor .Bilet satışında oyunun ismini görünce önce bir durakladım sonra kendime geldim hemen biletimi aldım. Harika olduğuna eminim. Güzel yazın için ayrıca teşekkürler.

    YanıtlaSil
  11. Rebelsea ben teşekkür ederim:)) Oyun kesinlikle mahcup etmeyecektir, ayrıca izledikten sonra olumlu ya da olumsuz düşüncelerini kısacakı da olsa eklersen sonraki izleyiciler için yararlı olur diye düşünüyorum:))

    YanıtlaSil
  12. Oyunu Ankarada küçük tiyatroda izledim ama beklediğim kadar iyi çıkmadı, tekdüze geldi bana,kolay kolay tiyatroda sıkılmam am bu oyundan sıkıldım ...

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP