24 Mart 2010 Çarşamba

Mart Kedisi


Sabah; dışarıda ip atlayan baharın "Buraneros papucu yarım çık dışarıya oynayalım" ayartmalarına kulak tıkıyordum. Avareliği rafa koyup, dünkü yazımın devamını getirme fikriyle el ele geziyordum. Şahane bir hafiflik, kıpırtılı bir fırlamalık yok da değildi ruhumda...

Sonuçta, baharın dizlerine yatmak cazip geldi ve ben yarına erteledim yazının ikinci bölümünü ...

Sonrasında; işi gücü iteleyip bir yana, elimde kahve kokusu dolaşırken bloglarda,
Jesus'un günlüğü* başlıklı farklı ve çarpıcı bir yazıda okuyunca "Ben çocukken muz yediğini söylemek ayıptı bilir misiniz?" cümlesini, gidiverdim çocukluğumdan bir an'a... Gitmişken çocukluğuma, bakındım tüm akrabalarıma... Ekleyiverdim, kocaman ailemizi anlatacak bir cümleyi, yazının en son satırına... Anarken geçmişi; bahar sarhoşu bir yazı, klavyeden saçılıverdi.

Anıyı dinlemiştim bir akraba abladan... Bir gün okuyunca gazeteden bir haberi, haberdar olmuşlar muz diye bir meyvadan... Sonra günlerden bir diğer gün, bütün kuzenler, genç ve cıvıl cıvıl dolaşırken, parkın tam karşısındaki, o zamanlar şehrin tek apartmanı olan binanın altındaki zengin manavına geldiğini görmüşler muz'un, zaten biliyorlarmış da gazeteden, kabuğunun soyulduğunun...

Demişti ki o abla;
Bir gün gelmiştik parka...
Oturmuştuk; heykelin önündeki banka...
Duymuştuk ki; muz diye bir meyva varmış,
Sadece zenginler alırmış...
Bir baktık ki gelmiş; karşıdaki manava...
Topladık hemen para,
Gönderdik Enver'i manava...
Enver getirince bir tek muzu,
Bakındık sağımıza solumuza...
Muzu böldük beşe;
Yiyiverdik neşeyle...
Sandık kendimizi zengin...
Bizim gönlümüz ne zengin!

Görsel: Widelec.org

5 yorum:

  1. Evet yaaa ayıptıı sokakta muz yemek benim çocukluğumda da ..

    ama bilirim gönül zenginliği ni

    ne zaman buraya gelsem sadece
    gönül zenginliği kokar buralar :)))

    YanıtlaSil
  2. sonraları pazarda görülünce muz, bir hafta alınırsa bir sonraki hafta alınmazdı. üstelik ben tek çocuktum. yalandan babam benimle yarışırdı sadece :)
    ama düşünüyorum, daha zengindik kesinlikle.

    YanıtlaSil
  3. diyorum ya ben hep sana, yürek zenginisin sen diye... üstelik sadece sen değilsin yürek zengini, anlattığın öykülerden belli...

    ilkoklula giderken, hazırlanan beslenme çantalarına sadece elma, portakal konurdu bizim çocukluğumuzda, özendirmek ayıp sayılırdı. olanı olmayanı vardı, şimdiler de değeri kalmadı, hatta ne kadar özendirebilirsen o kadar özendirebilmek bir erdem sayılır oldu. zaten o zaman ki muzların da tadı kalmadı.

    YanıtlaSil
  4. Ben anımsamıyorum hiç böyle bişiy. Kimbilir belki de alanyaya yakın olduğumuzdan bizde dahil etrafımızda herkez yiyebiliyordu bir şekilde. Şaşırdım okuyunca, hiç de duymamışım.

    YanıtlaSil
  5. Katkılarınız ve güzel sözleriniz için hepinize teşekkür ediyor, sevgili Efsa'ya da hikayenin yaşandığı dönemde ben bile doğmamıştım diyorum:))

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP