3 Mart 2010 Çarşamba

Rab Şeytana Dedi ki

Oyunu aylar önce program listesinde gördüğümde- en azından tiyatro kokusu için gitmeyi düşünmeme rağmen- biletlerini internet üzerinden ve erkenden ayarlayan biri olarak, bu oyuna biraz mesefali de durmuştum açıkcası. Yani bir çok oyunda olduğu gibi hemen atlamamıştım üzerine...

Diğer oyunlar ya da konserler için biletleri alırken bu oyuna uzun uzun bakar, düşünür taşınır, sonrada vazgeçerdim. Her hafta bir etkinliği bir şekilde izlemeye alışan bünye, bu haftayı boş geçirme olasılığını hissedince, usul usul dürtmeye başlamıştı beni... Müptela savaşı veriyordum irademe karşı...

Sürekli bir 'gitsem mi gitmesem mi' hali canımdan bezdirince, ben de sildim aklımdan Rab Şeytana Dedi ki'yi... Ben sildim ama o silmedi beni. Her bilet almak için nete girdiğimde, salonun ufak ufak dolduğunu görüyor ve elim 'bu oyuna bilet al'a gidiyordu; aklım da her seferinde, bu kararı sonraya iteliyordu. Sonunda kendimi titreterek kendime getirdim ve ayar verip sert çıktım: "Ya o hafta boş, ya da bu oyun!"

Etki altında kalmamak için oyunlar hakkında araştırma yapmayan ve ayar olan ben, bu kez mecburen konuyu yargıya taşıdım; ya aklımın dediğini yapacaktım, ya da yüreğimin git dediği yere gidecektim. Fazla uzatmayayım: Aslında bu oyun üzerine yazı bile yazmayı düşünmezken, kimseler de uzak kalmasın istedim, bu eğlenceli 1,5 saatten...

Ben, "yaaa bu oyuna gitmeliyim!" dediğimde, çoktan Google aramaya yazmıştım: "Rab Şeytana Dedi ki..."

Bul dediğimde, Google'da bana dedi ki: " Uzaklarda arama!.."

Meğerse en sevdiğim blog yazarlarından olan sevgili a. nur gitmiş bu oyuna, ve yazmış çok güzel bir yazı oyun hakkında. Hani insan bazen burnunun ucundakini göremez ya, işte Google'da sanki bunu anlattı bana...

Kişisel fikrimi hemen söyleyip sizi fazla da tutmadan, oyunla ilgili güzel bir yorum için sevgili a. nur'a yollayacağım. Açıkcası ben; çok keyifli, çok eğlenceli birbuçuk saat geçirdim. Danslarla, güzel şarkılarla, güzel espriler ve güzel oyunculuklarla bezenmiş oyun boyunca, mevcut dünyadan kopup sahnenin ortasında bağdaş kurdum. Özellikle, saksofon permormansları katılınca orkestraya, keşke cumartesi akşamı olsaydı bu oyun diye aklımdan geçirdim. Hatta fazlasıyla abartıp, mesela Babylon'da sergilense bu oyun dedim. Yani uçtum; canım alkole değmek istedi, hatta yanıma birini de istedi.

Haa, geçen hafta izlediğim 'Ölüm Kitabı'ndaki tiyatro lezzetini aldım mı?' diye sorarsam kendime, ki sordum, yanıtım hayırdır. Ama bu düşüncem yüzünden, Rab Şeytana Dedi ki'nin genç, farklı ve eğlenceli bir tiyatro gösterisi olduğunu da görmezden gelemem. Yani kısacası, çok eğlenirken bir iki cümle kapıp üzerine düşünebileceğiniz, hatta aşk üzerine sözlerine bakıp yorumlar yapabileceğiniz, içinde dans, müzik, felsefik sözlerle desteklenmiş şarkılar olan eğlenceli ve güzel bir oyun Rab Şeytana Dedi ki... Dansların çok uyumlu ve başarılı sergilenemediğinin, şeytanın gölgesinde kaldığının ama sevimli olduğunun altını çizeyim ve daha genç bir gözden daha ayrıntılı bir yorum için sözü; oyunu izlememe sebep olduğu için kendisine teşekkür ederek, sevgili a.nur'a bırakayım.

2 yorum:

  1. Gittiğim oyunlarla ilgili yazı yazmayı hep bir adet haline getirmeyi istiyorum. Böyle akıl karışıklıklarında devlet tiyatrolarının sayfasındakinden başka bilgi bulamamak da canımı sıkıyor, belki ondan. Ama yazarken de kendimi bir stres altına sokuyorum ister istemez. Diyorum işte, ben bu yazıyı yazıyorum ama belki bir başkası -ben beğenmemişken- beğenecek, -ben beğenmişken- beğenmeyecek...Kimselere önyargı bırakmak istemiyorum.

    İşte öncelikle bu yüzden oyunu beğenmiş olmana çok sevindim:)) Böylesi güzel bir oyuna gidişine yazdığım birkaç satır neden olmuş ya deme gitsin artık keyfime:))

    Son olarak başlangıçta aynı şeyi ben de yaşamıştım. Oyunun biletlerini bir arkadaşım almıştı ve ben oyunun adını duyduğumda "sıkılacağız" demiştim. İsminde bir şeyler var bence...

    YanıtlaSil
  2. Kendini hiç stres altına sokmadan ve adet haline getirerek yaz lütfen... Bir kişiye bile yön versen, o kişi için kardır bu... For example: Ben:)) Seni okumasam gitmeyecektim vala:)... Beni adı rahatsız etmedi açıkcası, hatta adı meraklandırdı... Ben şeytanın rock star halini görünce - ki oyuncuyu tanımıyordum- biraz zıpır bir oyun düşüncesi hasıl olmuştu bende. Bu kadar kaliteli müziklerle karşılacağımı düşünmemiştim açıkcası. Senin yazın ve sana olan güvenim sorunu çözdü... Yazmaya devam yani:))

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP