4 Şubat 2026 Çarşamba

Sabahın Köründe Bir Fotoğraf Üzerine Tahmin

Fotoğraf nereden gelmiş ve benim çalışma masama konmuş bilmiyorum. Acaba diyorum, Polonya'dan olabilir mi? Henüz sormuyorum. Fotoğrafın kıyısına ad koyduysam da bizden olmayabilir diye de düşünüyorum lakin o zaman niye bizim fotoğrafların arasındaydı ve onu bilgisayarıma transfer ettim diye bir sorgulama içine giriyorum.

Acaba diyorum bir yandan da!

Acaba?


Erasmus görmüş şahıs uyanınca soracağım, şu an anlaşıldığı üzere sorma şansım yok.

Yoksa ben bu fotoyu bi yerde gördüm ve beğendim de mi buraya sokuşturmayı düşündüm... desem de yine de duruma net bir yanıt veremiyorum. Tüm bunlara rağmen kareyi çok sevdiğim kesin, üzerine bir dolu satır bile yazabilirim lakin şimdilik serinkanlı durup Polonya yaşamış şahısın uyanmasını bekleyip durumu duruma göre netleştirmeliyim. Şu an benim evdeki Leh şahsın uyanmasını da an itibariyle epeyi beklemem gerekiyor!

Şimdilik,

bu süreçte beynimi tırmalamaya devam edebilirim...

 



Gün henüz ışımadı, saat 05:14, bense bilgisayarın başına geçeli tahminen yarım saat oldu.

Uyku tutmadı beni, gel sen tut.

Bu ifadeyle nerede rastlaştım bilmiyorum ama çok sevdiğim kesin. Üzerine düşünsem ve ufak bir arama yapsam kesin bulurum ama bırak öyle kalsın diyor içsesim. Fakat tembelim de...

İçimde bir ateş harlanıyor, beni aradan çıkarmayı kesin kafaya koymuş, bana sen şöyle bir kenara çekil dedi ve "uyku tutmadı gel sen tut," üzerine bir araştırma yapmayı düşün dedi. Ben daha çabuk bulabilirim sanki, diyorum, uyku tutmadı kısmını referans olarak önüme koyuyor ve kollarımı sıvıyorum.

Lakin ne yapsam ne etsem de bulamıyorum, yoksa ben mi icat ettim diye düşünüyor, ayaklarımı da yerden kesiyorum fakat henüz emin değilim.

Yoksa diyorum sonra?..

Ve neden bugün ve birden önüme düştü ki diye yeni bir sorgulama içinde buluyorum kendimi. Eğer bunu bir yerde okumadan ben yazdıysam alkışı hak ettiğimi düşünüyorum ama bir kadın elinden çıkmış olmasını daha çok istiyorum.

Yoksa ben,

bu tür durumlar içinde kalıp o türden ve bana yönelmiş cümlelerin tadını çıkarıp hava atmayı mı seviyorum?


Gün henüz uyanmış değil, bir tembel teneke ezanı dinliyor ve ben tembel teneke olarak bir romantizm duvarına çarpmış aklımdan ve de fır dönenler üzerinden araştırmalar yapar haldeyim. Lakin yıllar yıllar eskisi cümleden çok da eminim ama, diyorum. Sonra, bu enfes ifadeyi bünyeme katan kim idiyse; aklıma düşmüş ve merak içinde ve sabahın bu saatinde bir türlü uykuya dönemeyen beni uyandığımda;

işte bu, diyerek uyandırsın istiyorum!

Ne hava atarım ama!

17 yorum:

  1. İnsan o saatlerde de çok romantik oluyor ama yahu :)

    YanıtlaSil
  2. Yazınızı okuyunca bir şiir geldi aklıma. "Günün en güzel saatleri bunlar..."
    Ama ben erkenden uyuyan biriyim o yüzden emin değilim sözün doğruluğundan. :) Siz de şiir gibi yazmışsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, ben de erkenden uyanan biriyim, iş hayatından bir kalıntı, büyüklerimiz güneş üzerinize doğmadan iş başına derlerdi:)

      Sil
  3. uğruna yazı yazılacak kadar güzel değildi. çirkin bi fotoğraf bile değil. boş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de ama elimden ancak bu kadar geliyor, uyarı için teşekkür ederim, daha güzel ve okunabilir şeyler yazmak için gayret edeceğim.

      Sil
    2. yazma amacın tıklanmak mı? yoksa gerçekten bir blog tutmak, günlük veya iç akışı yapmak mı? aptal bi yazıya tıklanınca ne olacak.hiç. yapma.
      ve son olarak; ilk yorumumu anlayışla karşıladığın için teşekkürler.

      Sil
    3. Tıklanmak umurum değil, çok uzun yıllardır yazıyorum, elimden gelen ve yeteneğim bu ve yazmaktan zevk alıyorum, bu alemdeki insanları seviyorum. İletişimde olduğum insanlar bana yetiyor. Bir edebiyat ya da şöhret koşucusu değilim, kimseyle de yarışmıyorum. Yani hikayem bu kadar kısacık:)

      Sil
    4. sana daha iyi yazılar yazdırmalıyız. çabamız iyi olana yönelik olmalı, sığ olana ve sığ kalmaya değil.

      Sil
    5. Çok teşekkür ederim, hiç zahmet etme ben bu saf halimden çok memnunum, okur çevrem de. Alim falan olma niyetinde de değilim ve yaşım epey kemale ermiş durumda, burası bi hobi benim için ve iletişim içinde olduğum insanları çok seviyorum, hepsini saygıdeğer buluyorum. Yani hikayem bu kadar, teşekkürler verdiğin emek için, hoşçakal!

      Sil
    6. estağfirullah, saf demedim sığ dedim. saf demek salak demek gibi. lütfen öyle anlamayın. sığ dedim gerçekten. sadece sığ yani. bu kadar.

      Sil
    7. Anladım, sığ olmak da güzel, bundan sonra deneyeceğim. Teşekkürler.

      Sil
    8. rica ederim. ama sığ olmak güzel değil. çünkü kapasiten varsa düşürür. yoksa da daha aşağı çeker.
      gattaga'yı izlemeni öneririm. çok güzel filmdir. yaşı kemale erenler için bence süperdir.

      Sil
    9. Filmleri sinemada izlemeyi seviyorum, şu ara pek vaktim yok, öneri için teşekkürler, fırsat bulduğum zaman izlerim. Sohbet için de teşekkürler, sanırım birbirimizi kısmen de olsa anladık. Hoşçakal...

      Sil
  4. Bir fotoğrafın düşündürdükleri :)) Sahi o saatlerde insan illaki düşünecek bir şey buluyor ve gün ışığıyla o düşüncelerimi ele aldığımda çok yoğun buluyorum. Bence icatlar, güzel şarkılar ve edebi eserler de bu saatlerin ürünü olabilir ancak. Yüzümüzü gülümseyin yine sevgili Buraneros, kalemine sağlık :)

    YanıtlaSil
  5. *"yüzümüzü gülümsettin"olacaktı.. Telefondan girince klavyenin azizliğine uğruyorum :)

    YanıtlaSil
  6. O kadar çok görsel ve yazılı uyarana maruz kalıyoruz ki bu durum çoğunlukla hatırlama konusunda bir handikap oluşturuyor. Eskiden hangi kitapta okuduğumuzu ya da hangi filmde gördüğümüzü çok net bilirdik. Sizin akıllı telefon tutsaklarından olmadığınızı biliyorum Sevgili Okul Arkadaşım, ama sanki yine de sosyal medyadaki akış etkili oluyor belki de. :)

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

mucanberk@hotmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP