17 Ocak 2011 Pazartesi

Erasmus Kullanım Kılavuzu (Frengistan'a ayak basmadan önce yapılması gerekenler)

İşi Kolaylaştırıcı Faktörler: Önceden edinilmiş İngilizce, sabır ve sizden daha hevesli bir baba..

Yaklaşık 2 yıl önce..

Baba: Şu Erasmus işiyle ilgilen, gerçi ders bırakırsan gidemezsin..

Oğul: Baba alttan dersle ilgisi yok. Sadece dil sınavından yüksek not almak ve not ortalamanın 2.50'nin üstünde olması gerekiyor.

Baba: Olur mu öyle şey.. Ders bırakmış olan adamı almazlar..

Yaklaşık 1 yıl önce..

Baba(telefonda):
Dil sınavından 90 almışssın, bölüm 1.'si olmuşssun..

Oğul: Sizin nerden haberiniz oldu?.. (içten içe bir gülümseme)

Ardından Polonya geyikleri ve gidilecek okul seçimi üzerine tatlı tartışmalarla geçen bir yaz.. Megalomanlık fırsatını değerlendirmek isteyen oğulun, sürekli internetten Erasmus'la ilgili birşeyler öğrenip önüne koyan babaya, "abartacak bir şey yok, daha erken, bunalıyorum" tarzındaki artist hareketleri...

Bu süreçte bütün eş-dost, akrabanın durumdan haberdar olması ve omuzlardaki yükün artması..

4 ay önce, okulların açılmasıyla birlikte:

Öğrenci: Hocam şu işlemleri bir an önce başlatsak, tarihler belli olsa da uçak biletini ucuzken alsak. Hehe..

Erasmus Bölüm Koordinatörü: Hiç bu kadar erken başlamamıştık.. Siz zaten 2. dönem gideceksiniz, daha var. Kasım'ın ilk haftası gibi hallederiz işlemleri..

(Bu olay 1 ay boyunca 4-5 kez tekrarlanır ve her seferinde hocanın kapısından bir sonuca ulaşılamadan dönülür)

Kasım'ın ilk haftası ise, aksilik bu ya, vize haftasıdır ve bu yoğunlukta hocanın yüzünü gören cennetliktir!.. Peşi de bayram tatilidir. Yine de pes edilmez ve hocanın yakalandığı bir aralıkta gidilecek okulun açılış tarihi mail attırılarak öğrenilir..Biletler Lot'tan en fiyakalı uçaklardan, İstanbul-Varşova gidiş-dönüş 470 lira gibi gayet cüzi bir miktara alınır..

2 ay önce:

Şimdi doldurulması gereken formlara gelir sıra. Application Form (Gidilecek okula gönderilmesi gereken başvuru formu), Learning Agreement (Seçilecek dersleri kapsayan bir nevi öğrenim anlaşması, seçilebilecek dersler size gideceğiniz okul tarafından bildirilir, öyle her dersi alayım okul kolayca bitsin yok! 30 kredilik bir sınır var) ve Recognition Sheet (Tam çevirisi konusunda tartışmalar yaşanmakla birlikte, sanırım akademik tanınırlık belgesi diyebiliriz).. Formlar hoca tarafından öğrencilerin eline tutuşturulur. Pardon mail yoluyla atılır. Bir ihtimal -yüksek ihtimal- yazıcınız yoktur da, çıktı masrafları falan sizin cebinizden çıksın diye!

Siz de bunun üzerine avanak avanak gidip 10 sayfa civarı renkli çıktı alırsınız ( yaklaşık 5 lira tutuyor) Hatta centilmenlik yapıp 2 arkadaşınız için daha çıktı almanız, cebinizden 15 lira çıkmasına yol açar. 15 lira bizden bir öğrenci için, Ankara'ya gidiş-geliş otobüs ve 2 kullanımlık ego parasıdır!

Formları bir şekilde doldurup bölüm koordinatörünüze götürmek üzere güle oynaya odasının yolunu tutarsınız. Ancak sevincin kursakta kalma hali bir tokat gibi çarpar suratınıza.

-Bu formlar bilgisayarda doldurulup sonra çıktı alınacaktı. Siz önce çıktı alıp, sonra kalemle doldurmuşssunuz, olmamış!

Formların üzerinde “siyah kalemle doldurulmalıdır” gibi bir ibare bulunmasına karşın itiraz hakkınız vicdanen yoktur. Çünkü karşısınızdaki adam, okul boyunca aldığınız ve alacağınız en zor dersleri veren hocalardan biridir. Önünüzdeki sınavları riske atmak istemezsiniz. O bir heykele ucube derse, çok büyükmüş, güzelmiş diyemezsiniz. Derseniz eğer, basından kayıtların silinmesini rica etmek zorunda kalırsınız.

Böylece eve dönülür. Formlar sıfırdan başlanarak bilgisayardan yeniden doldurulur ve cepten bir 15 lira daha çıkar..

Ancak sürprizler bununla sınırlı değildir. Karşı okuldan alacağınız “Polish Language” dersinin doğal olarak sizin okulunuzda bir karşılığı bulunmamaktadır. Durumu Recognition Sheet'i doldurmadan önce farkedip bölüm koordinatörünüze sormanız: “Ne akıllılık ettim be!”, gibi bir böbürlenmeye yol açabilir. “Türkçe yazın” cevabını alarak hocanın odasından 150. kere ayrılırsınız. O odaya sahibinden sonra en çok girip-çıkanlardan biri olmuşsunuzdur ve artık odayla aranızda duygusal bir bağ oluşur.

Bölüm koordinatörünüzün odasına 151. girişiniz, Erasmus sürecinde yaşanan tatsızlıklar listenize yeni bir çentik atacaktır. Çünkü “Çocuklar ben size dersin karşılığı olarak Türkçe yazın dedim; ama Lehçe olacakmış” cevabı formları bugün de teslim edemeyeceğinizin habercisidir. “Bu hafta çok yoğunum konferanslarım var, haftaya gelin” şeklinde devam eden kara haberler zinciri Aralık'ın 15'ine kadar formları karşıdaki okula gönderemeyeceğinizi tescil eder. Siz olayın şokunu atlatamayıp “Lehçe mi yazılacakmış?” diye afallarken, karşıdan gelen cevap psikolojik dayanıklılığınızı test etmeniz için önemli bir fırsattır: “Polonyaca mı olacaktı? Hahaha...”

Formları teslim edemeseniz de, bu bir haftalık süreyi -eğer halletmediyseniz- pasaport başvurusu yaparak, hibenizin yatacağı bir Euro hesabı açtırarak (Bizim okul Ziraat Bankası'ndan açmamızı istedi), sağlık sigortanızı yaptırarak (tüm Schengen ülkelerinde geçerli ve minimum 30.000 euro teminatlı olmalı, maksimum 45 euro gibi bir fiyat tutuyor) değerlendirebilirsiniz. Pasaport başvurusu yaklaşık 10 dk sürmekte ve e-pasaportunuz 3 gün içinde aps'yle adresinize gelmektedir. Başvurunuzu tercihen küçük şehirlerde yapmanız lehinizedir. Bu süreçte “Almışken Ankara'dan alalım” deyip, 1 hafta randevu sırası bekleyeni çok gördüm ben..

Bu arada, pasaport başvurunuza gitmeden önce AB Ofisi'ne uğrayıp sekretere, Vergi Dairesi'ne onaylatıldıktan sonra başvuru sırasında Emniyet Müdürlüğü'ne verilecek Harçsız Öğrenci Pasaportu dilekçenizi yazdırın. 50 lira cüzdan bedelinin yanında 95 lira harç ödememek için.. İki büyük parasından fazla bir meblağ sonuçta.. Gerçi 24 yaşın altındaysanız içemezsiniz, unutmuşum..

Biz asıl sorunsalımıza dönelim. Formları en sonunda kusursuz bir biçimde doldurduktan sonra, bölüm koordinatörünüze imzalatmanız gerekiyor. Bu 3 formu (Application Form, Learning Agreement ve Recognition Sheet) bölüm koordinatörünüz en sonunda imzaladıktan sonra sıra AB Ofisi'ne teslim etmenize gelir. AB Ofisi'nde çalışan amcalarla iyi ilişkiler kurmanız, sizin İngilizce bilginizi test etmek için sordukları sorulara tüm zorluğuna rağmen gülümseyerek cevap vermeye çalışmanız lehinize sonuç verir. Gideceğiniz okula gönderilecek Application Form ve Learning Agreement kopyalarının posta masrafından kurtulmanızı sağlar. "Bu ay su faturası da 30 lira geldi, hehe.." şeklinde araya sıkıştıracağınız ajitasyonlar önemli.. "Tamam, tamam biz Rektör Yardımcısına da imzalatıp, postaya veririz" cevabını alıp içinizde bir rahatlama yaratır.

Gerekli formları gideceğiniz okula gönderdikten sonra sıra vize öncesi son aşamaya gelir. Karşıdaki okuldan gelecek adınıza hitaben yazılmış kabul belgesi "Acceptence Letter"'ı beklemeye başlarsınız. Bu işlemin Noel Tatili civarına denk gelmesi cevabın gelmesini geciktirebilir. Bizde bir sorun olmadı, kabul belgelerimiz 1 hafta içinde geldi. Ancak diğer okula gitmeyi tercih edenler öğrendiğim kadarıyla "sabır testlerini" henüz sonuçlandırabilmiş değil. Biz şu sıralar vizemizi bağrımıza basarken, onlar gergin bekleyişlerini sürdürmekte.

2.bölüm:Vize alma süreci ...

5 yorum:

  1. sevgili mussano, süreci bildiğimden olsa gerek, işi kolaylaştırıcı faktörlere her seferinde gülüyorum... o hevesin ne kadar değerli olduğunun farkında olduğunu ama içten içe de kendi hevesini de perdeleyebileceğini de... ama ben gene de söylüyorum; şu erasmus programında hevesli babalar için de bir alt program oluşturulmasında fayda var. :))

    her adımında keyifle ve öğrenerek, dolu dolu yaşaman dileğimle...

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Mussano,

    Erasmus Programına katılabilme süreçlerini böylesine göğüsleyen, yılmadan!mücadelesini sürdüren ve her tür traji komik duruma rağmen oğulun geleceği için inanılmaz çaba sarf eden ve hiç birşekilde heyecanını, hevesini kaybetmeyen baba'ya (rahmetli barışmanço gibi!) alkışşşşşşş :)diyorum...

    ben de bu tür süreçleri yaşamımın bir döneminde (eğitim: uk.'de ve Germany'de )sıklıkla yaşadım diyebilirim...

    Oğula başarılarla dolu Erasmus süreci dilerim...Babaya'da ardı sıra sürpriz (gezilerle) küçük küçük çıkarmalar:)

    YanıtlaSil
  3. Valla ilk bölüme çok güldüğümü söylemeliyim:))

    Sanırım kendi tarafımdan da bi yazı yazmam gerek... Ebeveynler için:)

    Fakat tüm bunlaradan önce, konuya daha vakıf biri olarak:))) özellikle, 2.50 notun sadece Erasmus'a başvurmak ve dil sınavına girme hakkına sahip olabilmek için yeterli olduğunun altını çizmeliyim. Çünkü dil sınavından alınacak not ile birlikte akademik notun ortalaması alındığından,sonuçta birilerinin sizin üzerinizde yer alma ihtimali fazlasıyla vardır, dolayısıyla notlarınız yüzünden erasmusun sadece rüyasıyla yetinmek zorunda kalabilirsiniz. Ayrıca sıralamada yukarıda olmak her açıdan avantajlıdır. Hibeden yararlanma şansınızı artırır. Altta kalıp cepten gitmek zorunda kalmakta vardır. Üstlerde özellikle 1. sırada olmanın bir faydası da şudur: Gidilecek okulu önce siz seçeceğiniz için, yaz uykusuna yatabilirsiniz:))

    Novella'ya; biz yol açarız efendim, ötesine karışmayız... ki an itibariyle işimiz bitti:))

    Esmir'e; Çok teşekkür ederim. Açıkcası benim için oldukça eğlenceli bir süreçti:))

    YanıtlaSil
  4. Bize kocaman :) başarılar dilemek düşüyor galiba babaya hürmetler

    YanıtlaSil
  5. Erasmus farklı bir deneyim ve herkesin katılması gerektiği düşüncesindeyim. İnsanın ufkunu oldukça fazla geliştiriyor. Konuyla ilgili faydalı olabilecek başka bir yazı daha okumuştum sizinkiyle paralel olan:

    http://nediycem.blogspot.com/2011/08/erasmus-gibisi-olmad-hayatmda.html

    Umarım ilgilenen arkadaşlara faydalı olur.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil

İLETİŞİM İÇİN

laparagas@gmail.com

KATKIDA BULUNANLAR

E-POSTANIZA GELSİN İSTİYORSANIZ

Lütfen e-posta adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

Blogdaki yazıların tüm hakları La Paragas yazarlarına aittir.
Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP