Mevsim kıştı, ön blogu bitirmek üzereydik. Eski evi yıkma aşamasındaydık. Çocukluğumuzu geçirdiğimiz yekpare arsa artık arasından yollar geçecek bir planlamaya uğramıştı. Köylülükten şehirliliğe geçiş evresindeydik. Bir devir kapanıyordu, ekonomik açıdan kazanç büyüktü, coğrafyamız modernleşiyordu. Peki biz yaşam anılarımızı köy tadından şehirliliğe evirmeyi istiyor muyduk?
Tabii ki hayır.
Ama yeni ve bölünmüş ve imara açılmış coğrafyamızın da boynu kıldan inceydi ve emir demiri kesiyordu. Kaçınılmaz modernleşme bizi de yakalarımızdan yakalamıştı. İlk bina inşaatı dikilmeye başladı. Mimarımız muhteşem bir hanımefendiydi, şahane bir bina usul usul varoluyordu. Ve oldu. Biz de kadim evden çok katlı yeni binaya nakil olduk. Kadim ev yıkılmaya başladı ve iki farklı parselde iki bina inşaatı daha başladı.
Kuş bakışı manzara keyif veriyordu.
Enn sevdiğim kadınla keyfini çıkarıyorduk. Bir kış fotoğrafı çekmek güzel olacaktı, üşenmedim çektim. Aslında birçok anı da yeni binaların altında yok oluyordu. Bizse kaçınılmaz olarak köylülükten şehirliliğe geçiyorduk. Eski evimizin olduğu parseldeki inşaat da bitince bir kısmımız yeniden oraya geçtik, gençlerse yüksek katlara. Büyükler eski ve kadim evimizin olduğu yerdeki yeni kıyafetlerini giymiş binamızdaydık, gittikçe daha şehirli oluyorduk, tıpkı etraftaki yeni yapılaşma gibi. Bu bizi mutlu ediyor muydu, tabii ki hayır. Ama kaderi değiştirmenin de bir yolu yoktu.
Çocuklar bundan etkilenmediler çünkü bizim anılarımızdan onların bir haberi yoktu, artık şehrin bir parçası olmuştuk. Bu fotoğrafı öndeki yüksek binadan çekmiştim, muhtemelen enn sevdiğim kadınla şarap içiyorduk. İnşaatlar bitince mahallenin eskileri, çocuklukları bu topraklarda büyümüş biz, eski evin olduğu yerdeki binaya geçtik. Fotoğraftaki manzaradan vazgeçerek üstelik... Gençler o binanın tadını çıkarırken, biz büyükler kadim binanın yıkılıp yerine modern dünyanın -az katlı- binasını dikince oraya geçmiştik; evlerimiz miss gibi anne, baba, hala, babanne, amca, yenge, dede, kuzenler kokuyordu hâlâ...
Enn sevdiğim kadınla gidelimm dedik bir gün. Ben gitmiştim çocukken, Kars denen deryayı adım adım biliyordum, çünkü adım adım gezmiştim; Kars Ziraat Bankası müdürü olan enn amcam sayesinde...
Sanırım "ben" üzerine onca yazı yazdığım Kars'ı özledim, sevdim. Ama çok popüler olmadığı ve trenlerde normal yolcuların olduğu dönemde gezdiğimiz Kars'ı daha çok sevmiştik ve dönüşte enfes yazılar yazmıştım bence... Birden yeniden Kars'da olmak geldi içimden, donmuş gölün üzerinde enn sevdiğimle gezinmek ve rakı balık yapmak. Ve enn sevdiğim kadınla yollarımız kesişmese, çektiğimiz yüzlerce fotoğraftaki mutluluğu ve tren keyfini de yaşamamış olacaktım...
Ve ben Kars'a dönük çok keyifle yaşadığımız ve yazdığım binlerce satırdan da yoksun kalacaktım... Dönüş yolunda enn sevdiğim kadınla keyifle biralanmak da başka hiçbir ana benzemeyecek kadar güzel ve keyifli olmayacaktı...
24 Mayıs Pazar
11 saat önce

Muhteşem bir kış manzarası, bayıldım. :)
YanıtlaSilMekanlar, yerler zaman içinde değişse de anılar bizimle yaşamaya devam ediyor Sevgili Okul Arkadaşım.
Kesinlikle Sevgili Okul Arkadaşım, iyi ki anı biriktirmek ve paylaşmak gibi bir becerimiz var, ve o sayede ne kadar zenginiz:)
SilSosyal medyanın ünlü eğittiği şehirler önceden şahane olmasına rağmen şuan çok kalabalık ve gürültülü olmuş. Bu sebeple bende sizin gibi bir çok yere gitmek istiyor fakat uzun uzun düşünüyorum...
YanıtlaSilBiraz keşfedici olmakda yarar var sanki, sakin ama çok şey anlatan lokasyonları aramak ve bulmak da çok keyifli, biraz zaman biraz da araştırma işe yarıyor sanki:)
SilÖn bahçeyi kış battaniyesi altında hiç görmemiştim ..Çok güzelmiş ..İnsanın içinden , onun altına yatıp uzanmak geliyor...Özlediğin kadar var , sevgili Buraneros... Denizdeki de sanırım şimdiki Çobanlı İskelesinin eski hali ..🤷🤗...
YanıtlaSilEvet başkanım o iskele, aslında yazın da sunduğu gün ışıması sayesinde enfes görüntüler de sunuyor ve gün henüz ışırkenki muhteşem sakinlik çok keyifli, enfes fotoğraflar çektirmişti yakın bir süreçte bana ve anı yazmamak da mümkün değildi:)
SilDeğişim her zaman gelişimi getirmiyor. Pek çok anı da yükselen binaların altında kalıyor. Çocuklar anlık düşünüyorlar. Birilerinin onlara anlatması, hatırlatması gerek. Yoksa zaman her şeyi kısa sürede yok ediyor.
YanıtlaSilİyi bir "Anı biriktiricisi" olmak çok güzel ve değerli bir iş Buraneros. Hele bir de "paylaşarak" anılar saklanırsa çok daha kıymetli oluyor.
Şanslısınız, ne mutlu enn sevdiğiniz, en değerli yardımcınız.
Enn sevdiğimle tanışmak bana o kadar çok şey kattı ki öğretmenim, satırlar yetmez yazmaya kalksam. Bir başka hayatın da varolabileceğini ondan öğrendim ben... Anılar çok daha hızla heybeye atılmaya başladı ve ruhumun ayakları yerden kesildi o sayede... O önde, ben onun yadımcısıyım desem yeridir. Kesinlikle çok şanslıyım ve emin olun bunun keyfini doya doya çıkarıyorum.
Silkars hep güzel, çok güzel. benim de tadı damağımda kaldı doğrusu. bir haftasonu sadece Kars'a gitmek istiyorum...
YanıtlaSildeğişen evler konusu ise hep biraz hüzünlü. ama hayatın akışı böyle bizim ülkede...
Fikrinden vazgeçme derim Şule, ben çok şanslıydım çok kere yazdığım üzere, kış tatillerimi enfes bi taş binanın içinde yaşayarak ve gezerek Kars'ı, doya doya yaşadım ben. Sonra kader el attı ve muhteşem bir yol arkadaşıyla kendimi yeniden Kars yollarında buldum ve henüz gezginlerimiz keşfetmemişlerdi:)
SilYazınızı okuyunca ben de Kars'a gitmek istedim. Yazı beni öylesine içine çekti ki, okurken hayal ettim😊
YanıtlaSilKış manzarasına bayıldım, çok ama çook güzel😊
Anılar ne kadar güzel, ben çok özlüyorum anılarımı😊
Hayali gerçeğe döndürmek kolay iştir ve Kars bazı bünyeler için ilaçtır. Şu sonradan piyasaya çıkan gezi treni ile değil de gerçek Kars treni ile yola çıkmak bence çok keyiflidir, o trendeki insanlarla kaynaşmak da... Üzerine düşün bence, Kars yazılarımdaki fotoğraflara bi göz at, heyecan yaratabilirler sanırım:)
SilHikaye Samsun' da başlayıp Kars' a evrildi. İşte senin yazılarının zenginliği burdan geliyor. :) Kar manzarası müthiş..
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim Sevgili Momentos fakat benim zenginliklerim blog sayesinde edindiğim dostluklarımdan geliyor, onların varlığı ile çoğaldım, çoğalıyorum ben, blog denen varlıkla rastlaşmasaydım bu yazıların ve iletişimlerin hiçbiri olmayacaktı:)
Sil