28 Ağustos 2009 Cuma

Bir Gün Saçmalama Hakkımı Kullanmışım.


Sanırım bir filmin hangi ülkeye ait olduğunu anlayabilir misiniz ya da nasıl anlarsınız diye bir soru sorulmuş ki bir forum ya da bir sohbet esnasında, ben de ''o'' hakkımı kullanmış ve şunları sıralamışım:

...Örneğin, filmin aşağı yukarı her mekanında ve her anında, karakterlerin elinde yiyecek içecek bir şeyler olması mutlaksa!.. Film bana bağırırır, ben Amerikalıyım diye... Eldeki bardak ya da tabakımsı, karton dışı bir şeyse! Film Avrupalı da olabilir. Bir de, Avrupa sinemasının derdini illa da bir aksiyona yüklemek yerine, insanın derinlikleri üzerinden anlatmasından dolayı Avrupa Amerika ayrımını da yapabilirim sanırım.

Eğer filmde sancılı ve olağan dışı bir aşk(ilişki) anlatılıyorsa... Genelde düzgün kesilmiş parke taşlı ıslak sokaklarda yürünüyorsa... Ya da, kır yollarda arabanın silecekleri yağmura yetişemez bir hızda çalışıyorsa... Bazı sahnelerde trençkotunun yakalarına sığınmış bir adam; gözleri uzaklara sabit, kafasındaki acabalarla endişeli bir bekleyiş içindeyse... O esnada bir kısım seyirciyi sıkıntı da bastıysa... Hele bir de, arkada uzak açıda Eyfel Kulesi görünüyorsa, bu kesin Fransız filmidir derim.

Eğer film siyah beyaz ya da kendine özel mat bir renklendirmeye sahipse... Büyük bir estetik kaygıyla fotoğraf tadında kareler veriyorsa... İnsanlar, sokaklar ve binalar tüm gördüklerimizden ve normallerimizden biraz daha farklı ise... Ve bir nehir de varsa filmin kıyısında köşesinde bir yerde... Bolca kır bayır görüyorsam... Kış şartları çetin ve şapkaların kulakları kapalı ise... Hele bir de caddelerdeki araçlar her gün gördüklerimizden farklıysa... Oyunculuklar derin, sanatsal, ekol, hatta teatral bir estetiğe sahipse... Az konuşulup çok şey anlatılıyorsa ve siz de sabredebildiyseniz! Bu kesin Rus filmi derim.

Eğer bir kişi bin atlıyı hallediyorsa... Bir burçtan öbür burca uçuyorsa... O esnada ''bir şehir efsanesi'' olarak kolunda saati gözüküyorsa... Bir de tarifeli uçaklardan biri geçiyorsa gökyüzünden... Bu da kesin Türk filmidir derim. Sanırım... Ve o filmi daha özel severim.


Her karede insanlar önüme öbek öbek yığılmış ve onların kalabalığından ne olduğunu görüp anlayamıyorsam... Film bittiğinde de bu neydi ya dediysem! O da, Çin filmidir.


Olur olmaz yerde biri şarkı söylüyorsa ve gözleri bir süre sonra açılacak bir mazlumsa... O Hint filmi olmayabilir de! Buradaki ayrımı iyi yapabilmek gerekir sanırım...
Bugün ''home office''çalışıyorum da, tenefüse çıkınca koptum biraz... Çocuk heyecanıma verin.

Demişim ve yazıyı bir kenara fırlatıp atmışım evvel zaman önce. Elime geçti de bugün... Birde gündem üzerine zehir zemberek şeyler yazacağıma, bu da bir önceki postun devamı olacağından... Boşver onları, bırak bunları dedim akıp giden zamana...

Görsel:Videlec.org

6 yorum:

  1. Her seyredilen filmin bir kokusu tadı var ya o da hangi ülkenin kokusu ve tadı olduğuyla pekişince sonuç çıkıyor ortaya.Bu film biraz acı; demek ki türk filmi diyebiliyorsun işte.

    YanıtlaSil
  2. İki ekleme de ben yapayım:

    Bir zamanlar "fakir ama gururlu" bir genç olan ana karakerimiz, şimdi kapısına yalvarmaya gelen zalime geçmiş hatalarını hatırlatıp bu dünyada adaletin bir şekilde tecelli edeceği mesajını veriyorsa...

    Hiç sahibesine ulaşmamış bir mektup bir büyük ayrılığa sebep oluyorsa ya da maşuk kişiden onun bilmediği sebeplerden ötürü ayrılmak durumdan kalan aşık "ben seni aslında hiç sevmedim, oynadım seninle" derken kameraya dönük yüzünden bir damla yaş süzülüyorsa...

    YanıtlaSil
  3. bu yazıyıçok sevdim :))

    YanıtlaSil
  4. enteresan biçimde aynası var ,insanların ,hayatların,ülkelerin.yansımalar herşeyi anlatıyor.

    YanıtlaSil
  5. her insan, her beden, her kültür, her duygu kendi dilinde yansır aynasına ve aynası kendi birikimleri ile algılar yansıyanı diye düşünür ve her ülke ve kültürün o kendine has satır aralarını yakalamayı başaranları "ne kadar zenginler" diye hafif bir kıskançlıkla takdir ederim. bir filmin söylediği büyük cümleleri, gözüme sokulan resimleri değil de, araya sıkışmış o cılız kelimeleri ve ekrana yansıyan o silik ve soluk fotoğrafları yakalamayı da çok severim.

    YanıtlaSil
  6. Sıradan bir yazıya yorumlarınızla değer katarak onu çoğaltınız sevgili sufi, sevgili zebercet, sevgili adsız:), sevgili y ve sevgili evren; hepinize ayrı ayrı teşekkür ederiz efendim.

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP