Başka bir hayal kuruyordum, içinde balıklar da olan. Masayı görüyordum; karşılıklı oturan iki kişiyi de...
Mekân gönlümüzde yer tutanlardandı ve ilk kurulduğu yerinden kopmuş, yıllar yıllar sonra bizim mahallede, yürüme mesafesinde, denizin kokusunun hissedildiği bir yerde, hoş ve katlı bi binada yerleşmişti. Tıfıl yıllarda tıfıl arkadaşlarla gidilmiş hallerini de hatırlatıyordu; o masalardan eksilmiş arkadaşları da... Ve yeri değişmiş olsa da bizim dibimize ulaşmıştı, şahaneydi.
Bi sonraki akşam için hayal kuruyordum. Olur da o akşama yetişmezse diye, olacağı güne de kabuldüm.
Geçmiş yıllar öncede, yaş en çılgın yıllarındayken, o masada geçen anlar akıyordu; eski bir sevgili ısrarla kafatasımı delip beynime, oradan da kalbime inme çabaları içindeydi. Gülümsüyordum. Onu son buluşmamızın akşamında evine bıraktığımda sona geldiğimizi fark etmişti, bir umut kurduğu son cümlesi beynimin içinde çınlıyordu. Onu kırmak da istemiyordum ama sonrası olmazdı olamazdı. Sonuçta kapıdan döndüğümde o son öpücüğün vedam olduğunu anlamıştı. Tüm haklılığıma rağmen kırmışmıydım, evet. Daha sakin daha saygılı bi veda ila elveda diyebilirdim.
Demedim!
Otobüs garındaydım, o yoldan gelmişti, bir masada buluşmuştuk, sanayi sitesinin bizim işyerinin dibine bi kaç metre uzağında bir masadaydık. Yemek yedik, nasıl bir ruh haliyse ve elbette çocukluk etkisi ile ve soğukkanlılıkla buraya kadar diyebildim. O bi süre sonra şehrine döndü, yıllar sonra yılın öğretmeni olduğunu gördüm bi gazete haberinde; tesadüfen.
Olgun bi kadının güzelliği vardı bedeninde...
Enfes bir akşam, tam rakı masalık. Enn sevdiğim kadın şehir dışından dönemedi. Masa üzgün, olsun dedi ve ekledi; bir başka akşam için bekliyorum.
Bazı kıymetli ilişkilerin ve anıların bir zaman diliminde şak diye ortaya çıkmasını seviyorum. Çoğu zaman saklıdalar, hiç ses etmiyor, parmak ucu adımlarla yürüyorum. Tetiklendikleri anlarda bir zaman şeridi şırıl şırıl akıyor zihnimden, anılar dokunacağım kadar yakın oluyorlar bana. Boşa geçirilmiş bir hayatın esiri olmadığıma seviniyorum. Kırdığım kalplerde bile yerimin özel olduğunu biliyorum, ama ben de o unutulmaz anların, anıların kıymetini biliyor haklarını teslim ediyorum. Bir yerde otursak o günleri o günlerin kahramanları ile konuşsak diye hayal ediyorum.
Aslında yazacağım yazı ve fotoğraflar güne dairdi, şu anki içerikle hiçbir bağı yoktu, geçmişe ayrılmış bi yer de yoktu. Yürürken herşey kendiliğinden oluştu. Daha çok fotoğraf koyacak onlar üzerinden bugünü ve çevreyi anlatacaktım. Fakat anladım ki yazarken iç sesleri ve duyguları hiçbir şekilde klavyeye hissettirmemek gerekiyormuş,
ve kendi haline bırakmamak da...
Olsun dedim sonra, bu da böyle bi yazı işte, kumandayı kalbim ve parmaklarım ele almış bana da anlatacak bi şey kalmamış!
İyi İnsan Olduk, Yine de Tır Çıktı
3 saat önce

Ne güzel anlatmışsın Buraneros. Kırdığımız kalplerin bilincinde olmak ama elimizden de başka türlüsü gelemezdi diyebilmek, sevgiyle anabilmek, ne güzel....
YanıtlaSilÇokkk teşekkür ederim Sadece C. konuya yaklaşım muhteşem:)
Sil"Boşa geçirilmiş bir hayatın esiri olmadığıma seviniyorum." Hayatı anlamlı kılan ne güzel bir deyiştir.
YanıtlaSilVe içimizden gelen sesi özgür ve bağımsız olarak dinleyebilmek. İşin sırrı orada. Klavyeye hissettirmesek de merakla , keyifle okunan güzel yazılar böylece ortaya çıkıyor Buraneros.
Çok haklısınız Makbule öğretmenim ve çok teşekkür ederim, bir kez daha ayaklarımı yerden kesen çok hoş cümleleriniz için.
SilŞarkı ne iyi geldi, bayıldım :) Yazınızı çok anlayan bir yerden okudum, bazen ben de yazarken düşünüp sonra da yazıyı olduğu gibi bırakmayı seviyorum ve bunu çok sık yapıyorum galiba. İyi ki de öyle yapmışsınız. Bazen bazı anların içinden geçerken biricikmişçesine ya da sadece bize özelmiş gibi gelen şeyleri bir başkasının yazısında ya da sözlerinde duymak da çok güzel. Ne benzersiz ve fakat ne kadar da aynıyız🌸
YanıtlaSilKısa bir yazının içinden kocaman ifadeler yakalamak, yazıyı yazanı gülümsetmek ve yorumu yazanın bilinçli farkındalığının önünde sevgiyle eğilmek de keyifli ve şahane bir eylem. Tatlarını çıkarıyorum. Uzun uzun kaldım kelimelerinin önünde, gülümsedim. Gençliğin güzelliğini ve muhteşem farkındalığını çokk alkışladım, yorumundaki son cümlenin altını kalın kalın çizdim, bir kez daha alkışladım, yine çok gülümsedim... çookkkk:)
SilŞarkı cuk oturmuş desem yeridir Sevgili Buraneros.. Şarkının adı "sombra" Türkçesi gölge.
YanıtlaSilHayatımızın belli dönemlerindeki arkadaşlar, sevgililer, amcalar, teyzeler hepsi sonunda birer gölgeye dönüşür, ardından söyleyecek güzel şeyleri mırıldanır gibi sıralamak ve okuyucuya tatlı bir öykü anlatmak da senin maharetin. :)
Sabah çok iyi geldi müzik eşliğinde okumak.
Çok teşekkür ederim Sevgili Dostum, yorumundaki cümleler ve onlardaki farkındalıklar ve inceliklerde senin maharetin. Sevindim sabahına... Müzik iyi ki var, sen gibi şahane dostlar da.:)
Sil👏👏👏🤗🤗🤗🙏🙏🙏
YanıtlaSilÇok teşekkürler:)
SilBana göre hayat nedir deseler anlam derim..
YanıtlaSilDalgaların coşkusunu buradan hissettim yüreğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, sizin de yüreğinize sağlık... Hayat ile ilgili tanımlamaya gönülden katlırım.
Sil