7 Eylül 2008 Pazar

Kırıkkale Üniversitesi Yurt Arama


Bizim fakültede yaptığımız gezintiden, biraz daha yanında kalsaydık sevgilinin dozunda bir vedalaşmayla ayrılıp, kısa bir kampüs turu atmaya başladık. Ucuyla bucağı arasındaki mesafe orta ölçekli bir kıta kadar olan üniversitenin tüm alanlarını gezersek akşama evde olamayız hissiyatından turu erken kesip, kent merkezine doğru yol almaya başladık... İlk savaşı başarıyla halletmiş ordunun neferleri keyfinde ufak bir ganimet dağıtımı yaparak, bazı tereddüt ve ön yargılardan kurtulmanın gevşemişliğiyle ikinci harekat için düğmeye bastık... Her türlü çalımlarımıza rağmen elimize tutuşturulmuş broşürlerden birinin yolumuz üzerinde olma avantajını gözeterek, ''bi bakalım ya'' düşüncesiyle ziyaret etmeye karar verdik.

Adı: Sonu köşklü biten, şarkıların katledildiği, kadın eli değmemiş koca koca adamların gönlüm çeker Paris Hilton deyip bulduklarını arşa alaya çıkardığı, renk renk ışıkların sisine dumanına gömülmüş hayat hikayelerinin tozu dumana kattığı pavyon adlarını çağrıştırıyor olması hasebiyle içlerimizde bir geğirme hissi yaratsa da, bakmakla bi şey kaybetmeyiz, bi tur atıp nasıl yanıyor xxx köşkün lambaları bi bakalım dedik... Yol üzerinde sağ kanada dikkat kesilip, yelken direğindeki gözcümüzün ''sağda saat üç yönünde gözüktü,'' demesiyle; yol ağzına bağdaş kuran, arkadan gelen arabalara: ''Ne diyonuz lan ! Buraları da babam almıştı; bizim'' rahatlığındaki amcanın durup bir göz atmayla: ''Yok aga bura benim hayalimin mekanı değil'' cümlesinden ibaret son sözü üzerine bu yurttan vaz geçerek rotayı eski haline döndürüp, ilk hedefimiz ad soyadlı yurttur diyerek devam ettik...

Ana yoldan ayrılın diyen ad soyadlı işaret levhasından girip, sora sora Bağdat bulunur sözü kulağımızda küpe, biraz zorda olsa yurdu bulduk. Oğlana da tembihledik ama: ''Eğer burada kalırsan sabahları işaret koymak için yanına ekmek almayı sakın unutma,'' diye!..

Üç binadan oluşan yurdun dış kapısındaki görevlinin nezaretinde gittiğimiz yönetim bölümünde yakın bir alaka ile karşılandık. Kısa bir hoş beşten sonra binayı gezmeye başladık. İki kişilik odalar, tek kişilik odalar, üç kişilik odalar, içinde duşu olan odalar, içinde duşu olmayan odalar derken; bir odayı beğendik. Çok içimize sinmese de önceden yaptığımız araştırmaların nelerle karşılacağımız konusunda kafamızda oluşmuş notlarına baktığımızda, bulacağımızın en iyisi olacağı konusunda bir şüpheye mahal bırakamaksızın; tabi sosyal ve yemek alanlarını da görerek, içimizden bir karar oluşturduk. Oğlan da; özellikle bazı yurtlardaki abiler konusundaki efsaneleri okuduğundan internette; razı gelir bir hale büründü. Tabi içe sinmezliğin bahanelerini de oluşturmayı ihmal etmedik. Ne güzel işte aynı bahçede kız yurdu da var, birlikte ip atlar, sek sek oynar, dans edersiniz gibi gereksizliklerde ifade bulan kem kümlü bir şaşkınlıkta kendimizin bile zoraki güldüğü espriler de yaptık .

Fiyatınız ne? Sorusuna: Şu olursa şu, bu olursa bu, o olursa şu fiyatlarını aldıktan sonra,ödeme nasıl oluyora aldığımız kredi kartına on taksit cevabı... Aklımızdan bize uyar teyidi... Benim son kontrol olarak, mekanın seçimlerde kime oy vereceğini anlamak maksatlıymış gibi, içinde hiç bir şüpheci tavır barındırmayan sadece sosyolojik tespit amacında bir poza kamufle edilmiş istihbaratçı çaktırmazlığındaki sorum: Hangi bankayla çalışıyorsunuz? Bu soruya , lan bu herif bizi açık etti korkusuyla, biz onlardan değiliz de sadece ticari avantajları nedeniyle tercih ediyoruz izlenimi yaratmaya dönük bir savunma içgüdüsüyle şu banka cevabı: Doğal olarak, benim gibi bir dakikada insanın tepeden tırnağa filmini çekip teşhisini koyup notunu verebilme yetisine sahip biri açısından ne sonuç yarattırsa, o sonucu yarattı. Ancak o ana kadar gördüklerimiz içinde en iyisi olduğundan; bir süre sonra ev tutarız, olmazsa sana Kırıkkaleyi alırız avuntularıyla gönlümüzü ve gönlünü ferahlatıp Mussano'nun; çaresizliğin not defterine yazdık burayı efendim. Biz bir düşünelimi kendimize kalkan yapıp, mecbur kalmazsak buraya dönmeyiz anlamına gelen görüşmek üzere, teşekkürler vedasıyla; başka yurtlar aramaya yelken açtık.

Hiç yoktan iyidirin şefkatine kendimizi bırakarak, kent merkezine doğru gözlerimiz sağda solda yeni yurtlar bulma niyetiyle ilerlerken, bir dondurmacının önünde; Dur emri verdim!.. Erkek yurdu arıyoruz şöyle şehir içinde deniz manzaralı, bahçeli, jakuzili, yüzme havuzu olan bir yer modunda sormuş olamalıyım ki, dondurmacı kadın: Şimdi dondurma satarken bu zumzukla uğraşmim edasında, ben de buranın yabancısıyım deyip olası tüm sorulardan tek bir cevapla kurtulurum sandı . Yemezler bacım, tezgahın alıcı tarafında olsan belki yerdim de, o tarafta olunca, bu en azından yaz başından beri burdasın demektir. Yaz başından beri burada olmak, en geri öğrencinin bile hatmetmesi konusunda kısa kalan bir kenti ezberlemiş olmak demektir. Bütün bu kanaatlerime rağmen dondurmacı kadının bu mübarek günde kanter içinde kalmasını istemiyen benim yufka yüreğim, torunlarına küllahta dondurma almakta olan iki temiz yüzlü ihtiyarın şehrin merkezinde bankalar caddesi civarında bulabileceğimizi söylemeleri üzerine rotayı derhal o istikamete çevirip, söz konusu yerde arabayı uygun bir yere park ettikten sonra, sora sora bağdat bulunurun imkanlarından da yararlanarak şehrin merkezinde bir yurt bulup kapısından içeri doğru süzüldük.

Merdivenin başında bizi karşılayan kişiyi görünce, canımız ciğerimiz abimiz Memati'den hamili kart yakinimdir yazılı bir belge almamış olmanın pişmanlığını bağrımızın orta yerine bastık...

Adı yurt koyulmuş mekanın aslında pasajdan bozulmuş, dükkanların vitrin camlarına perde asılarak oda haline getirilmiş, kışın oğlanın buzdan heykeliyle karşılaşacağımızdan şüphe duymadığımız, servis imkanı olmayan, duşu tuvaleti eski pasaj ya da iş hanı neyse esnafının ortak ayak yolu olduğunu bağıran mekandan oluşmuş banyo tuvaletli yurdumsudan, çok kısa süreli bir ziyaretle ayrılıp, elimizdeki son kozu oynamaya karar verdik.

Son kozumuz da şudur: Mussano'nun teyzesinin, bu bankada gerektiğinde size yardımcı olacak şu kişi var diye adını verdiği bir meslektaşı... Rotayı o tarafa çevirip bankaya girdik. Falanca beyi sorup katını öğrendikten sonra yanına vardık.

Kırıkkale'nin her noktasında karşılaştığımız yakın alakayı bu şubedeki herkesten de gördük; polis evi dahil olmak üzere oğlanın kalabileceği her kapı zorlandı. Bu esnada biz de fikrimizi, eğer gönlümüze göre bir yer bulamazsak nere olur konusunda aydınlatmaya başladık. Bankadaki tüm personelin işlerini bırakıp bize yönlenmeleri sonucunda, daha önce okula yakın bir bölgede bulunan daha sonra yurt kura satılan Hilton standartlarındaki bir yurdun eski koruma görevlisine ulaşıldı. Onun tamam abi on dakkaya ordayım dan ibaret, ama anlamı bu iş tamamdır netliğindeki cevabından sonra... Fazla uzatıp okuyucuyu da yormim, rüyalarımız gerçek oldu efendim. Bu canımız ciğerimiz olmayı başaran kardeşimiz bizi öyle bir yere götürdü ki, oturup istediklerimiz bunlar deyip şipariş vermiş olsak ancak bu kadar olurdu. Gerçi olay yerine vardığımızda şu duygularıda yaşamadık diyemem. Binaların önüne geldiğimizde ve ilk gördüğümüz anda kafalarımızda hesap makinasının şakırtılı sesiyle rakamların kendilerine yer bulma çabaları, bir birleriyle kanlı bıçaklı bir meydan savaşına girişmedi değil... Her birimiz ayrı ayrı ama yaklaşık aynı rakamlara ulaşan bir tahmin içindeydik. Sonuçlar konusunda birbirimize bir şey söylemesek de, rakamsal anlamda diğerlerini katladığımız biliyorduk da çapı konusunda bir fikrimiz yoktu...

Erkek kısmı yan apartman (pardon rezidans) diyerek yan binadan içeri buyur edildik. İçeri girdiğimiz andan itibaren dışarda aldığımız etki katlandı tabiki... İki cümlelik girizgahtan sonra, yerleri kalmadığı ama bir yerin durumunun şüpheli olduğu konusunda bilgilendirilerek, olmazsa yeni binadan ayarlarız garantisi eşliğinde tüm katların aynısı olduğu söylenen bölüme geçtik. Şura yatak odası, şura banyo, bunlar bilgisayar masaları, bura amerikan mutfaklı salon, bu televizyon diye anlata dursun arkadaş; biz kafamızdan tamamdırı oluşturmuştuk zaten...

Kafamızda evet budurun mutabakatı varken, adettenedir diye fiyatı sorduk. Ama biliyorum ki, ben hayır desem bile yeğenlerin ayaklarına kırmızı halı sermekten imtina etmeyen amca/dayı: ''Abi gerekirse kira karşılığı arabayı bırakıp yaya döneriz diyecek!..'' Öyle bir yer yani...

Rakam söylendi. Bu kez bizde tersine bir şaşkınlık oluştu, rahatlamanın verdiği şımarıklık hemen kendini gösterdi, kafamızda çoktan tutuğumuz mekan için pazarlığa başladık efendim.

Biz pazarlık ederken,bizim Mussano görücüye geldiğimiz evdeki kıza hiç bakmadan hayır diyecek kurbanlık halinden kurtulmuş, ya bu kızı alırsınız ya da şuracıkta bileklerimi keserim modunda... Korkma lan tamam tutacağız diyeceğiz ama, uzun yıllardır ticaretin içinde olmanın heycanının keyfini yaşamaktanda uzak durmak istemiyoruz abi kardeş. Dolayısıyla, çoktan belli olmuş rengimizi belli etmemek için gösterdiğimiz çaba ,oğlanı geriyor. Tuttuk efendim daireyi, oğlan sadece bavulunu alıp gidecek; o kadar yani... Fiyatın çok makul olduğunu her hangi bir özel yurda oğlunu ya da kızını kaydettirme zorunda kalan, niyetinde olan her velinin çok az ilaveyle tutabileceği bir mekan. Bizim bilinçli tercihlerimizden biri Kırıkkale olmasına rağmen yaşadığımız kaygıları göz önüne alarak üniversite çevresinde yurtkura ait yurtların karşısındaki bölgede bu özelliklere sahip çok sayıda kaliteli kız ve erkekler için özel yurtlar olduğunu belirtmek isterim... Ve ayrıca, önümüzdeki yıllarda öğrencilerin ve velilerin bu üniversiteyi de göz önünde bulundurmaları adına yazdım tüm bunları. Eğitim kalitesi nedir konusunda şu an bir şey söylemem mümkün değil, ama zaman içinde yaşadıkça onları da yazarım. (AB standartlarına haiz olduğu, Avrupa Üniversiteler birliğine kabul edilmiş olmasından anlaşılabilir mi, henüz bilmiyorum...) Biz şu an mutlu mesuduz, içimiz her anlamda rahat, bunu biliyorum. Darısı başlarınıza... Son söz, bizim rezidans ''Hocanım'' okula sadece 300 metre mesafede... Evinizden okula gönderseniz bu kadar rahat edemez çocuğunuz, tabi eviniz okulun karşısında değilse... Sadece derslerine yoğunlaşabileceği, hafta sonunu isterse Ankara'da geçirebileceği (sadece bir saatlik bir mesafe) güzel bir kent, güzel bir okul ve ev...Daha ne olsun:))


Nasıl bir üniversitedir bu diye merak ederseniz de bu linki tıklayın

2 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. aslında çok kolay olmadı da:)),çabuk oldu:)(mesafeleri gözetince,arabasız olsak ne olurduyu düşünmek bile istemiyorum:))... mussano'da teşekkür ediyor:))

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP